Gündem Haberleri

    Almanya ile Büyükada krizi

    Celal ÖZCAN - BERLİN
    21.07.2017 - 01:23 | Son Güncelleme:

    İnsan hakları temsilcilerinin Büyükada’da bir otelde yaptıkları toplantıya terör polisinin baskını sonrasında Avrupa ile başlayan gerilim tırmanıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye’ye karşı izleyecekleri sert yeni politikalarını açıkladı. Gabriel, Alman işverenleri Türkiye yatırımları için, Alman vatandaşlarını da Türkiye’de tatil konusunda uyardı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, yaşanan krizle ilgili Almanya’nın açıklamalarını ‘büyük siyasi sorumsuzluk’ diye eleştirdi.

    TÜRKİYE ve Almanya tarihinin en ağır krizini yaşıyor. Alman vatandaşı insan hakları aktivisti Peter Steudtner’in İstanbul Büyükada’daki operasyonda tutuklanmasının ardından iki ülke arasında tansiyon yükseldi. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye’yle yaşanan kriz üzerine tatilini yarıda kesip Berlin’e döndü. Berlin’de bakanlıkta dün sabah Türkiye masası uzmanlarıyla istişarelerde bulunan Gabriel, kameralar önüne çıkarak Almanya’nın Türkiye’ye karşı atacağı adımları kamuoyuna açıkladı.

    ‘KAÇINILMAZ ADIMLAR’

    Almanya Başbakanı Angela Merkel’in sözcüsü Steffen Seibert de Bakan Gabriel’in açıkladığı adımların “Gerekli ve kaçınılmaz” olduğunu söyledi. Gabriel’in istişare toplantısına partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD) Başkanı Martin Schulz da daha sonra katıldı.

    ‘SUÇLAMALAR ASILSIZ’

    Alman medyası basın toplantısına yoğun ilgi gösterdi ve toplantıyı canlı yayınladı. Tatilde bulunan Başbakan Angela Merkel’le de telefonla görüştüğünü söyleyen Gabriel, Almanya vatandaşı Peter Steudtner’e yönelik suçlamaları “tamamen asılsız”, tutuklanmasını ise “planlanmış ve çok iyi hazırlanmış bir hareket” olarak niteledi.

    Gabriel, ‘Türkiye’den yapılan suçlamara cevap verilmediğini ve sabır gösterildiğini, ayrıca hayal kırıklığına uğradıklarını ancak bunun böyle devam edemeyeceğini’ söyledi. Bakan Gabriel, “Her seferinde tekrar tekrar hayal kırıklığı yaşadık. Türkiye’deki gelişmeler görmezden gelinemez ve bunun adını koymak lazım. Bir dizi Alman şirketi toptan ve hiçbir temeli olmadan, temel hukuk devleti kurallarına uymaksızın, teröre yardım etmekle itham ediliyor. Liste aslında çok daha uzun” dedi. Türkiye’nin Avrupa ve NATO’nun değerler zeminini terk ettiğini savunan Gabriel, Almanya olarak Türkiye’ye karşı adımlarını da açıkladı.

    YATIRIM TAVSİYE EDEMEYİZ

    “Birincisi hukuk güvencesinin olmadığı bir yerde kimseye yatırım yapmasını tavsiye edemeyiz. Hatta tamamen suçsuz şirketler teröre yakınlıkla ilişkilendiriliyor. Nitekim el konulan şirketler var. Bu nedenle biz hükümet olarak Alman işverenlerin Türkiye’de yapacakları yatırımlara güvence veremeyiz. Keyfi ve siyasi nedenle el konulmalar var. Bizim ayrıca Hermes güvencesini, yatırım kredileri ve ekonomik yardımlar konusunu gözden geçirmemiz gerekecek.

    İkincisi, Türkiye’ye AB yardımlarını da önümüzdeki gün ve haftalarda Avrupalı dostlarımızla konuşacağız.

    Üçüncüsü ve önemlisi ise Peter Steudtner olayı... Alman vatandaşlarının Türkiye’de keyfi olarak tutuklanmayacağı garantisi olmadığını gösteriyor. AB vatandaşları Türkiye’de tutuklanırken, Gümrük Birliği’nin genişletilmesi de düşünülemez.” Gabriel, hükümet olarak önümüzdeki günlerde bu yaptırımları somutlaştıracakları ve başka yaptırımları da görüşeceklerini vurguladı.

    TUTUKLU TAKAS TEKLİFİ YOK

    Gabriel, Türkiye’de tutuklu Peter Steudtner, Deniz Yücel ve Meşale Tolu’nun serbest bırakılmasını, Türkiye’nin Avrupa değerlerine geri dönmesini talep etti ve “Türkiye’nin Avrupa’da kalmasını istiyoruz” dedi. Bakan Gabriel Alman Bild gazetesinde çıkan ve Türkiye’nin, Alman hükümetine tutuklu gazeteci Deniz Yücel ve öteki Alman tutuklulara karşı, Almanya’ya iltica eden Türk asker ve generaller için takas teklifi yaptığını ise yalanladı. Gabriel, “Bize böyle bir rehine takası gibi resmi bir teklif gelmedi” dedi.

    BÜYÜKADA’DA BİRİ GİZLİ İKİ TANIK

    BÜYÜKADA’da bir oteldeki toplantı basılarak gözaltına alınan ve ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla 6’sı tutuklanan 10 kişi hakkında hazırlanan dosyada biri gizli, diğeri açık olmak üzere iki tanığın yer aldığı ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında ifade veren ‘Gizli Tanık 1’ isimli kişi toplantı sırasında katılımcıların ‘ByLock’ gibi gizli haberleşme programları üzerine tartışmalar yaptığını iddia etti. Toplantı sırasında tercümanlık yapan ve tanık olarak ifade veren A.T.T., tutuklanan Özlem Dalkıran hakkında “Alman vatandaşı olan eğitmen şahsın katılımcılardan hatırladığım kadarıyla ‘son bir hafta ya da bir ay içerisinde sizi etkileyen önemli bir olayı resmedin’ demesi üzerine Dalkıran’ın çizdiğini hatırlıyorum. Daha sonra bu harita üzerine herhangi bir konuşma geçmedi” dedi. (Fırat ALKAÇ/İSTANBUL)

    MAALESEF BİR MODA HALİNE GELDİ

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, yaşanan krizle ilgili Almanya’nın açıklamalarını ‘büyük siyasi sorumsuzluk’ diye eleştirdi. İbrahim Kalın, krizle ilgili şu mesajları verdi:

    ‘HUSUMET PRİM YAPIYOR’

    (Almanya ile yaşanan kriz) Bu talihsiz açıklamaların Almanya’da yaklaşmakta olan seçimlere yönelik bir iç siyaset yatırımı olduğunu düşünüyoruz. Almanya’da maalesef bu bir moda haline geldi. Türkiye karşıtlığı, özellikle Cumhurbaşkanımıza yönelik bir husumetin Alman siyasetinde prim yapmaya başladığını görenler, şimdi bu vagona atlayarak kendilerince puan toplamaya çalışılıyorlar. Bu akıl tutulmasından kurtularak daha rasyonel bir şekilde düşünmeleri gerekiyor.

    ‘ŞİDDETLE KINIYORUZ’

    Türkiye’ye giden Alman vatandaşlarının güvende olmadığı, Türkiye’de Alman firmalarının tereddütlerinin, endişelerinin olduğu şeklindeki açıklamaları da şiddetle kınıyoruz. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Bizler özellikle Türkiye’deki Alman yatırımlarının güven içinde olduğunu ifade ettik. Almanya bizim için önemli ticaret partneridir. Bugüne kadar herhangi bir Türkiye’deki Alman firmasına yönelik soruşturma, haksızlık yapılmış mı? Böyle bir şey yokken ortaya böyle bir şey atmak, herşeyden önce bu ilişkileri feda etmek demektir ki biz buna asla razı olmayız.

    ‘DEĞİŞİM KABİNESİ’

    (Kabine değişikliği) Sayın Başbakanımızın, AK Parti geleneğinin ve Cumhurbaşkanımızın bu tür değişikliklerde temel ilkesi süreklilik içinde değişim, değişim içinde süreklilik ilkesi olmuştur. Bu kabine de aslında bir süreklilik ve değişim kabinesi olarak ifade edilebilir.”

    EKONOMİ ALANINI BULANDIRIYORLAR

    Â Küçük siyasi hesaplarla, seçimlere yönelik birtakım hesaplarla bu ekonomik ilişkileri gölgelemeye çalışmak, Türkiye’deki Alman yatırımcılarının zihninde birtakım tereddütler uyandırmaya çalışmak kabul edilebilir değildir. Bir Alman gazetesinde buna benzer bir iki haber çıktı. Bununla ilgili Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek Bey derhal o kişilerle görüştü. Böyle bir şey olmadığını, hepsinin kendilerini güvende hissettiklerini bu firmalar ifade ettiler. Siyasi saiklerle ekonomi alanını bulandırmaya dönük açıklamaları kabul etmemiz mümkün değil. Umarız bunlardan en kısa zamanda vazgeçerler.

    BÜYÜK SİYASİ SORUMSUZLUK

    Burada gözaltı yapılan kişiler, birtakım illegal veya şaibeli faaliyetler içinde olan kişilerdir. Bunlar ile Türkiye’ye normal gelen insanları aynı kefeye koyup ‘Türkiye’ye gitmeleri emniyetli değildir’ mesajı verilmesi büyük siyasi sorumsuzluktur. Kimse Türkiye’ye Avrupa’dan veya bir başka yerden parmak sallayarak hizaya getirmeye kalkmasın. Bu ülkenin de kuralları, kanunları var. (Erdinç ÇELİKKAN - ANKARA)

    TERÖRİST SIĞINAĞI OLDULAR

    DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Alman mevkidaşı Sigmar Gabriel’in, Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerine dün gece çok sert yanıt verdi:

    PYD, YPG, DEAŞ ile hepsiyle mücadele ediyoruz. Binlerce şehit verdik. PKK ve FETÖ köşeye sıkışmış durumdadır. Ancak bu iki örgütün sığındığı ana ülke, maalesef dost ve müttefik bildiğimiz Almanya olmuştur.

    Biz Türkiye olarak olaylara devlet ciddiyetiyle yaklaşıyoruz. Bize bu yönde yapılan tehditleri de aynı ciddiyetle değerlendirir, karşılığını veririz.
    Dışişleri Bakanlığı da akşam yapılan açıklamada Almanya’ya çok sert tepki gösterdi:

    Gabriel’in ifadeleri tek taraflı çarpık yaklaşımın son ve kabul edilemez örneğidir. Gabriel’in cepheyi genişletme gayreti de dikkat çekici.

    Gabriel, yargıya müdahaleye izin vermediğimiz için Türkiye’ye yönelik seyahat uyarısını sertleştirmek, Gümrük Birliği güncellemesine karşı çıkmak, yatırımları teşvik etmemek, AB’nin Türkiye fonlarınını gözden geçirmek gibi tehditkâr ifadeler kullanmaktadır.
    Âİlişkilerimiz şantaj ve tehditle değil, uluslararası kabul görmüş norm ve ilkeler temelinde yürütülmelidir. (ANKARA)

    Etiketler: gazetehaberleri
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı