Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Alman arkeoloğun özgürlüğü 1.8 milyon Euro

Üç dakika beş saniyelik film hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor. Kuşkunun yerini derin bir kaygı alıyor.

Sabaha karşı çalan telefon, Alman Başbakanı Merkel’e, tatsız haberi iletiyor:

"Osthoff kaçırılmış. Teröristler çektikleri filmi Bağdat’ta bir TV bürosuna bırakmışlar. Film şimdi bizim elimizde."

Alman hükümetini günlerdir sıkıntıya düşüren belirsizlik, artık kabusa dönüşüyor./images/100/0x0/55eb008cf018fbb8f8a49a41

*

43 yaşındaki Alman arkeolog Susanne Osthoff, mutsuz bir çocukluk geçiriyor. Yıllar sonra yaptığı evlilik, mutsuzluğunu daha da pekiştiriyor. Bu arada Müslüman oluyor. Kızı Tarfa’nın itirazına rağmen, eşinden kısa süre sonra boşanıyor. Bununla birlikte, Irak’ın Şammar Aşireti üyesi, Bedevi asıllı eşi ona yeni bir dünya açıyor. Arkeolog olması, önüne açılan dünyada müthiş bir avantaj.

Babil’in asma bahçeleri, Sümerler’in başkenti, Mezopotamya’daki eski uygarlıklar, Irak’ta arkeolojik kazılar için bulunmaz bir hazine. Okuduğu arkeoloji tarihinin kahramanları birer birer gözünün önünden geçiyor.

Neden o da, o kahramanlardan biri olmasın?.. Üstelik, macerayı seviyor. Üstelik, kendi ifadesiyle, onu anavatanı Almanya’ya bağlayan hiçbir bağ yok.

Ne var ki, Irak, Amerikan işgalinde. Ve savaş ve ölüm ve terör ve adam kaçırma Irak’ta kol geziyor.

Osthoff’un umurunda mı? Yine de, Bağdat’a ilk ziyareti insani amaçlı. 2003 Haziran’ında elli sandık ilaç götürüyor. Bağdat’a giden bir arkeoloğun, ABD yağmasına rağmen, Bağdat Ulusal Müzesi’ni ziyaretten kaçınması mümkün değil.

Müzede Irak’ın dört bin yıllık tarihini gösteren bir harita var. Haritada Musul-Erbil arasında, Osmanlı’dan kalma bir kervansaray işaretli. 250 yıllık kervansaray şimdi bir harabe. İçine ateş düşüyor, kervansarayı onarmak.

Onarımda para yardımı için, Bağdat’taki Alman Büyükelçisi’ne gidiyor. Büyükelçi, "Bu kadın herhalde aklını kaçırmış" diye düşünüyor. Derhal Almanya’ya dönmesini söylüyor. Tıpkı, onarım fikrini açtığı Bağdat Müzesi’nin Iraklı yetkilileri gibi.

Osthoff, kısa süre için Berlin’e gidiyor. Kültür Bakanlığı’nın altından girip, üstünden çıkıyor, onarımda kullanmak üzere, 40 bin Euro kopartıyor. Tüm uyarılara rağmen, Kasım 2005’te Bağdat’a dönüyor.

Bağdat’ta Alman Büyükelçisi, Osthoff’u yeniden karşısında görünce, büyük şaşkınlık içinde, Bağdat’ı derhal terk etmesi için tekrar tekrar uyarıyor. Müzedeki Iraklılar ise afallıyor. "Çevrenizdeki çember daralıyor" sözlerine aldırmadan, yanında bir Arap şoförle Erbil’e hareket ediyor.

Bir daha ondan kimse haber alamıyor. Taa ki, onu kaçıran Zerkavi’ye bağlı terörist grubun gönderdiği üç dakika beş saniyelik filme kadar.

Teröristler onu, "Irak hazinelerini soymakla" suçluyor. Ayrıca, Alman hükümetinden bir dizi istek.

Merkel’in ilk ciddi kriz yönetimi. Alman yurttaşı Osthoff’u kurtarmak gerek. Şeytanla pazarlık başlıyor.

Araya Kürt liderler ile bazı aşiret reisleri giriyor. Siyasal manevraların da eklenmesiyle, bir rivayete göre, 1 milyon 800 bin Euro fidye, pardon Almanlar bu deyimi sevmiyor, "bağış" sonucu anlaşmaya varılıyor. Amerikalılar bu paranın verilmesinden hiç hoşlanmıyor. Teröristler Osthoff’u serbest bırakıyor.

*

Birinci perde rehin alma ve öncesi. Kurtuluş sonrası ikinci perde, sürprizler, şaşırtıcı tavırlar ve öfkeyle dolu.

Osthoff serbest kalınca, ülkesine dönmüyor. Alman basını yerine, ilk açıklama için El Cezire’yi tercih ediyor. Osthoff’un kaderini, canını dişine takarak izleyen Alman basını ve Almanya’da tam soğuk duş. "Ben şanslıydım, çünkü onlar terörist değildi. Ben onlarla Arapça konuşunca, benim düşman olmadığımı anladılar." Bardağı taşıran damla, onun "Ben tekrar Irak’a gideceğim" açıklaması.

Herkes, Almanya’nın onun için ne kadar fidye ödediğini sorarken, farklı sesler yükseliyor: "Bizim ödediğimiz vergilerle canını kurtardı, şimdi ne yapmak istiyor?.."

Berlin’deki hükümet ve Alman halkı, ona bugünlerde ateş püskürüyor. Onu kurtarmak için ödenen paraya yananlar, kurtulduktan sonra Almanya’ya adım atmayışına kızanlar, ülkesine ilgisizliğine öfkelenenler, günlerce kendisini merak eden Alman halkından teşekkürü esirgemesine bozulanlar...

Günlerce onun hayatını merak eden insanlar, şimdi ona sırt çeviriyor. Pek haksız değiller. Yine de teslim etmek gerek, Osthoff ilginç bir karakter.
X