Altın fiyatlarında yükseliş beklentisi

A.A.
11.08.2006 - 11:25 | Son Güncelleme:

İstanbul Altın Borsası (İAB) Başkanı Vahdettin Ertaş, dünyadaki faiz artırımlarının devam etme sürecinin altın fiyatları üzerinde bir baskı oluşturduğunu belirterek, “Eğer bu süreç durursa önümüzdeki aylarda altın fiyatları için yeniden bir yükselme fırsatı olacaktır” dedi.

Ertaş, yaptığı açıklamada, altın fiyatlarında hareketliliğin ikiz kulelere yapılan saldırının ardından başladığını, 2002'den geçen yılın sonuna kadar altın fiyatlarının yıllık ortalama yüzde 20 civarında yükseldiğini, bu yılın ilk 7 aylık döneminde ise artış oranının yüzde 29'lara ulaştığını bildirdi.
Son 26 yılın rekorunu kırarak Mayıs ayında 730 dolara ulaşan altın fiyatlarının geldiği seviyeyi piyasa aktörlerinin öngörmediğini ifade eden Ertaş, fiyatların Haziran ayında 540 dolara kadar gerilediğini, ancak Temmuz ayından başlayarak tekrar yükselişe geçtiğini ve 600 dolar civarında olan fiyatların İsrail saldırılarının ardından 650 dolara ulaştığını söyledi.
İsrail saldırılarının beklenenden öteye gitmesinin altın fiyatlarını etkileyeceğini dile getiren Ertaş, şunları kaydetti:
“Avrupa, ABD ve Japonya merkez bankalarının faiz artırımı trendi altın üzerinde bir baskı oluşturdu. Kredi kullanarak altın ticareti yapan kurumsal yatırımcıların büyük oranda bu işin alım satımını yapmaya başlaması altın fiyatlarının son yıllarda yükselmesindeki en önemli etken oldu. Faiz oranlarının artmasıyla birlikte bu kuruluşların kullandığı paranın maliyeti de artamaya başladı. Dünyada likidite azalırken bu kuruluşların kullandığı paranın maliyetinin artması dolayısıyla son 2 aydır Hedge (Yüksek Riskli Yatırım Fonu) fonların önceki aylara göre altında daha az pozisyon aldıklarını görüyoruz.
Faiz artırımlarının devam etme süreci altın fiyatları üzerinde bir baskı oluşturdu. Eğer bu süreç durursa önümüzdeki aylarda altın fiyatları için yeniden bir yükselme fırsatı olacaktır. Faiz artırımları devam ederse bu altın fiyatlarının baskılanmasına yol açacaktır.”
Önümüzdeki dönemde başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin büyüme oranlarında daralma beklentisi olduğunu dile getiren Ertaş, bunun altın fiyatları üzerinde bir baskı oluşturacağını vurguladı.

-YATIRIMCILAR MAYIS VE HAZİRANDA DÖVİZİ TERCİH ETTİ-

Vahdettin Ertaş, altının son 5 yılda yatırımcısına düzenli reel getiri sağlayan bir yatırım seçeneği olduğunu vurgulayarak, dünyada altın fiyatlarındaki artış oranının bir kısmının özellikle 2002-2005 döneminde YTL'nin yabancı paralara karşı değerlenmesi sonucu iç fiyatlara aynı oranda yansımadığını ve iç piyasada YTL cinsinden altın fiyatlarının oransal olarak dolar bazındaki fiyatlara göre daha düşük oranda arttığını söyledi.
Ertaş, son yıllarda uluslararası altın fiyatlarında kaydedilen fiyat yükselişleri ve son zamanlarda YTL'nin dolar karşısında değer kaybetmesi sonucu yükselen yurt içi altın fiyatlarının altın yatırımcısını sevindirirken, yatırım dışında altın satın almak durumunda kalan tüketicilerin daha fazla bir bedel ödemek suretiyle bu ihtiyaçlarını gidermelerine neden olduğunu kaydetti.
Bu yıl dolar ve dövizdeki fiyat hareketliliği ile birlikte yurt dışındaki fiyat hareketliliğinin aşağı yukarı aynı oranlarda yurt içi fiyatlara yansıdığını ifade eden Ertaş, “Gerek geçen yıl gerekse bu yılın ilk 7 ayında Türkiye'de en fazla getiri sağlayan yatırım aracı altın oldu. Altının fiyatı Temmuz sonu itibariyle 2005 sonuna göre yüzde 26 yukarıda bulunuyor” diye konuştu.
Son aylarda dövizdeki dalgalanmayla birlikte altına olan ilgide bir miktar azalma olduğunu belirten Ertaş, yatırım amaçlı altın talep edenlerin özellikle Mayıs ve Haziran aylarında dövize yönelmeyi tercih ettiğini, önümüzdeki aylarda ise talebin altına yeniden dönebileceğini söyledi.
Ertaş, son 5 yılda Türkiye'nin ithal ettiği altın miktarında artış olduğunu, bunun Türk yatırımcıların ilgisi ve kuyum sektörünün son yıllarda yurt içi ve yurt dışı piyasalarda gösterdiği performanstan kaynaklandığını ifade ederek, Türkiye'nin ithal ettiği altınların dörtte üçünün kuyum sektöründe girdi olarak kullanıldığını, geriye kalan kısmın ise cumhuriyet ve külçe altın olarak yatırım amacıyla tasarruf sahipleri tarafından satın alındığını bildirdi.

-“ÜRETİMİN ANCAK YÜZDE 1-2'SİNİ ÇIKARIYORUZ”-

Türkiye'nin, işlenmiş altın üretiminde dünyada 2'inci sıraya yükseldiğini, kuyum sektörü ürünleri ihracatında İtalya'dan sonra yine 2'inci sırada bulunduğunu ve mücevher tüketiminde 4'üncü sırada yer aldığını kaydeden Ertaş, şöyle devam etti:
“Türkiye, altın işlemesinde, yurt dışına satışında ve ülke içi tüketiminde dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Burada eksik olduğumuz tek taraf altın üretimi... Yıllık 250-300 tonluk bir altın ihtiyacımız var. Ülkemizde altın ihtiyacını karşılayacak üretim ihtiyacımızın ancak yüzde 1-2'sini çıkarıyoruz. Onun dışında kalan yüzde 98'lik kısmını ithal ediyoruz. Türkiye'nin dünya altın ticaretinde söz sahibi olabilmesi için daha çok üretmesi lazım.”
Ertaş, Türkiye'nin, oldukça sınırlı kaynak kullanımıyla yapılan arama çalışmaları sonucunda işletilebilir önemli miktarda altın rezervine sahip olduğu belirlenen ancak bunlardan yeterince yararlanmayan bir ülke konumunda bulunduğunu dile getirerek, önümüzdeki dönemde yeni altın üretim tesislerinin faaliyete geçmesi ile birlikte Türkiye'nin altın ithalatının azalacağını, ihracatının artacağını ve sektörde yeni istihdam alanları yaratılacağını vurguladı.

-“MEVCUT MADENLERİN İŞLETİME AÇILMASI GEREKİYOR”-

Türkiye'nin 6 bin 500 ton civarında bir altın rezervi olduğunun tahmin edildiğini ifade eden Ertaş, bunun ekonomiye kazandırılmasının, Türkiye'nin işlenmiş altın ticaretinde dünyanın sayılı ülkesi haline gelmesini ve ithalat için yurt dışına yapılan döviz ödemelerinin yurt içinde kalmasını sağlayacağını söyledi.
İAB Başkanı Ertaş, bu yıl yurt içi altın ve gümüş üretiminde bir artış olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Şu anda Ovacık ve yaklaşık bir ay önce açılan Uşak Eşme altın madenlerimiz var. Temmuz sonu itibariyle İAB'a ulaşan altın miktarı 2 bin 88 kiloya ulaştı. Bu miktar geçen yılın tamamında bin 531 kiloydu. Önümüzdeki aylarda her 2 madenin yurt içi üretiminin daha da artmasını bekliyoruz. Yurt içi üretimdeki artışa paralel olarak külçe altın ve gümüş ithalatı önümüzdeki günlerde gerileyebilir. Bu arzu edilen bir tablo ve kaynakların ülkemizde kalması anlamında önemli.”
Türkiye'nin rezervlerinin 250-300 tonluk ihtiyacı karşılayabileceğini ifade eden Ertaş, “Mevcut madenlerin işletime açılması gerekiyor. Çevre koşullarına uymak kaydıyla Türkiye'de altın üretiminin desteklenmesi gerekiyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 27 kuruluşa 64 ayrı bölge için arama ve işletme ruhsatı verildi” dedi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı