Almanya'nın 'aşırı sağ' mücadelesi

BERLİN (AA)
28.12.2014 - 11:24 | Son Güncelleme:

Almanya'da 2014'te yabancılara yönelik çok sayıda saldırı, özellikle yılın sonlarında Neonazi grupların katılımıyla haftalardır düzenlenen yabancı ve İslam düşmanı PEGIDA eylemleri ile ülkedeki aşırı sağ eğilimli partilerin oylarını artırması 2015'e yönelik endişeleri artırıyor.

Ülkede 29 Mayıs 1993'te Solingen şehrinde Neonazilerce kundaklanan evde beş Türkün yaşamını yitirdiği yabancı düşmanlığı içerikli ilk saldırının ardından gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle aşırı sağcılar aradan geçen yıllarda giderek güç kazandı. Öyle ki Neonazi Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü, 2000-2007 yıllarında sekizi Türk 10 kişiyi öldürdü, bombalı saldırılar ve soygunlar gerçekleştirdi ancak 2011 yılına kadar ortaya çıkarılamadı.

İstihbarat teşkilatı çok güçlü olan Almanya'da NSU üyelerince işlenen cinayetlerden yıllar sonra terör örgütünün varlığının tespit edilmesi, bugün yapılan soruşturmalarda güvenlik birimlerince NSU'nun görmezden gelindiğinin ortaya çıkması ülkede aşırı sağa bakışı ortaya koyuyor.

Yabancı düşmanlığında en son gelinen nokta ise Müslüman ve göçmenlerin gündelik hayatta hakaretlere ve aşağılanmalara maruz kalmaları ve her geçen gün ibadethanelerine yapılan saldırıların artması olarak ortaya çıkıyor. Suriye ve Irak'ta radikal ve terörist grupların safında savaşa katılan Avrupalıların en önemli iç güvenlik tehdidi olarak değerlendirildikleri ortamda, yabancı ve İslam karşıtları tarafından "savaşçıların devşirildiği mekanlar" olarak gösterilen camilere yönelik ırkçı saldırılardaki artış dikkati çekiyor.

Tüm bu olayların ardından güvenlik yetkilileri ve adli makamların yeterli araştırma ve soruşturma yapmadığı iddiası dikkati çekerken, artan saldırıların durdurulamaması ülkede yaşayan Müslümanları tedirgin ediyor.

Almanya'da Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın verilerine göre, 2014 yılının ilk yarısında 5 bin 239 aşırı sağ motifli eylem yapıldı. Federal Meclis (Bundestag) verilerine göre ise Almanya'da geçen yıl 30 bin kadar aşırı sağcı eylemci çeşitli gösterilere katıldı. Aşırı sağcı şiddetin önlenmesi amacıyla 2015 yılında ilgili kurumlara 30 milyon avro ilave bütçe sağlanarak bu akımlara karşı mücadelede etkin olunması hedefleniyor.

Ülkede İslam ve yabancı karşıtı aşırı sağcı "Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar" (PEGIDA) grubunca her hafta düzenlenen gösterilerin Almanya'nın imajına zarar verdiğini tüm siyasiler kabul ediyor. Ancak PEGIDA grubunun ekim ayında 350 kişi ile düzenlenmeye başladığı gösterilere katılanların sayısının son dönemde 20 bine yaklaşması endişeleri artırıyor.

PEGIDA'nın 27 Ekim'deki eylemine 500, 3 Kasım'dakine bin, 10 Kasım'dakine bin 700, 17 Kasım'dakine 3 bin 200, 24 Kasım'dakine 5 bin 500 kişi katıldı. Aralık ayında ise PEGIDA'ya verilen destek ciddi oranda arttı. Grubun 1 Aralık'taki eylemine 7 bin 500, 8 Aralık'takine 10 bin, 15 Aralık'takine 15 bin ve 22 Aralık'takine 17 bin 500 kişi iştirak etti. Buraya katılan kişiler arasında orta sınıftan insanların olması, ülkede Müslümanlara karşı önyargının ne kadar hakim olduğunun göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Artış gösteren yabancı düşmanlığı ve aşırı sağcı eğilimler ülkede yaşayan Türkleri de tedirgin ediyor. Avrupa Türk İslam Birliği Genel Başkanı İhsan Öner, “Biz Müslüman azınlık olarak bu ülkedeki geleceğimizden son derece endişeliyiz çünkü kitleler bizim aleyhimize kışkırtılırken, şurada veya burada çıkan cılız seslerin dışında bu gidişe 'dur' diyen yok. Hitler Almanyası'nda da Yahudi azınlığa karşı benzeri olayların yaşanmış olmasından artık ders alınmalıdır” dedi.

Öner, Alman medyası ve politikacıların yıllar yılı Müslüman azınlığına karşı son derece önyargılı yaklaştıklarını savunarak, “Alman medyası da manşetten verdiği haberlerle İslamafobi adı altındaki İslam veya Müslüman düşmanlığına ortam hazırladı” diye konuştu.

Almanya, bu olaylardan dolayı dış dünyada imaj sorunu yaşamaya başladı. Artık Bakanlar Kurulu üyelerinin dış ziyaretlerinde önlerine Almanya'daki İslam düşmanlığı ve PEGİDA hareketinin gösterileri konuluyor. Son olarak Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, bir toplantıda mevkidaşlarına bu konuda izahat yapma gereği duyduğunu belirtti.

Almanya'daki İslam ve yabancı düşmanlığının gelecek yıl İslam ülkeleri ile ilişkilere zarar vermesi bekleniyor. Federal hükümetin bu konuda yeterince adım atmamasının İslam ülkelerinin Almanya ile ticari ve diplomatik ilişkilerinde hasara yol açabileceği yorumu yapılıyor.

Rusya ile ilişkiler

2015 yılında Almanya'nın Rusya ile ekonomik ve siyasi ilişkilerinin de olumsuz bir döneme girebileceği belirtiliyor. Rusya'nın Kırım'ı ilhakının ardından bu ülke ile olan ilişkilerinde bir gerileme meydana gelmişti. Almanya'nın Kırım'ın ilhakı ve Ukrayna'daki ayrılıkçı şiddetin sorumluluğunu Rusya'da görmesi üzerine gerilen ilişkilerin gelecek yıl da değişmeyeceği kanaati hakim.

Rusya'nın Çin'den sonra en fazla ticaret hacminin olduğu ülke Almanya. Almanya, Rusya'ya 36 milyar avroluk ihracat yaparken bu ülkeden yaptığı ithalat 40 milyar avroyu buluyor. Almanya'dan ihraç mallarının başında yüzde 24 ile makine sanayi, yüzde 20 ile otomobil ve yedek parça, yüzde 16 ile kimyasal ürünler ve yüzde 7 ile elektronik malzemeler geliyor. Rusya'da şu anda 6 bin 200 Alman firması ticaret yapıyor.

Almanya'nın yüzde 35 oranında Rus doğalgazına bağımlı olması ise Rusya ile olan ilişkilerinde Almanya'nın diplomasiyi iyi kullanmasını gerektiriyor çünkü doğalgaz bağımlılığı Rusya'nın pazarlık yapma şansını güçlendiriyor. Almanya'nın Ukrayna krizindeki rolü nedeniyle AB'nin Rusya'ya uyguladığı ambargoda aktif rol alması nedeniyle iki ülke arasında 2015'te ilişkilerin çok da iyi olmayacağı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Ekonomik bağı sebebiyle gelecek dönemde Almanya'nın Rusya'ya çok fazla ekonomik yaptırım yapılmasını tercih etmeyebileceği dile getiriliyor. 2014 yılının ilk yarısında Almanya'nın Rusya'ya olan ihracatında yüzde 16 azalma oldu. Bu rakamın 2015'te daha da artması bekleniyor. Ancak Almanya uygulanan ekonomik yaptırımların ardından Rusya ile ekonomik anlamda daha da kötü ilişkiler yaşamak istemediği için siyasetçiler farklı söylemlerde bulunmaya başladı. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik hamleleri karşısında yaptırımları ağırlaştırma yoluna giden AB ile Almanya'da ekonomik maliyetin sürekli artması nedeniyle "kararsızlık ve sıkıntılar baş göstermeye devam edecek" görüntüsü hakim.

Rusya'da ekonomik sorunların derinleşmesi halinde Almanya bankaları ve finans kuruluşlarının milyarlarca avroyu bulabilecek zararlarla yüzleşebileceği belirtiliyor.

Denk bütçe

Almanya, 1969'dan bu yana ilk kez federal devlet bütçesinde borçlanmaya ihtiyaç duymayacak. 2015 bütçe tasarısında federal devletin harcamaları 299,5 milyar avro olarak öngörülüyor. Almanya, 2015 yılında Savunma Bakanlığı bütçesini 32 milyar 261 milyon 30 bin avro olarak belirledi. Bu rakam genel bütçeden savunma harcamalarına yaklaşık yüzde 10,5 ayrıldığı anlamına geliyor. Almanya'nın savunma harcamalarının Türkiye'nin savunma harcamalarına ayırdığı rakamın dört katı olması dikkati çekiyor.

Almanya, ekonomik açıdan AB'de lokomotif ülke olmasına karşın 2015 yılında yüzde 1,3 büyüme hedefliyor. Bunun dünyanın en büyük ihracatçılarından biri olan Almanya için düşük bir rakam olduğu belirtiliyor.

Askeri bakımdan daha aktif olmak istiyor

Ülkede 2013 yılının eylül ayında yapılan seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU), Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ve Sosyal Demokrat Partisi (SPD) tarafından oluşturulan koalisyon hükümeti, geçmiş yıllardaki dış politika stratejisinin yerine artık tüm dünyada daha etkin bir dış politika yürütmeyi hedefliyor.

Almanya, AB'nin lider ülkelerinden birisi olarak Afganistan'dan Güney Afrika'ya ve Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada daha fazla söz sahibi olmayı amaçlıyor. Örnek olarak, ocak ayında Alman askerleri Irak'ta peşmerge güçlerine eğitim vermek üzere bu ülkeye gidecek. Bu örnek, yeni dönemde Alman dış politikasının nasıl süreceğinin bir işareti olarak gösteriliyor.

Filistin'in tanınmasında gelişme yok

Alman hükümeti Filistin'i devlet olarak tanımayı düşünmüyor. Bu konuda daha önce defalarca yapılan açıklamalarda, bölgede iki devletli bir çözüme atıf yapıldı ancak Filistin'in müstakil bir devlet olarak tanınmayacağı belirtildi. İsrail'in Filistin'i devlet olarak tanıması durumunda Almanya'nın da Filistin'i devlet olarak tanıyacağı ifade ediliyor.

Birçok Avrupa ülkesinde 2014'te görülenin aksine Filistin'in devlet olarak tanınması yönünde ülkenin federal meclisi olan Bundestag'a bu konuda bir önerge ya da yasa taslağı gelmesi beklenmiyor.

Almanya'nın mevcut Ortadoğu politikasını da gelecek yılda değiştirmesi öngörülmüyor.

AB ile ilişkiler

Almanya'nın AB'de lider ülke olması bakımından 2015'te de birlik içinde bazı sorunlarla karşılaşması bekleniyor. AB'nin diğer büyük ülkesi İngiltere, Almanya ile AB içinde bazı anlaşmazlıklar yaşıyor. İngiltere'de yapılacak seçimlerin ardından AB üyeliğinin referanduma götürülmesi fikri Almanya açısından sorun teşkil etmese de Almanya yine de AB'nin mevcut durumunun muhafazası yönünde politikalarını yürütmek istiyor.

Yunanistan'da muhtemel bir erken seçimin siyasi istikrarsızlıkla sonuçlanması durumunda da Almanya'nın Yunanistan ile ilişkileri tekrar gözden geçirmesi ihtimali gündeme gelecek.

Yunanistan, ülkedeki krizin ardından çok fazla ekonomik yardım yapmayan AB'nin bu kararının sorumlusu olarak Almanya'yı görüyor. Almanya ise bu tür durumlardaki istikrarsızlık nedeniyle kemer sıkma politikaları uygulanmasını istiyor. Alman halkı, Yunanistan'daki ekonomik krizin çözümü için ekonomik destek verilmesini istemiyor.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı