"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Alternatif tıp önerisi: Retoks

PROFESÖR Dr. Osman Müftüoğlu'nun yazılarını ilgiyle ve beğenerek okuyan ancak dediklerini yapamayanlardanım.

Müftüoğlu'nun sağlık konusuna yaklaşımına göre, benim mesela bir ocakbaşı áleminin ardından ölü olarak kabul edilmem gerekir.

Normal bir ocakbaşı áleminden bahsetmiyorum. Beyoğlu Ocakbaşı'nda kıymetli kardeşim Zübeyir'in kırmızı eti, neredeyse bir dana boyutunda sunduğu, rakı ve sigaranın konuşabilseler ‘‘Yuh!’’ diyebilecekleri boyutta tüketildiği ‘‘retoks’’ álemlerinden bahsediyorum.

Osman Müftüoğlu ve ‘‘retoks’’ muhabbeti, böyle bir álem sırasında, yaklaşık iki hafta önce açıldı.

Klasik perşembe toplantılarımızdan birini ocakbaşında idrak edeceğiz. Dört kişiyiz. Dar kadrolu geceler bazen daha iyi olabiliyor. Hem o geceki kadro, perşembe ruhunu çok iyi bilen kemik kadro.

Medya konusunda muhabbetin her türlüsünü yıllardır dinlediğimden, bu tür bir konuşma başladığında direkt ortamdan uzarım.

Arkadaşlarım da bu durumu gayet iyi bilir. Fakat o akşam, çöp şişlerin ‘‘Abilerim bakın biz geldik, indirin bizi gövdeye artık’’ dedikleri esnada bir eleman ‘‘Osman Müftüoğlu'yla muhabbetin var mı?’’ diye sordu.

‘‘Yok’’ dedim, ‘‘Sadece bir kere Hürriyet'in yaş günü kutlaması sırasında uzaktan gördüm. Sonra aynı gecenin devamında Sedat Ergin'le birlikte Babylon'a geldiler... Dikkat ettim; kırmızı şarap değil, viski içiyordu.’’

* * *

‘‘Çok temiz, çok anlaşılır yazıyor’’ dedi arkadaşım. Gazetedeki yazılarını çok beğenince kitabını da almış.

Bizimki böyle uzata uzata hayranlığını anlatırken, Osman Müftüoğlu içeri girse, bunun yediklerini içtiklerini görse, yazdığı kitabı kafasına vurmak suretiyle döver elemanı.

Sağlığına, yediğine, içtiğine dikkat eden normal bir insanın ancak bir yıl içinde bünyesine alacağı kolesterol miktarını, tek bir dürümle indiriyor gövdeye...

Haliyle müdahale ettik: ‘‘Okuduğundan hiç ders almıyor musun? Osman bey seni böyle görse kafanı kırmaz mı?.. Hani nerede koyu yeşil sebzeler, beyaz etler? Elindeki rakı kadehi ne öyle?.. Sigara da içiyorsun... Cık, cık, cık...’’

Kaburgaya aşkla bakarak cevap verdi: ‘‘Ben alternatif tıbba inanıyorum. Benim yaptığım bu uygulamanın adı retoks...’’

‘‘Retoks ne be?’’ dedik.

‘‘Detoks neyse, onun tam tersi’’ dedi.

‘‘Açıkla bakim, neymiş retoks?..’’

* * *

‘‘Baba, şimdi haftada bir buluşmuyor muyuz biz? Ben bütün haftayı Osman Müftüoğlu ilkelerine sıkı sıkı tutunarak geçiriyorum. Alkol yok, kahve yok, sigara günde üç tane, kırmızı et yok... Meyve ve sebze ağırlıklı besleniyorum, bol su içiyorum vesaire.

Sonra buluştuğumuz günlerde direkt retoks yapıyorum. Yani dayıyorum bünyeye kırmızı eti, rakıyı, sigarayı... Metabolizma hafiften afallıyor. Ertesi sabahtan itibaren yine sağlıklı yaşama dönüyorum...’’

Bütün bu konuşmalar yapılırken sürekli ‘‘botoks’’ diyen bir elemanı kafasına yumruk indirmek suretiyle uyardıktan sonra ‘‘retoks’’un mucidi olan sevgili arkadaşımızı, bu parlak yöntemi bize sunduğu için kutladık.

Gecenin sonunda ‘‘Müftüoğlu sen bizim her şeyimizsin’’ tezahüratıyla dağılmak üzereyken bundan böyle ‘‘retoks’’ şeklinde çağırma kararı aldığımız arkadaş, hızını alamayıp bir öneri daha getirdi.

‘‘Biz şimdi, bu kadar zararlı şeyi tükettikten sonra nasıl detoks oluruz biliyor musunuz?’’

‘‘Bilmiyoruz canım.’’

‘‘Belediyeden vidanjör isteriz, heh heh!’’

‘‘Tabii güzel kardeşim tabii... Sen git bi yüzünü yıka açılırsın. Vidanjörmüş... Yahu bu kadar kötü espri yapılır mı?.. Şerefsiz tosbağa!’’
X