"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Altın Portakal’da köstebek kim

44. Antalya Altın Portakal Film Festivali, baştan sona mükemmel bir organizasyona sahip olmasına rağmen son anda gelen bir talihsizlikten kurtulamadı.

Herkes nefesini tutmuş kapanış töreninde açıklanacak sonuçları beklerken, ulusal yarışmanın kazananları, ödül töreninden saatler önce internetteki en güvenilir sitelerden biri olan medyatava.com’daydı.

Haberi okuyunca herkes gibi ben de şok oldum. Son ana kadar gizli tutulması gereken sonuçlar ortaya çıkınca törenin heyecanı da kalmadı. Aday olan pek çok oyuncu, ödül almadıklarını öğrenince törene katılmaktan vazgeçti zaten.

Peki bu olay nasıl gerçekleşti, bilgiler basına nasıl sızdı?

Bu noktada gözler önce jüriye çevriliyor.

Burada hemen bir parantez açmak istiyorum. Farklı yerlerde jüri üyeliği yaptığım için bu işin ne kadar zor olduğunu bilirim. Seçmesi ayrı, sonuçları gizlemesi ayrı bir derttir. Tören öncesinde herkes kazananları öğrenmeye çalışır. Eş, dost, düşman herkes arar. En iyisi o gün telefonu kapalı tutmaktır. Bu durumlarda en çok zan altında kalmaktan korkmuşumdur. Ya bilgi sızar ve bir kişi bile köstebeğin ben olduğumu düşünürse? Düşüncesi bile korkunç geliyor.

İşte bu nedenle, sonuçları basına sızan ulusal yarışmanın jüri üyeleri Genco Erkal, Cem Yılmaz, Mehmet Açar, Zeki Demirkubuz, Uğur İçbak, Nida Karabol, Hale Soygazi, Mahinur Ergun, Emrah Yücel’in heyecanla başla çaba harcayan yetkililerin şu anda kendilerini ne kadar kötü hissettiklerini çok iyi tahmin edebiliyorum.

Bu noktada öyle ya da böyle her biriyle yolu bir yerde kesişmiş biri olarak söylemek istediğim bir şey var. Jüri üyelerinin hepsi birbirinden değerli isimler ve bence aralarında böyle bir sorumsuzluk yapacak tek bir isim bile yok.

Diğer yanda kazananların basına nasıl sızdığını merak etmemek de elde değil tabii.

Çok yakında cevaplanacağını düşündüğüm soru işaretleri havada uçuşurken kesin olan tek bir şey var: Medyatava farkını ortaya koydu, haberi herkesten önce ve doğru olarak yazdığını bir kez daha kanıtlamış oldu.

Not: Kapanış töreninde sunucular Meltem Cumbul ve Halit Ergenç’in kazananların isimleri açıklanmadan, onlarla ilgili bilgi ve ipucu vermelerini eleştirmeden geçemeyeceğim. Fatih Akın’ın ismi okunmadan Kısa ve Acısız’dan bahsedilirse, En İyi Yönetmen Ödülü’nü kimin aldığı da açıkça belli olur, zarfın açıldığı anın heyecanı da kalmaz tabii!

Kevin Costner’a neden hayran oldum

Sarışınların gözüme her zaman daha güzel göründüğünü Brad Pitt ve Jude Law hayranlığım yeterince ortaya koyuyor herhalde. Çoğu yerde Brad Pitt’e aşık olan yazar diye anıldığımı da biliyorum. Neyse ki iftira değil!

Beğendiğim sarışınlar listeme en son Kevin Costner’ı ekledim. Sarı saçları, yeşil gözleri bir yana en çok yaptığımız röportajda tanıdığım Kevin Costner etkiledi beni.

Söze "Dilinizi bilmediğim için özür dilerim" diye başlayacak kadar nazik bir kere.

Röportajda önümde duran bardağın temiz olduğuna emin olamayıp, hemen değiştiren de o. Bu konuda ne kadar takıntılı olduğumu bile bilmiyor üstelik.

O evli, aşık ve mutlu bir adam. Ben yıldızım, yanımdaki kadından bahsedip, kadın hayranlarımı uzaklaştırmamalıyım gibi bir takıntısı yok. Beğenilmenin yolunun yalnızlıktan geçmediğinin farkında. Her fırsatta eşinden söz ediyor. Ve inanın aşık bir adama insan daha da bir hayran oluyor. Gözleri bir başka parlıyor çünkü.

Kevin Costner esprili bir adam. Nasıl giyiniyorsunuz sorusunu, "Özel bir şey yapmıyorum, beni giydiren de soyan da eşim" diye cevaplıyor.

"Hollywood yıldızı olabilirim ama kimseye tepeden bakacak ya da kendimi ağırdan satacak değilim" dediğinde ise beni kalbimden vuruyor.

Ağır abilerden ne kadar sıkıldığımı o anda daha iyi anlıyorum çünkü.

Coppola’dan öğütler

Geçen hafta Antalya’da buluşma imkanı bulduğum Francis Ford Coppola’ya, "Risksiz film yapılabilir mi acaba" diye sordum. Baba (The Godfather), Drakula (Dracula), Kıyamet (Apocalypse Now) gibi filmlerin yönetmeninin vereceği cevap önemliydi benim için. Yılların tecrübesi, sinemada riski azaltan, gişeyi artıran öğelerin şiddet, korku ve pornografi olduğunu söyledi. Ve ekledi "Bunlara başvurmak kolaya kaçmak olur, zor olan ise izleyiciyi duygusal anlamda etkileyen ve onları düşünmeye iten filmler yapmaktır."
X