Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Allah doyursun

SEVGİLİ okuyucularım, bizim gündem öylesine yoğun oluyor ki, bazı konuları biraz gecikmiş olarak yazabiliyorum. Türkiye’de yazılması gereken konular birbirini izliyor. "Şunu mutlaka yazmalıyım" diyorum, araya başka şeyler giriyor.

AKP’ye yakınlığı, Recep Tayyip Erdoğan’la kişisel dostluğu bilinen bazı "mücevher tüccarları" bir süredir ağlaşıyor.

"Hükümet mücevherden KDV’yi kaldırdı ama onun yerine ÖTV getirdi. Bu da kalksın."

Bu kesimin çok ilginç bir gücü var. 2004 yılında inanılmaz bir hamle yaptılar. Pırlanta, elmas, yakut, inci ve zümrütte yüzde 18 olan KDV oranını, AKP çoğunluğuna çıkarttıkları bir yasa ile yüzde SIFIRA indirtmeyi başardılar. Peki bu yasa çıkınca ne oldu?

Ekmek, zeytin, peynir, süt gibi temel gıdaların KDV’si var, pırlantanın yok! Defter, kalem, kitap, silgi, önlükte KDV var, elmasta yok!

İlaç, doktor, hastane, kefen bezi, ayakkabı, çorap, gömlek, simit, su, aklınıza gelen her şeyde KDV ödemeye devam ediyoruz.

Ama elmasta, pırlantada, zümrütte, yakutta, incide KDV sıfırlandı!

İktidara yakınlığı ile bilinen önde gelen bazı mücevherciler köşeyi döndü.

Dünyanın hiçbir ülkesinde bu mücevherlerin KDV’si sıfır değil...

Herhalde bizim milletimiz KDV’li ekmek değil, KDV’siz pırlanta yiyecek!

Bayramdan önce kuyumcu Cihan Kamer basın açıklaması yaptı: "KDV yetmez, mücevherde ÖTV’yi de sıfırlamak gerekir. O zaman ihracatımız artar" dedi!

Bu işlerin uzmanı değilim ama bildiğim kadarıyla bu sektörde ÖTV bile zaten sıfırlandı. KDV zaten yok, ihracat yapıldığında ise alış faturasındaki ÖTV rakamı kendilerine aynen iade ediliyor.

Yeter artık, kim kimi kandırıyor?

AKP, bunlar ne istiyorsa verdi. Niçin?.. Çünkü iktidarın en babalarıyla yakın ilişkileri vardı.

Bu olay, bu sonu gelmeyen istekler, Fransız İhtilali dönemini hatırlatıyor. Ahali ekmek bulamadığı için sokaklara dökülmüşken, Kraliçe Mari Antuanet sarayında hayretler içerisindeydi!.. "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" demişti!

Bu vergi işlerinin uzmanı, bizim gazetemizin yazarı Prof. Dr. Şükrü Kızılot’tur. Ben bu konuyu Kızılot’a havale ediyorum. Yoğun işleri arasında zaman bulursa lütfen bu hadiseyi uzman gözüyle irdelesin, bu işin içinde bir bit yeniği olup olmadığını, devletin zarara sokulup sokulmadığını bir yazısında o güzel üslubuyla hepimize anlatsın.

RİVAYETE GÖRE...

TMSF’de iki yönetim kurulu üyeliği bugün yasa uyarınca boşalıyor. Kimlerin gideceği kura ile saptanacak ve yerlerine hükümet tarafından iki kişi atanacak.

Rivayete göre (!) atanacak kişilerden biri halen Tahsilat Dairesi Başkanvekili olarak görev yapan Fethi Çalık. Bu değerli uzmanı daha önce de yazmıştım. Bir yanda TMSF’de bu görevini sürdürüyor, batık Egebank’ın sorumlularından tahsilat (!) yapmaya çalışıyor, fakat aynı zamanda Egebank Genel Müdür Yardımcısı Fahrettin Yahşi’nin, TMSF tarafından açılan davada avukatlığını yapıyordu! Belgesini de yayımlamıştım.

Çift taraflı, hem davalı Yahşi’nin, hem davacı TMSF’nin avukatı idi!

Bu değerli elemanın kollanması gerekir. İsabetli bir seçim olur!


ENGEL!

Derviş Günday TESK Başkanı. İktidar, Günday bir daha seçilmesin diye yasa değiştirdi, Anayasa Mahkemesi iptal etti. Yasa uyarınca TESK’in genel kurul toplantısı ocak sonuna kadar yapılmak zorunda. Kuruluş bütün işlemlerini tamamladı, Ankara’da Büyük Anadolu Oteli kiralandı. Önceki gün valilikten gelen bir yazı, herkesi şaşkına çevirdi. Genel kurulun bu otelde toplanması "güvenlik gerekçesiyle" uygun görülmemişti.

Oysa aynı otelde bugüne kadar AKP, CHP, TOBB gibi kuruluşların, sendikaların, derneklerin nice toplantıları yapılmış, orada bu gerekçe ortaya çıkarılmamıştı. Şimdi ne olacak?

TESK, Ankara’da merkezi yerde yeni bir salon arıyor. Genel kurul ocak ayı sonuna kadar yapılamazsa, hükümetin TESK’e el koyma, kayyum atama olasılığı var. Yasalarla elde edilemeyeni başka uygulamalarla kurtarmak ve Derviş Günday’ı bu kuruluşun başından uzaklaştırmak için gündeme getirilen yeni yöntem bu!.. Şeytan azapta gerek!

Büyük Anadolu Oteli’nde bugüne kadar nice toplantılar yapıldı. Şimdi gündeme "güvenlik sorunu" getiriliyor. Toplantıya birkaç gün kala çıkarılan gerekçeleri görüyor musunuz! Böyle hukuk, böyle adamına göre muamele olur mu?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI