Dünya Haberleri

    Almanya Başbakanı Merkel: Türkiye ile anlaşamazsak, Yunanistan bu yükü kaldıramaz

    10 Mart 2016 - 10:00Son Güncelleme : 10 Mart 2016 - 12:07

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, devlet radyosu MDR'ye Türkiye'nin göçmen krizindeki rolüne ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. 

    Fransız haber ajansı AFP'nin bildirdiğine göre; Merkel, göçmenlerin Balkanlar'a girmek için kullandığı rotayı kapatmanın sorunu çözmeyeceği ve bu hamlenin sürdürülebilir olmadığı uyarısında bulundu. 

    İşte Türkiye-AB zirvesinin sonuçlarıİşte Türkiye-AB zirvesinin sonuçları

    Merkel, "Kişisel olarak, Avusturya'nın tek taraflı kararı ve bunu müteakip Balkan ülkeleri tarafından verilen kararların, açıkça bize daha az mülteci getireceğini düşünüyorum, fakat bu, Yunanistan'ı daha güç bir duruma düşürecek" dedi.

    Tek taraflı kararlarla mülteci krizinin çözülemeyeceğini vurgulayan Merkel, "Türkiye ile anlaşmayı başaramazsak, Yunanistan bu yükü (göçmenler) daha fazla kaldıramaz" diye konuştu. 

    Angela Merkel, Yunanistan'da mahsur kalan mültecilerin zorla Türkiye'ye gönderilmelerinin söz konusu olmadığını ve her mültecinin yasal prosedürden yararlanma hakkı olduğunu sözlerine ekledi.

    Almanya Başbakanı Merkel: Türkiye ile anlaşamazsak, Yunanistan bu yükü kaldıramaz

    TÜRKİYE BİRÇOK AB ÜLKESİNDEN DAHA AVRUPALI

    Öte yandan, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in mülteci krizinde tek sorumlu olarak atadığı Başbakanlık Bakanı Peter Altmaier, AB-Türkiye zirvesinde varılan mutabakatı savundu. 

    DHA'nın haberine göre; zirveden çıkan önerileri “sığınmacı krizinde dönüm noktası” olarak nitelendiren Altmaier, Türkiye’nin sığınmacı krizindeki tutumunun birçok AB ülkesinden daha Avrupalı olduğunu söyledi.

    Die Welt gazetesine konuşan Peter Altmaier, insan hakları eksikliklerine rağmen Türkiye’nin önemli bir ortak olduğunu vurguladı.

    Altmaier’in Welt'in sorularına verdiği cevaplar şöyle:

    Türkiye ile yapılan pazarlık ne kadar iyi? CSU homurdanıyor, SPD memnun, CDU ise ılımlı. Siz nasılsınız?

    Zirve bir dönüm noktasıydı. İlk kez bizim insani taleplerimizden vazgeçmeden mülteci krizini çözmek için gerçek bir şans oluştu. Kasım ayından itibaren Türkiye’den Yunanistan’a gelen sığınmacıların sayısında düzenli olarak azalma yaşandı. Ekim ayında günde 7 bin sığınmacı gelirken, Şubat’ta bu sayı 2 bine geriledi. Mart’ta ise bu sayı bin 400 civarında. Bu gerileme sadece kış şartları nedeniyle yaşanmadı. Son aylarda yapılanlar meyvesini vermeye başladı.

    Türkiye, Yunanistan’a gelen bütün sığınmacıları geri alacak. Geri aldığı her Suriyeli karşılığında bir Suriyeli legal yollardan AB’ye girecek. Burada kazanç ne?

    Böyle bir öneri Türkiye tarafından ilk kez gündeme getirildi ve bir anlamı var: Bir sığınmacı insan kaçakçılarına para ödediği zaman bilecek ki birkaç gün sonra tekrar Türkiye’de gönderilecek ve parasından olacak. Bu, insan tacirlerinin elindeki kozları tamamen alacak. Biz bu durumun uygulanması halinde illegal sığınmacı göçünün hızlı ve kalıcı şekilde durdurulacağını düşünüyoruz.

    AB zirveye fikir ayrılıkları ile gitti ve görüşmelerin sonucu konusunda da birlik yok.

    Sığınmacı sorununu AB içerisinde insanları oradan oraya göndererek, sıcak patatesin komşunun elini yakmasını beklemeyle çözemeyiz. Kalıcı bir çözüm ancak AB’ye daha az sığınmacı gelmesiyle sağlanabilir. Bu durumda AB içerisinde dayanışma sağlamak daha kolay olacaktır. Ve bu da ancak Türkiye ile işbirliği yapılarak sağlanabilir. Sınırlı sayıdaki sığınmacıların legal yollardan AB’ye alınması önemli, çünkü kimse Türkiye’de sığınmacıların yükünü tek başına taşımasını bekleyemez.

    Türkiye’ye karşı kendimizi ne kadar bağımlı hale getiriyoruz? Ve şu anda ne kadar bağımlıyız?

    Bu işbirliğinin özelliği tüm tarafların yararına yönler içermesi. Hem Almanya’nın milli çıkarları, hem de Türkiye’nin çıkarı söz konusu. Bu tarafların sorumluluklarını yerine getirmesinin garantisi. Bana sorduğunuz bu soru Türkiye kamuoyunda da soruluyor. Orada AB’nin Türkiye’ye sadece sığınmacı sorunu çözülene kadar değer vereceği endişesi dillendiriliyor.

    Bu çok yanlış mı? Basın özgürlüğü açısından bakıldığında Türk hükümeti işbirliği için pek de yeterli argüman ortaya koymuyor.

    Bizim Ortadoğu'daki durumu istikrara kavuşturmak için, karşılıklı büyük bir jeostratejik hedefimiz var. Türkiye ile 19'uncu yüzyıla kadar giden ve NATO üyeliğinde de ifadesini bulan geleneksel jeostratejik işbirliğimiz bulunuyor. Türkiye’de 6 bin Alman firması başarıyla faaliyet gösteriyor, milyonlarca Türk’ün Almanya’da akrabaları var ya da kendileri burada yaşıyor. Ancak bu, temel değerlerdeki sorunların dikkate alınmayacağı anlamına gelmez.

    Muhalefete baskı var, özgür medya engelleniyor. Bildiğimiz kadarıyla, böyle bir ülke Avrupa'nın bir parçası olabilir gibi görünmüyor...

    Ben bazı şeyleri güzel göstermeye çalışmıyorum. Ancak, Türkiye Suriye’de iç savaşın başlamasından ve IŞİD’in yayılmaya başlamasından bu tarafa 3 milyon sığınmacıya kapılarını açtı. Türkiye sığınmacılar konusunda birçok AB ülkesinden daha Avrupalı bir tutum sergiledi. Her şeye rağmen, demokratik ve hukuk devleti bağlamında bölge ülkelerine göre daha ileride. Bu nedenle somut bir işbirliği girişimini doğru buluyoruz.

     




     
    Haberlerkurban bayramı 2016Dünya 1. Ligi Grand PrixTürkiyeİtalyaSultanlarDiyarbakırSilahlı saldırı