Gündem Haberleri

GÜNDEM

    ALTI VE ALTMIŞ MİLYON Türkiye iktisadı 1960'lı yılların başından beri gerilemektedir. Bu açıklama abartılı bulunabilir. Belki de yanlış bulunabilir. Bir

    Hürriyet Haber
    24.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ALTI VE ALTMIŞ MİLYON Türkiye iktisadı 1960'lı yılların başından beri gerilemektedir. Bu açıklama abartılı bulunabilir. Belki de yanlış bulunabilir. Bir ülke iktisadının başarımını değerlendirirken 'ilk yıl şu kadar enerji kullanmaktaydı şimdi şu kadar kullanmaktadır' ölçütü yanlıştır. Bu ölçüt neden yanlıştır?Basit bir örnek. Bir insanın 77 yaşında 7 yaşına göre yüzde şu kadar daha çok kağıt ya da enerji tüketiyor olması büyüme açısından bir şeyi göstermez. Herkes doğal olarak büyümektedir.Başarımın kıstası ise doğal büyüme oranını aşan büyüme oranıdır. Bu fark sizin diğerlerine göre büyüme ilgili gerçek başarımınızı gösterir.Türkiye'de çok uzun zamandır iktisat ile ilgili bu yanlış söylem pek yaygındır. 1960 yılında milli gelir şu kadar idi şimdi şu kadar? Sorulması gereken soru şudur: o tarihte İtalya'nın kişi başına milli geliri artışı ile kıyaslandığında acaba Türkiye kişi başına milli gelir artışı İtalya'nın ilerisinde midir? 'Ya da nüfus artış oranımız yüzde sıfır olsaydı kişi başına milli gelirimiz 10,000 dolar olurdu' açıklaması iktisadi ya da işe yarar bir açıklama mıdır? Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre Türkiye 1960'lı yılların başında kişi başına milli gelir açısından 50. ülkesi iken 1980'li yılların sonunda 47.ülkesi olabilmiştir. Türkiye üç sıra atlayabilmiştir. Vurgulanması gereken ilk şey budur. Kişi başına milli gelir bakımından Türkiye,1960'lı yılların başından beri neredeyse yerinde saymaktadır.Türkiye'de gelir dağılımı iktisadi büyüme dönemi olarak varsayılan 1960'lı (isterseniz 1950'li yıllardan da başlatabilirsiniz) yıllardan bu yana bozulmaktadır. Bölgeler arasında uçurum vardır. Daha büyük bir uçurum bölgelerin kendi içlerindedir. Bugün Türkiye'de yaratılan gelirin yarısından çoğuna top ten yani altı milyon insan el koymaktadır. İki Türkiye vardır bugün. Altı milyonluk, top ten tarafından oluşturulan Türkiye'de pek sorun yoktur. Altmış milyon Türkiye ise sorunlar altında ezilmektedir. Türkiye'nin büyük kentleri biribirinden kopuk yaşama alanlarından oluşmaktadır. Bir yanda, Amerikan standartlarında örgütlenmiş mikro cemaatler/ yaşama alanları diğer yanda ise ekmek ile beslenen makro kalabalık. Yalnızca iktisadi şeyler bu iki kesim arasında farklılaşmamaktadır. İktisadi değerler yanında, hayat sitili, hayatı ve dünyayı algılayış biçimi, bir anlamda herşey yani kültür bu iki kesim arasında hızla farklılaşmaktadır. Türkiye'de yatırım yapılmamaktadır. Uzun süredir Türkiye'de ciddi değerlerde sabit sermaye yatırımı gerçekleştirilmemektedir. Bunun sonucunda şehire iş bulmak maksadı ile gelen kalabalıklar işsizdir, oluşturulmuş marjinal sektörde bir şekilde 'ne iş olsa yapan' bu insanların gelir düzeyi çok düşüktür. Yatırımdan vazgeçilmesi, yalnızca işsizlerin sayısını artırmadı Türkiye'de. Buna ek olarak, Türk insanı bugün 21.yy.da eğitimsiz ve sağlıksızdır. Batı standartlarında iyi eğitim almış insanlar ise bilinçli olarak harcanmaktadır. Bu gözlem ile elde edilen bir kanaatimizdir. Birçok alanda olduğu gibi, eğitim ve sağlık alanında da Türk toplumunda 'istatistik' pek üretilmez. Nedeni sayılarla aramızın pek iyi olmamasıdır. Türkiye batı dünyasının tersine gitmektedir. Batı dünyasında bilgi toplumuna geçiş yaşanmaktadır. İş yapma biçimi değişmekte, sermaye yapı değiştirmekte, insanların yaşama biçimi dönüşmekte, siyaset-iktisat alanlarında yeni sorular sorulmaktadır. Türkiye'de ise bunların olmaması bir yana, mesela doksanlı yıllar seksenli yılların birçok bakımdan gerisindedir. Batı toplumlarında değişim karşısında stratejiler geliştirilmekte. Toplum teknoloji ve iktisat alanındaki dönüşüme bir şekilde reaksiyon vermekte, yeni yapılar oluşmaktadır. İngiltere'de enerji tasarrufu sağlamak amacına yönelik olarak saatlerin bir saat ileri alınması söz konusu olduğunda çeşitli toplum örgütleri geçen yıl ki yaz saati uygulaması nedeni ile insanların evlerinden gece karanlığında çıkmak durumunda olmalarının yarattığı trafik kazalarında ülke çapında toplam 11 kişinin ölmüş olduğunu, şu kadarlık enerji tasarrufu sağlamanın kayıplara neden olduğunu İngiliz toplumuna anlatarak hükümetin kararını durdurmaya çalışmaktadır. Türkiye'de ise yollar toplum psikolojisinin dışa vurumudur. Trafikte kaza ya da ölüm doğal ya da normal karşılanmakta, kurallar yalnızca memurların ceza keserken kullandıkları bir enstrüman varsayılmaktadır. Türkiye yollarında çizgi yoktur. Bu önemli bir göstergedir. Yollarda çizginin olmaması Türkiye kamusal alanında prensip, kural olmamasının normal bir yansımasıdır. Türkiye kamusal alanında kural, prensip ex post olarak konmaya çalışılmakta, çalışma prensip ya da kuraldan kimin nasıl etkileneceğine göre ise içerik değiştirmektedir. Toplum hiç kural koymamakta, olaya bakıp değerlendirme yapmaktadır. Biriken sorunlardan birisi masaya yatırıldığında ise, Rusya'da altı dakikada gelmesi beklenen metronun bir saat sonra bile gelmemesinin açıklaması olarak Amerikalılara 'sizde kızılderelileri kesmiştiniz' türünden Rusların tarzında savunmalar yapılmaktadır. Türkiye'de hayat, iktisat, siyaset, tarih tartışmak yalnızca 'Ankara'nın telefon kodu 312' ile sınırlı değildir. Türkiye'de düşünce ve tartışmanın önünde görünmez engeller vardır, bu engeller ise toplum tarafından yaratılmış ve yaygınlaştırılmıştır. Türkiye'de düşünce parfüm ile aynı kategoride algılanmaktadır.Türkiye toplumsal alanının heryerinde insanların biribirlerini onaylamama, tanımama eğilimi artmaktadır. 'Sen benin kim olduğumu biliyor musun?' sorusu Türkiye'de en yaygın kullanılan problem çözme tekniğidir. Toplumda kafa karışıklığı katsayısı yüksektir, iktisadi ya da siyasi anlamda tüketiciler tutarlı davranmamaktadırlar, ayrıca rasyonel de değillerdir. Bu durum işbirliği imkanlarını azaltmaktadır. İktisat ve siyasetin yeni almakta olduğu şekil içerisinde yoğun olarak görülmesi gereken işbirliği imkanlarının azalması Türkiye'yi yeni toplum, yeni iş yapma biçimleri, yeni ekonomi gibi anlayışların dışında tutmaktadır. Türkiye'de sorunları görmek yerine, sorunları ortaya koyanlara iyimserlik tavsiye etmek 'iki taraflı bakmak lazım, memlekette iyi şeylerde oluyor' demek top ten içine son dakikada da olsa girmiş eski kötümserlerin belirgin özelliğidir. İnsanların değişim katsayısı fırsatlar ve sorunlar setinin hangi kesim tarafından sunulduğuna göre değişmektedir. İki kesim arasındaki vizyon ve çıkar farklılığı Türkiye'nin makro sorunlarının çözümsüzlüğünü yeniden üretmektedir. İsmail GÖKAL - 24 Mayıs 2000, Çarşamba
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı