"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Alternatif Osmanlı tarihi

Sevgili ergen Habitus okuru.

Eğer olur da “Muhteşem Yüzyıl” isimli diziyi izleyecek olursan, orada gördüğün birtakım sahneler aklını karıştırmasın. Uyarılarımı yapmak isterim.
Harem diye bir şey var diyorlar orada mesela, yalan. Lütfen doğrusunu öğrenelim.
Hemen kısaca aktarayım, evet, doğrudur, harem vardır, sarayda kadınlar vardır lakin hepsi sigortalı saray çalışanıdır.
Yatakhanelerine, böyle okul gibi işte, “harem” demişler, öyle düşünün. Cariye diyerek münasebetsizlik yapmayın. Ne ilgisi var?
Sonra, padişah’ın etrafında bir sürü kadın oluyor ya. Yok öyle bir olay. Osmanlı İmparatorluğu’nda tahta çıkmış padişahlar, tek eşli bir hayat sürmüşlerdir ve dünyada bu özellikleriyle tanınmaktadırlar.
Evden işe, işten eve, o kadar, daha ötesi yok. Harem, marem, bunlar hep medyanın uydurması.
İçki konusuna girmiyorum bile, öyle bir olay yok çünkü. Şimdi tekrar meseleyi tekrarlayıp sanki padişahlar içki içiyormuş gibi bir ambiyans yaratmak, onları töhmet altında bırakmak istemem.
Sonra, Kanuni’nin burnunun biraz kemerli olduğu söylenir.
Tamamen yalan. Padişahı çirkin göstermeye çalışıyorlar. Aslında onun burnu hayli kalkık ve ufak. Kim gibi desem, böyle Ece Erken gibi mesela, anlatabiliyor muyum?
Minyatür sanatçıları onun hokka burnunu nazar değmesin diye çirkin resmetmişler ama sonra Kanuni onları öldürtmüş.

Yalanlar... Yalanlar...

Yaa, bunları bilmiyordunuz, değil mi?
Daha neler var... Mesela Kanuni, iyi bir şair olmasıyla da pek şöhretlidir ama o da koca bir yalan. Son derece başarılı bir yönetici olan padişah, zamanında böyle boş işlerle uğraşmamıştır.
Ne yapacak şiir yazıp? Siz bir imparatorluğu yönetmek ne demektir, sefere çıkmak nedir bilir misiniz? At sürerek Viyana’ya kadar git bakalım, şiir yazacak halin kalıyor mu! Şiirmiş. Ha, hobin olsun yine, ben ona karışmam.
İlerleyen bölümlerde padişahın “şair” yönünü ortaya çıkarmaya kalkarlarsa fena patırtı kopar, bakın söyleyeyim.
Sonra, Hürrem Sultan’a Rus diyorlar. Nasıl böyle bir yalan üzerine tarih kuruyorlar anlamak mümkün değil. Niçin Hürrem Sultan Rus olacakmış, kendisi Nişantaşı’nın çok köklü ailelerinden birine mensuptur.
Vaktiyle kendisi ve ailesi her hafta Selam-ül Hello, Chandelier, Münasip! gibi sosyete dergilerinde yer alırdı.
Elbette ki hanımefendiliğiyle ve güzelliğiyle göze çarpardı bu dergilerde, herkesler onu kıskanırdı. Padişaha çevresindekiler övmüştü onu ilk, öyle tanıştılar. Hatta Kanuni “böylesi bulunmaz” dedi, der demez “padişahlar evlenemez” kuralını yıktı ve Hürrem ile evlendi.
En başta bilindik anlamda bir harem olmadığını konuşmuştuk. Ha, evet, bir harem var ama o da okul anlamında elbette. Osmanlı’da ilk kız lisesi burada yeşermiştir.
Bugün ?aynı matbaa gibi- ecnebi icadı sandığınız kız liseleri fikri aslında bizimdir, üstelik saraydan çıkmadır...
Bugünlük makara bu kadar. İzninizle, sevgili “Muhteşem Yüzyıl” dizisi ekibine iyi şanslar ve uzun ömürlü yayınlar dileyeceğim.
Bundan sonra uğraşacakları binbir türlü saçmalıktan dolayı sabırlı olmalarını önereceğim. Zira bazen yaptıkları esas işi, diziyle ilgili gerçek kaygıları, gerçek eleştirileri bir kenara bırakıp bunlara da kulak vermek zorunda kalacaklar.
Şimdiye kadar olanlar daha başlangıç...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI