Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Alman Lisesi’nde dolaşan hayalet

MEZUNLARI arasında yer aldığım Alman Lisesi’nde iki yabancı dil yanında, asıl öğrendiğim analitik düşünmek, söyleneni olduğu gibi kabullenmek yerine, sorgulamak.

Bunun için okulda ders programının yanı sıra, pek çok panel, müzik yarışması, tiyatro, folklor, spor bayramı gibi bilimsel, kültürel ve sosyal faaliyetler birbirini izliyor. Bu bir öğretim geleneği, insan yetiştirme ahlakı ve yöntemi.
İngiliz Edebiyatının en zor yazarlarından Somerset Maugham’ı da kendi orijinal diliyle, İngilizce okuturlar, Alman Edebiyatının doruğundaki Goethe, Schiller’i de Almanca aslından, Fransız Devriminin ünlü Jakobenlerinden Danton’u da. Müzik dersinde sık sık Beethoven, Bach dinlersiniz, sınıfla hep birlikte Anadolu gezilerine çıkarak, aynı anda birden çok etkinliğin üyesi olursunuz. Hayatla tanışırsınız.
Sekiz yıllık Alman Lisesi’nde hocalarımız tek bir gün bile, “hastaydım, karnım ağrıyordu, kardeşim ağladı, dersime onunu için çalışamadım” gibi mazeretlerin hiç birini kabul ettiklerini hatırlamıyorum.
Koşullar ne olursa olsun, mazeret yok, çalışacaksın, ödevini yapacaksın, nokta. Böylesine katı bir disiplin. Çok geniş bir kavramı ifade eden, hayatın farklı alanlarını kapsayan o disiplin insanın peşini ömrü boyunca bırakmıyor.
İNSANA SAYGI
Arkadaşlarıma bakıyorum, aradan elli yıl geçmiş, lise yıllarına ilişkin anılarımız hala taze. O yıllara özlem hâlâ sürüyor.
Çünkü, bize orada unutamayacağımız bir değeri öğrettiler. İnsan olmayı, insana ve bilime saygıyı.
Alman Lisesi denilince, benim aklıma hep bu kavramlar geliyor, çünkü biz bu kavramlarla büyüdük.
Ancak, şimdi...
Alman Lisesi Öğrencileri ve Mezunlarından duyuyorum ki, bizim okulda işler, ne yazık ki, eskisi gibi değil.
Görünmez bir el, okulun bu sihrini ortadan kaldırma gayreti içinde. O okulun farklılığını yaratan her türlü etkinlikler okul yönetimi tarafından baltalanıyor, baskı altına alınıyor. Benim lisem gitmiş, yerine başka bir lise gelmiş, başka bir zihniyet yerleşmiş. Toleransın ve tartışmanın, kırk, elli yıl boyunca çevreye parmak ısırtan en ileri aşamasının yaşandığı bir okulda şimdi hayaletler dolaşıyor.
HOCA GİTTİ
Hem sosyal faaliyetler baskı altına alınıyor, hem de öğrenciden ve bu faaliyetlerden yana olan Müdür Yardımcısı Didem Veyisoğlu’nun sözleşmesine son veriliyor.
Hocalarla okul arasında sözleşme elbette hem yenilenir, hem son verilebilir. Ama, öğrencilerin bu kadar sayıp, sevdiği, okulda yanlış bir zihniyetin yerleşmesine karşı çıkan bir hocanın görevine son verilmesi o okulda bir şeylerin yolunda gitmediğinin işareti.
Baltalama zihniyetinin okulun Alman Yönetiminden kaynaklandığını sanmıyorum. Dışarıdan çomak sokuluyor, okul yönetimi buna ses çıkarmıyor.
İmam Hatip Okullarının bu kadar gözde olduğu bir dönemde, hangi yabancı okullar? Yabancı okulları dışlayan siyasi bir tavır. Bugün Alman Lisesi, yarın diğer yabancı okullar.
Her ne kadar Alman Lisesi Türk eğitim sisteminin bir parçası ise de, okulda Almanların da etkisi var. Baltalama böyle devam ederse, Alman hükümetinin bu yönde Ankara’ya soru soracağından kuşkum yok.

Gül ve Erdoğan Kıbrıs’a gitmedi

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu 20 Temmuz nedeniyle Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ı Kıbrıs’a davet ediyor. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatının yıl dönümü. Her yıl törenlerle kutlanıyor.
KKTC’nin ilan edildiği 1983’ten bu yana her yıl 20 Temmuz’da Türkiye Cumhurbaşkanı ya da (ve) Başbakanı Kıbrıs’taki törenlere katılıyor. Bu yıl katılımın profili düşüyor, Gül ve Erdoğan davete rağmen, gitmiyor.
Eroğlu ile Ankara arasında son görüşme Mart ayında. Kıbrıs Rum Kesiminin 1 Temmuz’da başlayan AB dönem başkanlığına karşı izlenecek politikalar bu görüşmede ele alınıyor. Arkasından Ankara Kıbrıs’ta sessiz kalmayı tercih ediyor. Daha çok Kıbrıs Rum Kesimi’nin atacağı adımları bekliyor, pasif politika izliyor.
Kıbrıs’ta törenler dün sakin ve kendi içinde.

Çelik’ten Şahin’e bir daha

BİR bakan var, İçişleri Bakanı. İdris Naim Şahin. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Çam devirmek filan değil, insanlara açıkça hakaret ediyor.
Son numarası Diyarbakır’da miting düzenlemek isteyen BDP milletvekillerinin yaralandığı olaylar sonrasında yaptığı açıklama. BDP milletvekillerine “zavallı” diyen zavallı bir bakan.
Daha önce de, Uludere’de öldürülenlere, “ölmeselerdi yargılana-caklardı, PKK figüranları” diyor. Ağzını ne zaman açsa, herkese “bu adam nasıl bakan olmuş” dedirtiyor.
Bırakın muhalefeti, bu üsluba ikidir bozuk atan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik. Kendi partilisini, partisinin bakanını genel başkan yardımcısı uyarıyor. Sözlerine katılmıyor. Onun adına özür dilemek zorunda kalıyor.
İdris Naim Şahin’e AKP içinde pek çok milletvekili ve yönetici tepkili, Şahin’in fazileti artık ne ise, hâlâ o koltukta oturuyor.

 

X