"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Altın Küre’den Kuşadası sahillerine

Hatırlayın, ocak ayının ortalarında bambaşka bir Meltem Cumbul rüzgarı esmişti.

Çünkü Cumbul, Golden Globe (Altın Küre) ödüllerinde Madonna’nın arkasından uluslararası film yıldızı olarak anonslanıp sahneye çıkmış ve tüm dünyaya barış mesajı vermişti.

“Orada ne işi vardı?” şeklindeki tartışmalar alıp başını yürüse, herkes barış mesajını ti’ye filan alsa da sonuç değişmiyordu:

Meltem Cumbul tek başına, kurduğu sağlam diyaloglar sayesinde şık bir işe imza atmıştı. Gerisi hikayeydi.

Şimdi ise bambaşka bir Meltem rüzgarı esiyor.

Bu kez rüzgarın yönü Amerika’dan değil, Kuşadası sahillerinden.

Aniden evlendi Meltem. Belli ki aşık oldu, pır pır başı döndü, gözü hiçbir şeyi görmedi.

Ama kayınpederinin rencide edici, tuhaf açıklamalarıyla herhalde şöyle hissetmiştir:

Hani sabah uyanırsınız, başınız çatlayacak kadar çok ağrımaktadır.

O an bir şey hatırlamazsınız.

Sonra aklınıza düşer tüm kareler bir bir.

Dün gece çok ama çok eğlendiğinizi hatırlarsınız.

Şahane flörtler yaşamışsınızdır ve tabii çok içmişsinizdir.

Kısacası, felekten bir gece çalmışsınızdır.

O tatlı baş ağrısı da dün geceden kalmadır...

Gel gör ki, Meltem’in kayınpederinin lafları o tatlı baş ağrısından öte bir şey işte...

“Alican’ın ileride de sekse ihtiyacı olacak. E hanımefendi yaşlanınca ne olacak? Başka bayan bulur ondan sonra” lafı mesela.

Ya da “Ben Ajda Pekkan’a imam nikâhı yaptım, bunlar resmi nikâh yapmış. Bizim oğlan enayilik yaptı” şeklindeki rakı masasında bile söylenmeyecek türdeki kaba saba lafı...

Uzaktan görünen o ki Meltem, bile isteye cici ve aslan oğullarının önümüzdeki yıllardaki seks hayatını bile özenle düşünen bir hoyrat aile girdabının içine doğru sürüklenmiş, gidiyor.

Yaşadığı aşk bu girdaptan sağ salim çıkmasını sağlar mı?

Bekleyip göreceğiz...

Novo’da Türkçe rock

Bu yaz en çok duyduğum cümlelerden biri:

“O çok candır”, “Şu da çok candır”.

Böyle bir “can”lı cümle kalıbı var dillere pelesenk olan.

Galiba yeni cümle kurmak zor geliyor, “candır, canandır” deyip geçiyoruz. Meramımız, bilgisayar jargonuyla söylersek eğer, “shortcut” anlaşılsın istiyoruz.

Neyse, ben de bu kalıp cümleden hareketle “Türkçe rock candır” demek istiyorum.

Aslına bakarsanız, “Türkçe pop da candır”.

Ya da: Her ikisi de candır, dinlediğin yere bağlı olarak...

Türkçe rock’ı Asmalımescit’in kutu kutu pense mekanı Novo’da dinlersen salıları, can ötesi bir şey olabilir hatta.

Tıpkı Nişantaşı Corridor’un Türkçe rock geceleri gibi Novo’nunki de gayet sıkı, gayet eğlenceli geçiyor. Bizzat şahidim.

Peki neler çalınıyor Novo’daki TR rock gecesinde:

Bolca Duman, Şebnem Ferah, Pamela Spence...

Arada bir; Yüksek Sadakat, Athena, Mor ve Ötesi...

Tek şarkılık klasik kategorisinden, Fatih Erdemci’nin “Ben Ölmeden Önce”si...

Yenilerden, Mehmet Erdem ve “Hakim Bey”i...


İlginç bir ‘içeri almama’ polemiği

Harbiye’deki meşhur kulüp Love’ın kapısında cuma gecesi ilginç bir içeri almama polemiği yaşandı.

Kapıdaki görevlilerin esmer genç adamı içeri almamasının nedeni, dört yıl önce bir cinayete kurban giderek öldürülen Love’ın eski ortağı ve işletmecisi Engin Temel’e çok benzemesiydi!

Görevlilerin söylediğine göre, Engin Temel’e çok benzeyen genç adam daha önce de Love’a gelmiş ve müşteriler rahatsız olmuştu.

Sonuçta karşılıklı konuşmalar sonrası görevliler ikna oldu ve Engin Temel’e çok benzeyen kişi içeri alındı.

Ama bizzat şahit olduğum olay, en acayip içeri alınmama hadisesi olarak kayıtlarıma geçti.


 

X