GeriSpor Altın madalyalı kanatsız kelebek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Altın madalyalı kanatsız kelebek

Altın madalyalı kanatsız kelebek
refid:18380339 ilişkili resim dosyası

Beytullah Eroğlu, denizsiz şehir Kahramanmaraş'ın, kolları olmadan Avrupa şampiyonluğunu kazanan milli yüzücüsü. 3 Temmuz'da Berlin'deki Avrupa Bedensel Engelliler Şampiyonası'nda, kendi kategorisinde 50 metre kelebek stilinde altın, 200 metre karışıkta gümüş madalya aldı. Kelebekte dünya sıralamasında üçüncülüğe yerleşti. Eroğlu, Kahramanmaraş'ta yaşıyor. Ekonomik olanakları sınırlı bir ailenin çocuğu. Evden çıkıp topluma karışması, yüzmeyi öğrenmesi, kol gücü gerektiren kelebek stiline geçmesi, kısacası 15 yıllık yaşamı mucizeler zincirinin bir sonucu. Eroğlu "Başarım, toplumda engelliler hakkındaki önyargıların değişmesini sağlayacaksa ne mutlu bana" diyor.

Eroğlular, Kahramanmaraş'ın arkasında tüm heybetiyle yükselen Ahır Dağı'nın eteklerinde, merkeze yaklaşık beş kilometre uzaklıktaki Serintepe Mahallesi'nde yaşıyor. Aile üç odalı aparman dairesinde kiracı. Misafir odasının, koridorun  duvarlarında Beytullah'ın yarışma fotoğrafları asılı. Berlin'de aldığı son kupa ve iki madalya salondaki büfenin üstüne yerleştirilmiş. Bugüne kadar kazandığı madalyalar ise tavandaki kalorifer borusuna bağlanmış, tomar halinde sarkıyor.

Beytullah odasını iki erkek kardeşiyle paylaşıyor. İkisi de yüzücü. Recep'in (12), il birincilikleri var. Enes (10) ise yüzücülükle güreşçilik arasında kararsız. Hem yüzücü hem de babasının kuzeni, dünya şampiyonu Şeref Eroğlu gibi güreşçi olmak istiyor. Bu yaz günde yedi saat Kuran kursuna gidiyorlar, sonbaharda ağabeyleriyle antrenmana başlayacaklar. Kardeşleri Şevval'in (2,5) gelecek yıl yüzmeye başlaması planlanıyor.

Mustafa Eroğlu, mobilya cila ustası. Birkaç yıl öncesine kadar, üç kişilik ekibiyle, kendi atölyesinde çalışıyordu. Amcasının 17 yaşındaki torunu Hilal'le evlenip, ilk kez baba olunca hayatının akışı değişti. Sülalede ondan önce ve sonra karşılaşmadıkları bir sorunla doğmuştu Beytullah. "15 yıldır hayat bizim için ağır bir sınav gibiydi, nihayet şimdi bu duygu geride kaldı" diyor Mustafa Eroğlu.

/images/100/0x0/55ea3f5df018fbb8f873cdf2

Beytullah'ın bugünkü durumuna bakıp, ailenin geçmişte yaşadıklarını tahmin etmek imkansız. Çünkü Beytullah hep tebessüm eden mutlu, iyimser, girişken bir genç. "Şimdiye kadar okulda hiç dışlanmadım" diyor. Anadolu Tekstil Meslek Lisesi'nde ikinci sınıfa geçtiğini, bilgisayar programcılığını seçeceğini anlatıyor heyecanla. Öğretmen ve okul yöneticilerinin kendisini çok desteklediğini söylüyor. Çocukların "kollarına ne oldu" sorusuna espriyle cevap verecek kadar kendisiyle barışık: Bugün evde unuttum! Sağ ayağıyla çatalı, kaşığı, kalemi tutup yemek yiyor, yazıyor, bilgisayar kullanıyor; sadece giyinmek ve tuvalet için babasından yardım istiyor.
Burnundaki kırıkların, sağ kaşındaki yara izinin nedenini sormazsanız, geçmişteki zor günlerden bahsetmeyi pek sevmiyor.

KENDİ BAŞINA YÜRÜDÜ

"Dört yaşına kadar ayakta duramıyordu, dikkatli davrandığımız halde hep yüzünün üstüne düşüyordu. Kalça çıkığı için Tarsus'ta yapılan ameliyat sol ayağını daha kötü hale getirdi. Diğerinden 10 santimetre kısa kaldı. İlk yıllar çok ağladım. Yürüyemeyeceğini söylediler. Fakat kendi çabasıyla önce oturup dik durmasını, sonra kalkıp yürümesini öğrendi" diyor Hilal Eroğlu. "Birkaç yıl sonra, yere düşen dikiş iğnesini alıp bize verecek kadar iyi kullanmaya başlamıştı sağ ayağını. Çocuklardan çekindiği için sokağa çıkmıyor, evde kardeşleri, akraba çocuklarıyla oynamayı seviyordu."

Beytullah ilkokul çağına geldiğinde, babası başvurduğu okulun müdüründen "Kusura bakmayın, öğretmenlerimiz ve veliler sınıfta özürlü çocuk istemiyor" cevabını aldı. Neyse ki öğretmen Ali Rıza Sezer inisiyatif kullandı, "ben sınıfıma alırım" dedi. Sorunlar bununla bitmiyordu, tuvalet ve yemek ihtiyacı için okulda refakatçi gerekiyordu. Mustafa Eroğlu, ağabeylerinin kapısını çaldı. Çocuklarından birinin yardımını talep etti. Bir ağabeyin reddettiğini, diğeri kabul etti. Kuzenlerinden Tuğba, tam beş yıl boyunca 24 saatini Beytullah'la geçirdi.
2001'de okula başladığı yıl, şans Beytullah'ın kapısını ikinci kez çaldı. Kahramanmaraş Engelliler Spor Kulübü, okullarda engellilere yönelik ücretsiz yüzme kursu duyurusu yapmıştı. Mustafa Eroğlu teredütteydi. "Paralimpik sporcuları, yarışmaları hiç duymamıştım. Oğlumun suyun üstünde durabileceğini bile sanmıyordum. Tek arzum evden çıkıp sosyalleşmesini sağlamaktı. Bu kez kursu haber verip bizi teşvik eden okul müdürüydü. Birlikte Beytullah'ı, Osman Hoca'ya götürdük."            

Beytullah her gün okuldan sonra 12 Şubat Stadyumu'nun bitişiğindeki kapalı yüzme havuzuna gitmeye başladı. Antrenör Osman Çullu ilk kez kolsuz bir çocuğa yüzme öğretecekti. En büyük sorun, su üstünde durmasını sağlamaktı. Çözümü kendi geliştirdi: Strafor simidin ortasına bez bağladı, altı yaşındaki yüzücü adayını simide oturtup suya bıraktı. Beytullah sırtüstü ve serbest yüzmeyi öğrendi. Korkusunu yenip, simitsiz yüzmeye başlaması tam beş yıl aldı. Osman Çullu'nun 2006 yılında Güney Afrika Engelliler Dünya Şampiyonası'nda çektiği görüntüleri izleyip, çok daha ağır engellilerin yarıştığını görmesiyle simidi çıkardı.

TRABZON’DA HERKES AYAKTA ALKIŞLADI

2007'deki Uluslararası Karadeniz Oyunları, Beytullah için dönüm noktasıydı. Serbest stilde, kolları olan engellilerle 50 metre yarışına girdi. Sonuncu olsa da, yarışı izleyicilerin alkışla tuttuğu tempo eşliğinde tamamladı. Havuzdan çıktığında tüm salon azimli yüzücüyü ayakta alkışladı. TV'deki canlı yayından video klibe dönüştürülen yarışma görüntüsü, uzun süre internette dolaştı.

İlk uluslararası deneyimi 2008'de Slovakya'daydı. Uluslararası Paralimpik Komitesi'nin (IPC) eski başkanlarından Anne Green,  Beytullah'ın yarışma kategorisini belirledi. Komite her dalda sporcuları en ağır engelliler 1, en hafif engelliler 10 olmak üzere sınıflandırıyor, her kategori kendi arasında yarışıyordu. Beytullah yüzme 5'e (S5) alındı, serbest ve sırtüstü stilde yüzmesi önerildi. 50 ve 100 metrelerde iki gümüş madalyayla döndü Kahramanmaraş'a.

/images/100/0x0/55ea3f5df018fbb8f873cdf4

2010 Berlin IPC Avrupa Şampiyonası öncesinde hocası Osman Çullu'nun aklına bir başka fikir geldi: "Bize serbest ve sırtüstü önerilmişti. Fakat kurallara göre, ayaklarını birlikte kullanabilirse kelebek kategorisinde de yüzebilirdi. Denemesini önerdim. Bir gün çalıştı. Ertesi gün dakika tuttum, olimpiyat barajı 1 dakika 26 saniyeydi, Beytullah 59 saniyede yüzüyordu. Berlin'de beş stilde yarıştı. Hepsinde dünya şampiyonasına katılma hakkını elde etti. 50 metre sırtüstünde gümüş, 50 metre kelebekte bronz aldı. Ayrıca gençler sıralamasında 3'üncü oldu."

Yüzme Beytullah için sosyalleşme aktivitesi olmaktan çıkıp, varoluş mücadelesine dönüşmüştü. Güçlü kol gerektiren kelebek stilinde, belden aşağısını yunus balığı gibi kullanıp rakiplerine fark atıyordu. Dereceleri hızla gelişiyordu. Antrenmanlarda, yarışmalarda oğlunun yanında olmak zorunda kalan babası atölyesini kapattı, başka bir iş aramaya başladı. Şimdi önlerindeki hedef 2010 Hollanda IPC Dünya Şampiyonası'ydı. Kelebek ve sırtüstünde final yüzdü, her ikisinde de dünya altıncısı oldu. 2011 Martı'nda Danimarka'da Uluslararası Açık Yüzme Yarışması'na girdi, altı stilde yüzdü, dört altın iki gümüş madalya kazandı. Daha da önemlisi barajı geçip tüm kategorilerde 2011 Berlin Avrupa IPC Yüzme Şampiyonası'na katılma hakkı elde etti.

Borçlarını ödemek için otomobilini satan, iş bulamayan Mustafa Eroğlu'na il spor müdürlüğü sahip çıktı. 2010 yazında, sözleşmeli personel statüsüyle havuzda görevlendirildi, bu sayede haftada altı gün, dörder saat antrenman yapan oğlundan ayrılmadan hayatını kazanabilecekti. Beytullah, temmuz başında 2011 Berlin IPC Avrupa Şampiyonası'na bu moralle gitti. S5 kelebek kategorisinde Avrupa şampiyonu, 200 metre karışıkta ikinci, 50 metre sırtüstünde dördüncü oldu.

Şimdi 2012 Londra Paralimpik Olimpiyatları'na hazırlanıyor. Kurbağa, kelebek, sırtüstü ve 200 karışıkta yarışacak. En büyük sorunu yarışmalara 24,5 metrelik havuzda hazırlanıp, kampa katıldığında 50 metrelik havuza uyum için en az bir hafta harcaması. İl spor müdürlüğü ve valilik 50 metrelik kapalı olimpik havuz için çalışmalara başladı. Beytullah bugünlerde kelebek stilinde, çıkıştan sonra su altından gittiği 14 metrede daha da hızlanmanın yollarını arıyor. Antrenörü Osman Çullu, "Kondisyon ve diyet uzmanı desteği sözü verildi. Eğer bu desteği alırsak, tempomuzu artıracağız. Önümüzdeki bir yılın en az altı ayını olimpik havuz bulunan kentlerde kampta geçireceğiz. Londra'ya Maraş'tan üç sporcuyla gideceğiz ve altın madalyayla döneceğiz" diyor. 

AİLENİN KADERİ DEĞİŞECEK

Beytullah, okuldan ve antenmandan arta kalan zamanını bilgisayar başında ya da uykuda geçiriyor. İnternetten rakibi olan engelli sporcuların durumunu izliyor, yarışmaları seyrediyor. Yurtdışından edindiği sporcu arkadaşlarıyla Facebook'tan haberleşiyor. Bugünlerde en sevindiği gelişme Google'da ismine yapılan atıflarda patlama yaşanması. Şampiyon Şeref Eroğlu, 28 bin atıf alırken Berlin başarısından sonra kendisinin birden bire 95 bin'e çıkması moral vermiş.

Beytullah, Berlin madalyalarıyla ailesinin kaderini de değiştirmeye hazırlanıyor. Sporda üstün başarı gösteren sporculara verilen özel ödül sayesinde muhtemelen ev sahibi olacaklar. Olimpiyat madalyasının ise iki protez kol getirmesini hayal ediyor. Mustafa Eroğlu, gazetelerden haber kupürleri kesmiş, şimdiden ön araştırmasını yapmış. "İlkokulda, motorlu iki protez kol almıştık. Fakat hızla büyüdüğü için kullanamadı. Gazeteler, yüksek teknolojiyle üretilen, yorgunluğu bile hisseten kollar üretildiğini yazıyor. Beytullah'a da bunlardan almak istiyoruz."

OSMAN ÇULLU (Paralimpik Yüzme Milli Takımı Antrenörü)
Her kente ücretsiz engelli havuzu istiyoruz

1993'te Kahramanmaraş'ta sokakta engelli bir ayakkabı boyacısına rastladım. İki bacağının dizden aşağısı yoktu. İlk kez o gün engelli çocuklar üzerine düşündüm. Çocuğu havuza davet ettim, yüzmeye teşvik ettim. Mutlu olduğunu görünce yarışmalara yönlendirdim. Ali Uzun, milli sporcu oldu, uluslararası yarışmalara katıldı, Türkiye rekorları kırdı, bugün Kahramanmaraş'ta beden eğitimi öğretmeni. 1997'de Kahramanmaraş Engelliler Spor Kulübü'nü kurdum. El yordamıyla yüzmede özel eğitim tekniklerini buldum. Bugün kulübümüzde 33 bedensel engelli sporcu var, Maraş'ta 17 engelli milli yüzücü yetiştirdik. Bu alanda en ileri şehir olduk. Engellilerin mutlu, huzurlu, toplumla içiçe yaşaması için sporun önemli bir işlevi olduğu kanısındayım. Bütün bedensel engellileri spor tesislerine çekmek istiyorum. Dünya ortalamasına göre nüfusun yüzde 10'u engelli, Türkiye'de akraba evlilikleri nedeniyle yüzde 12'ye kadar çıkıyor. Bedensel engellilerin rehabilitasyonunda, topluma kazandırılmasında yüzmenin önemli yeri var. Türkiye'nin her şehrinde engellilere yönelik, ücretsiz kullanılan havuzlar açılmasını istiyorum. "Bu ülkede sağlam insanlar için ne yapılıyor ki, engelliler için yapılsın" düşüncesi artık unutulmalı. Her havuzdaki 100 sporcudan 12'si engelli olmalı


Yorumları Göster
Yorumları Gizle