"Nilgün Tekfidan Gümüş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilgün Tekfidan Gümüş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilgün Tekfidan Gümüş

Almanya’da neler oluyor

KIYAMET. Bu defa Alman istihbaratında kopmuşa benziyor.

Çünkü 8 Türk, bir Yunan ve bir Alman polisi öldüren neo-Nazi çetenin ortaya çıkmasından aylar sonra bir haftada üç istihbarat başkanı apar topar istifa etti. Hem de görünürde eften püften bir nedenden ötürü.

KONFETİ. Evet yanlış okumadınız. Skandalın ortasında bir öbek kirli konfeti bulunuyor. Nasıl olduğuna geleceğim. Önce geçen kasım ayına dönelim. Tarihler 11.11.11’i gösterdiğinde Almanya’da pek çok kişi karnaval başlangıcının heyecanını yaşıyordu.
Ancak, medyaya düşen bir haber bomba etkisi yaptı.
Almanya’da Türk esnaf cinayetlerinde kullanılan ‘Ceska’ model silah, kundaklanmış bir evde bulunmuştu. Seri cinayetlerin ardında kısa adı NSU olan Nasyonal Sosyalist Yeraltı örgütü diye bir neo-Nazi çete olduğu anlaşılmıştı.
İşte bu açıklamadan bir gün sonra iç istihbarattan sorumlu Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın Köln’deki Bürosu’ndaki bazı belgeler apar topar imha edilmiş. Gizli kayıtlar, bir anda katur kutur doğranıp, Almanların tabiriyle konfeti olmuş.
Şimdi aylar sonra ortaya çıkan bu. İstifalar da bundan.

SIR. Belgelerde neler olduğuna gelince. Rennstein operasyonu denilen, 1997-2003 yıllarında ülkenin doğusundaki Thüringen eyaletindeki neo-Nazilere yakın istihbarat muhbirlerinin telefon görüşmeleriyle ilgili kayıtlar bunlar. Thüringen, aynı zamanda Türkleri öldüren biri kadın, ikisi erkek Zwickau çetesinin yıllarca gizlendiği eyalet olması açısından da önemli.
Normalde rutin istihbarat belgeleri 10 yıllık zaman aşımı sonrasında imha edilirken, 2000 ile 2006 yılları arasında cinayetler işleyen NSU ile ilgili kayıtların, tam da çetenin bulunmasından bir gün sonra doğrandığının ortaya çıkması Alman istihbaratında büyük bir deprem etkisi yaratmışa benziyor.

İSTİFA. Şimdi derler ki, belgeler de pek de ciddi bir şey yoktu. O halde niye Alman Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı başkanının yanı sıra Thüringen ve Saksonya Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı da görevden çekileceğini açıkladı?
Onun yanıtını da şöyle veriyorlar; “Parlamentoya bütün belgelerin verileceği söylenmişti, ama bunun böyle olmadığı ortaya çıkıyor, dolayısıyla etik açıdan çekiliyorlar.”
Doğrusu bu bana pek yeterli gelmiyor. Alman istihbaratının daha en başında ihmali olduğu göz çıkartıyordu. Bu istifalar niye aylar sonra geldi. Yoksa belgelerde ortaya çıkması istenmeyen başka bağlantılar da mı var?

FİYASKO. Kelimenin tam anlamıyla ortaya çıkan tablo böyle. Seri cinayetlerin failleri belli olsa da 2006 yılında Halit Yozgat, Kassel’deki internet kafesinde öldürüldüğünde orada bulunan Alman istihbaratçının ne aradığı tam anlamıyla açıklık kazanmış değil.
Her ne kadar, seri cinayetlerin faillerinin kimler olduğu yıllar sonra anlaşılmış olsa da Türklerin niye ve niçin kurban gittikleri aydınlatılmalıdır. Çünkü hukuk devleti olarak Almanya, Türk asıllı vatandaşlarına ve Türklere bunu borçludur. Türkiye Yönetimi de bunun takipçisi olmalıdır.

İSTİHBARAT skandalının yanı sıra Almanya’nın bir diğer hararetli gündem maddesi biliyorsunuz; sünnet yasaklansın mı yasaklanmasın mı?
Kendinden olmayanın bu kadar ötekileştirilmesinin Almanya’ya nasıl bir ağır fatura çıkardığı ortada.
Dolayısıyla entegrasyon isteyen Merkel hükümeti, bu ülkede yaşayan Müslüman ve Yahudi vatandaşlarının hassasiyetini görmezden gelemez, gelmemelidir de.

 

 


 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI