GeriSeyahat Almanya’nın en güzel köyü Neubeuern
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Almanya’nın en güzel köyü Neubeuern

Almanya’nın en güzel köyü Neubeuern

Almanya’nın dünyaca ünlü bira festivali Oktoberfest, Münih’te başladı ve 4 Ekim’e kadar devam edecek. Dünyanın dört bir yanından binlerce turist, biranın su gibi aktığı bu geleneksel festivali ziyaret ediyor.

Münih ve çevresi, ziyaretçilerine Oktoberfest dışında da pek çok zenginlik sunuyor. Şehre 70 km. mesafedeki tipik Bavyera köyü Neubeuern de bunlardan biri. Oktoberfest için Münih’e gidecekler, küçük bir kaçamak yapıp burayı da ziyaret edebilir. Gülgun Terek, gece televizyonda izleyip ertesi gün görmeye gittiği Neubeuern’i anlattı.

Almanya’da yorgun bir akşam. Odamızda bölgenin yerel televizyonlarından birine bakarak dinleniyorum. Birden gösterilen yer ilgimi çekmeye başladı. Son derece güzel, tarihi minik bir kasaba. Hemen adını öğrenip kaydettim. O anda bulunduğumuz Münih kentine çok yakın olduğunu öğrendiğimde artık yarın ki hedef belirlenmişti. Zaten seyahatin en büyük keyfi budur. Hedefi son anda belirleme ve ünlü yazarın dediği gibi gönlünün götürdüğü yere gitme…
Ertesi gün Münih’ten Salzburg yönüne doğru otobana çıktık. 70 km. sonra tipik bir Bavyera köyü bizleri kucakladı. Neubeuern tarihi filmlerde ne gördüyseniz, yemek yemek, kahve içmek için ne kadar güzel bir atmosfer istiyorsanız, hepsini size altın tepside sunan bir turizm incisi. Zaten daha sonra bu köyün sayısız filmde mekan olarak kullanılmış, hatta 1980’lerde Almanya’nın en güzel köyü seçilmiş olduğunu öğreniyoruz. Arabaları resimlerden silmek mümkün olsa zaman yolculuğunda 200 yıl geri gittim diyebilirsiniz. Evler inanılmaz güzel, çiçekler alabildiğine bol ve çeşitli. Her yer bir renk cümbüşü içinde, kahve içtiğimiz halde güzel mekandan etkilenip birer kahve daha söylüyoruz. Blumencafe adlı mekan, sanki geçen yüzyıldan kalmış ve harika döşenmiş. Tüm kahveler eski Meissen porselen fincanlarda geliyor.
Turizm ofisindeki genç, bize inanılmaz kolaylık gösterip üst kattaki müzeyi gezdiriyor, hediyeler veriyor. Böylesi bir tavır torunumu bile etkiliyor. Tüm evlerde tek tek durarak, sayısız resim çekerek ilerliyoruz. Köşede iki yaşlı, sanki bir dekorun parçası gibi sokaktaki dev plastik maketlerle satranç oynuyorlar. Zaman durmuş, gökyüzü gülümsüyor, burada yaşlanmak herhalde mümkün değil.

INN NEHRİ’NİN KIYISINDA

Kasabanın tarihi çok eskilere dayanıyor. 517 km ile bölgenin en uzun nehirlerinden biri olan Inn nehri, kasabanın hemen yanından geçiyor. Zaten İsviçre dağlarından doğan ve Passau’ya kadar uzanan, oradan Don nehriyle birleşen bu nehir, daima bölgenin gelir kaynağı olmuş. Ahşap nehir gemileri, Venedik gondolları gibi uzun tahta küreklerle yönetilerek neler taşınmamış ki: tuz, bal, kürk, deri, tahıl, şarap, baharat, cam, kıymetli taşlar ve daha neler... Ayrıca bölgenin en büyük gelir kaynaklarından olan biley ve değirmen taşları Inn nehri boyunca yüzyıllar boyu gidip gelmiş ve tüm bu ticaret buralara zenginlik ve refah taşımış. Sadece bahar aylarında yapılabilen taşımacılık, bugüne kadar yaklaşık 300 gemicinin hayatına mal olmuş. Yine de gemilere gösterilen saygı, kasabanın ambleminde de yerini almış. Neubeuern bayrağında iki gemi kancası bulunuyor.
Kasabadaki en ünlü bina, şato. Uzun yıllar sayısız ressam, şair ve sanatçının buluştuğu şatoda 1925’de bir lise hayata geçirilmiş. Bu gün bir kısmı yatılı 240 öğrencisi bulunan bu lise, Avrupa’nın en prestijli kolejlerinden biri olarak tanınıyor.

KOROSU DÜNYA ÇAPINDA
 
Nüfus sadece 4 bin 200 kişi ama Neubeuern yaklaşık 100 kişilik dünya çapında bir koroya ev sahipliği yapıyor. Genelde Bach ve Mozart ağırlıklı bir repertuvarları var ve çok tanınmış bir şef (Enoch zu Guttenberg) tarafından yönetiliyorlar.
Çevre unutulmamış. Küçük bir göl açık havuz gibi değerlendirilmiş ve sıcak günlerde keyifli bir kaçış imkanı sağlıyor. Bütün Alman kasabaları gibi hemen her yöne giden yürüme ve bisiklet yolları ile dantel gibi işlenen bölge, aktif bir tatil için her türlü imkanı sunuyor. Kayak, golf, yamaç paraşütü, yüzme, go-kart pistleri, çocuklara sayısız park ve tatil için aklınıza gelen her şey var.
Yakınlarda 15. yy’dan kalma bir maden bulunuyor. Buradaki kayalar oyulmuş ve kuvarsit denen taş çıkarılmaya çalışılmış. Bu taşlar değirmen ve biley taşı olarak kullanıldığı için önemli bir gelir kaynağı imiş ancak yıllar boyunca taşlar önemini kaybetmiş ve geride dev bir kayanın ortasından geçen 15 - 20 metre genişliğinde, 300 metre boyunda 30 metre yüksekliğinde bir yol kalmış. Tam macera filmi çekilecek bir mekan.
Artık güneş solgun ışıklarını bulutların arasından göndermekte zorlanıyor. Hava kararırken tekrar kasabanın merkezine dönüyoruz. Şimdi görüntü daha güzel, çok parlak olmayan lambalar, tarihi meydanı romantik bir havaya sokuyor. Öğleden gözümüze kestirdiğimiz bir restoranda, ki daha sonra tamamen doldu pek çok kişi dönmek zorunda kaldı, erken olmasına rağmen zor yer buluyoruz.

YÖRESEL YEMEKLER

Almanya’nın en güzel bölgesi Bavyera’nın kalbindeyiz. Yemek listesi ona göre seçiliyor. Dana bonfilemize patates ve defne yaprakları ile kırmızı şarapla pişmiş karnabahar eşlik ediyor. İçecek olarak buğday birası hefeweizen, tatlı olarak keçi peyniri ve kuru üzümle yapılmış bir börek olan topfenstrudel’i tercih ediyoruz. Güzel yemeklere tatlı bir esinti ve nefis dekor eşlik edince yemek uzuyor ve kahveden sonra yine Münih’e dönmek üzere arabamıza gidiyoruz. Eski kale kapısından geçerek anayola doğru yavaşça uzaklaştığımızda, köyün ışıkları adeta göz kırparak bize bir süre eşlik ediyorlar. Kısacası döndüm ama gönlüm orda kaldı.

False