Gündem Haberleri

    Altın Küre kazandıran yaşam öyküsü

    Hürriyet Haber
    24.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Princeton Üniversitesi'nin dahisi John Forbes Nash Jr'ın zehir gibi çalışan beyni, tam 30 yıl boyunca şizofreninin karanlık labirentlerinde, puslu çıkmazlarında dolaşıp durdu. Yıllar sonra, hem de hiç beklenmedik bir şekilde sis dağıldı. Bugün 72 yaşında olan Nobel Ekonomi Ödüllü Nash'ın yaşam öyküsünü anlatan A Beautiful Mind (Akıl Oyunları)dört dalda Altın Küre kazandı. Yıl 1959... Princeton Üniversitesi'nde matematik bölümünde okuyan genç bir öğrenci, elinde New York Times gazetesi ile kantinden içeri giriyor. Gazetenin birinci sayfasındaki bir haberi işaret ederek "Uzaylıların gizli bir mesajı bu ve onu sadece ben çözebilirim" diyor... Bu bir şaka değil. Genç adamın adı John Forbes Nash Jr. Nobel Ekonomi Ödülü kazanmasına daha yıllar var ve onu zor günler bekliyordu. Princeton Üniversitesi'nin dahisi John Forbes Nash Jr'ın zehir gibi çalışan beyni tam 30 yıl boyunca şizofreninin karanlık labirentlerinde, puslu çıkmazlarında dolaşıp durdu. Yıllar sonra hem de hiç beklenmedik bir şekilde sis dağıldı... Dün gece sahiplerini bulan Altın Küre'de toplam dört ödül alan A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) bu dahi matematikçinin yaşam öyküsünü anlatıyor. Drama dalında en iyi film ödülünün yanısıra en iyi erkek oyuncu (Russell Crowe), en iyi senaryo, (Akira Goldsman) en iyi yardımcı kadın oyuncu (Jennifer Connely) ödüllerini de kazanan A Beautiful Mind'ın yönetmeni, sinemaseverlerin Apollo 13 ve Grinch gibi filmlerden hatırlayacağı Ron Howard. Filmin senaryosu, New York Times'ın eski muhabirlerinden Sylvia Nasar'ın aynı adlı kitabından esinlenilerek yazıldı.DELİLİK İLE DAHİLİK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİA Beautiful Mind'da Russell Crowe tarafından beyazperdede canlandırılan John Forbes Nash Jr, kelimenin tam anlamıyla delilik ile dahilik arasında gidip gelen bir matematikçi. ABD taşrasında doğan Nash Jr, üniversiteye Pittsburg'da başladı. Amacı, babasının isteğini yerine getirip kimya mühendisi olmaktı. Ama daha sonra asıl istediğinin bu olmadığına karar verdi. Bir süre fizik bölümünde oyalandıktan sonra, matematik bölümüne geçti. Hiç ders çalışmıyordu genç adam. Arkadaşı yoktu, üstüne üstlük bir çok öğrenci onun eşcinsel olduğunu düşünüyordu. Ama , John Forbes Nash Jr akıllı ve hırslıydı. Üniversiteyi bitirdiğinde master için hem Harvard hem de Princeton'dan çağrıldı. O Princeton'ı seçti. Çünkü alanının bütün önemli hocaları oradaydı. Princeton'daki doktora tezi Oyun Teorisi üzerineydi. Aslında bu teori ünlü matematikçi John von Neumann ile Oscar Margenstern tarafından 1944 yılında ortaya atılmıştı. Ama ilk teori, sonucu sıfır olan oyunlar dışında kalanlar için tatmin edici bir matematiksel modelleme getirmiyordu. Nash bunu tamamladı. Sonra o dönüm noktasına geldi Nash. Okulun kantinine elinde New York Times gazetesi ile girdiği ve uzaylıların gizli bir mesajını çözmeye karar verdiğini açıkladığı gün.Bu genç adamın akli dengesini yitirdiğinin ilk belirtisiydi. Bir süre sonra şizofreni teşhisiyle bir kliniğe yatırıldı. Okuldan bir dostu onu ziyarete gittiğinde nasıl göründüğünü şöyle anlatıyordu: "Nash gözlerini camdan dışarı bilinmeyen bir noktaya dikmiş, öylece duruyordu. "Arkadaşı nasıl olup da onun gibi bilimsel düşünen, bilimsel doğrulardan sapmayan birisinin böyle uzaylılar gibi bir konuya kafasını taktığını sorduğunda Nash şöyle cevap verdi: "Bu fikirler bana tıpkı matematikle ilgili fikirlerin geldiği gibi aynı şekilde geliyor." Bu Nash'ın matematiksel yaratıcılığının gücünü de gösteren bir cevaptı aynı zamanda.KARISI HEP YANINDAYDINash bir süre sonra klinikten ayrıldı, ama iyileşmemişti. Numeroloji dahil bir çok konuyla takıntı düzeyinde ilgiliydi. Uzaylıların sırrını çözmekten de vazgeçmemişti. Princeton'a da gidiyordu ara sıra. Ama kimseyle konuşmuyor, hiç bir soruya cevap vermiyordu. Bütün bunlar Nash'ın özel yaşamını da etkiliyordu. Karısı Alicia'dan boşanmıştı. Önceleri güçlü, yakışıklı, akıllı bir adamdı Nash; ama daha sonra, hayal aleminde nefes alıp veren bir yaşayan ölü haline geldi. Karısı Alicia, herşeye karşın hep onun yanındaydı. Gidecek bir yeri olmadığı için yalvaran Nash'ı yanına aldı. Yeniden evlenmediler, ama birlikte yaşmayı sürdürdüler. Aslında arkadaşlarına bakılırsa John Nash'ın davranışları başından beri bir tuhaftı. Princeton'daki danışmanı tarafından 'O bir dahidir' denilen Nash, 14 ayda kendi adıyla anılan Nash Denklemi'ni yaratmıştı. Bu teori ona yarım yüzyıl sonra Nobel Ödülü kazandırdı. Onu tanıyanlara göre bu Nash'ın yaptığı en basit işti. Bir gün hastalık geldiği gibi aniden geri çekildi. Bir arkadaşı yolda Nash'e rastladı ve karşılık alamayacağından emin bir şekilde selam verdi. Nash, hiç beklenmedik bir biçimde cevap verdi: " Dün gece kızını TV'de gördüm" Arkadaşı şaşırdı. Politikayla ilgilenen kızı gerçekten de dün gece televizyondaydı. Bu dehanın beyni 30 yıl süren sisler içindeki yolculuğunu sona erdirmişti.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı