Gündem Haberleri

    Almanya: Top sizde

    Hürriyet Haber
    27.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Türkiye-AB ilişkileri Almanya'da masaya yatırıldı

    Toplantıdan çıkan mesaj: 'Adaylık sürecinden geriye dönüş yok. Ekonomik reformlar iyi yönde ancak insan hakları bizim için çok önemli. Kopenhag kriterlerine harfiyen uymak zorundasınız. Artık top sizde'

    Avrupa sınırlarını tartışıyor

    Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik hazırlıklarına hız verdiği bir sırada, Berlin'de Konrad Adenauer Vakfı'nın sporsorluğunda düzenlenen toplantıda Türkiye-AB ilişkileri ele alındı. Toplantı Türk katılımcılar açısından iki yönden önemliydi.

    1- Önümüzdeki ay AB'nin Türkiye'deki durumu değerlendiren İlerleme Raporu'ndan önce Almanya'nın nabzı yoklandı.

    2- Bakanlar Kurulu'nun Kopenhag Siyasi Kriterlerine uyumla ilgili metinle ilgili kararına Alman yetkililerin tepkisi ölçüldü.

    ANAP milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu üyesi Emre Kocaoğlu tarafından, toplantının ikinci günü sunulan metin kimi Alman katılımcılar tarafından 'Türk Hükümeti'nin kendisinden istenilenleri yerine getireceğini işareti' olarak karşılanırken, bazıları ifadeleri muğlak buldular. Berlin'deki üç günlük toplantıdan çıkan mesaj ise 'Adaylık sürecinden geriye dönüş yok. Ekonomik reformlar iyi yönde ancak insan hakları bizim için çok önemli. Kopenhag kriterlerine harfiyen uymak zorundasınız. Artık top sizde' oldu.

    Berlin toplantısında, ayrıca Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir olgu da iyice su yüzüne çıktı: Avrupa yoğun bir şekilde yeniden yapılanmayı ve sınırlarını tartışıyor. Türkiye'nin üyeliğinn Rusya tarafından nasıl karşılanacağı ise gündemdeki en büyük soru.

    Kimler katıldı

    ANAP millevetili Emre Kocaoğlu

    ANAP milletvekili Plan-Bütçe Komisyonu üyesi Nesrin Nas

    MHP milletvekili, Türk-Alman Dostluk grubu başkanı Müjdat Karayerli

    Alarko Holding Y. K. Başkanı İshak Alaton

    DSP milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt

    Sabancı Üniversitesi'den Bahri Yılmaz

    Profesör Mehmet Altan

    ARI Hareketi Başkanı Kemal Köprülü

    Türkiye Araştırmaları Merkezi Direktörü Profesör Faruk Şen ve Direktör Yardımcısı Çiğdem Akkaya

    AB Genişleme Komisyonu-Türkiye Bölümü Başkan Yardımcısı Adrian Van der Meer

    Bilim ve Politika Vakfı Berlin sorumlusu Dr.Heinz Kramer

    Hıristiyan Demokrat milletvekili Thomas Kossendey

    Türkiye uzmanı emekli müsteşar Profesör Lothar Rühl

    Avrupa Parlamentosu milletvekili Michael Gahler

    Hıristiyan Demokrat milletvekili, AB İşleri Komisyon üyesi Peter Altmeier

    Konrad Adenauer Vakfı Türkiye Temsilcisi Dr. Wulf Schönbohm

    Schöneberg Yabancılar Sorumlusu Emine Demirbüken

    Van Der Meer: Türkiye'nin yapacağı çok şey var

    Avrupa Birliği henüz Türkiye ile pazarlığa oturma aşamasında değil. Halen Türk mevzuatıyla AB mevzuatını karşılaştırıyoruz. Türkiye'nin mevzuata uyması için daha iyi donanıma ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Brüksel'de bunların üstesinden gelmenin pek de kolay olmadığının farkındayız. Türk tarafının Brüksel'in birşeyler dikte etmeye çalışmadığını anlamasını talep ediyoruz. Sadece, Avrupa sistemiyle Türkiye arasındaki farklılıkların giderilmesine çalışıyoruz. Brüksel Türkiye'nin adaylığı konusunda tam anlamıyla kolları sıvamış durumda. Ekim ayında Türkiye'nin durumu değerlendiren İlerleme Raporu, 8 Kasım ise Katılım Ortaklığı belgesi sunulacak. Gümrük Birliği anlaşması sizi Doğu Bloku ülkelerine göre daha avantajlı duruma geçiriyor. Ancak bizim için insan hakları önemli. Metni tam görmedik ama Bakanlar Kurulu'nun Kopenhag kriterlerine uyumla ilgili kararının Brüksel'in işini kolaylaştıracağını sanıyorum. Türkiye'nin önünde yapacak çok iş var. Geçmişe saplanıp kalmaktansa somut adımlar atılmasının zamanıdır.

    Bahri Yılmaz: Bence AB veto hakkını kaldıracak

    Almanlarla Helsinki öncesi yaptığımız toplantılarda konuşulanlarla bugün burada yaptığımız tartışmalar arasında dağlar kadar fark var. Helsinki öncesi toplantılarda Avrupalı politikacılarla, akademisyenlerle Türkiye'nin avrupalı olup olmadığı, AB'ye neden üye olamayacağı tartışılırdı. Gördüğünüz gibi Helsinki sonrası bu tamamiyle değişti. Türkiye Avrupalı mı, değil mi tartışmaları bir yana bırakıldı artık üyeliğin koşulları demokrasi, insan hakları gibi şeyler konuşuluyor. Bize aday olabilecek bir ülke gözüyle bakılıyor. Şimdi Almanya'nın üzerinde en fazla durduğu, söylediği şey şu: Biz elimizden geleni yaptık. Türkiye'nin AB üyeliği artık kendi elinde.Kopenhag kriterlerinden taviz yok''.

    Tabii şu anda AB'nin yapısal değişikliği de söz konusu. AB'nin ilerde 25 ya da 30 üyeye ulaşmasıyla Brüksel'den yani tek merkezden yönetilmesi pek mümkün olmayacak. Önümüzdeki Kasım ayında Nice'de Fransa'nın ev sahipliği yapacağı toplantıda veto hakkının kaldırılması gündeme gelecek. Kanımca veto hakkı kaldırılacak. Türkiye açısından iyi bir gelişme olacak bu. Karar mekanizmaları büyük bir olasılıkla beş ülkenin ki bunlar Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya ve İspanya, elinde olacak. Yani bu bizi çekirdek bir Avrupa'ya götürecek.

    Kossendey: Türkiye'den beklentiler arttı

    Türkiye üyeliğe aday ülke olduktan sonra Avrupa Birliği'nde beklentiler arttı. Ne var ki buna parallel olarak hayal kırıklığı riski de arttı. Avrupa'da örneğin MHP'ye karşı endişeler vardı. Bunlar yersiz çıktı. Türk Hükümeti'nin ekonomik reformlarını Almanya çok yakından izliyor. Bu konuda iyi çalışmalar yapıldı ve özelleştirmeyle ilgili çalışmaların da hızlanacağına inanıyoruz. Sosyal alanda da mesela emeklilik yaşının yükseltilmesi uzun vadede devletin daha iyi çalışmasını sağlayacak önlemlerden biri. Reformlar gerekli çünkü benim inancıma göre de Atatürk hayatta olsaydı 1920'lerdeki politikayı uygulamaz yeni yasalar geliştirirdi. Parlamento ile ordu arasındaki ilişkinin dengeli olması gerektiğine inanıyoruz.

    Heinz Kramer: Ankara'nın metni doyurucu değil

    ANAP milletvekili Emre Kocaoğlu'nun toplantıda sunduğu, Bakanlar Kurulu'nun Kopenhag Siyasi Kriterlerine uyum metni kanımca doyurucu değil. Düşünce ve ifade özgürlüğünün geliştirilmesinden söz ediliyor. Oysa ben burada 312 kaldırılmasını okumak isterdim.

    İnsan hakları hassasiyetinin daha az muğlak sözlerle ifade edilmesini beklerdim doğrusu. Yargı sisteminin düzeltilmesinde, OHAL'ın kaldırılmasında, köye düneş projelerindeki ifadeler hep muğlak. Dediğim gibi önemli bir metin ama doyurucu değil. Fazlasıyla yoruma açık ifadeler görüyorum.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı