"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Ali Coşkun’un AVM tepkisi

Kaş yaparken göz çıkarıldı

“11  Aralık 2009 Cuma günü Hürriyet Gazetesi’ndeki değerli köşenizde yer almak benim için memnuniyet verici olmakla birlikte, çok önem verdiğimiz bir konuyu gündeme taşıdığınız için hem tebriklerimi hem de teşekkürlerimi sunmama müsaade buyurun.
Serbest pazar ekonomisine, adil rekabet piyasasına, dolayısıyla dünyadaki ticari teamüllerin gelişmesine gönül vermiş biri olarak hiçbir zaman AVM’lere, kanun tasarısındaki adıyla ‘büyük mağazalara’ karşı değiliz. Zaten çoğu AVM eğer şehrin uygun yerine açılmışsa caddelerdeki mağazaları bir çatı altına toplamaktadır. Ancak Anadolu tabiriyle “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerekir. İşin özeti kanun tasarımızda AVM kurulacak yerler imar planlarında belirlensin, eğer henüz belirlenmemişse Valiliğin başkanlığında bir komisyonca, belirli büyüklüktekiler ise Bakanlık onayı ile oluşturulsun istedik. Böylece haksız rekabet önlenecek, kültürümüzde yer alan mahallenin bakkal amcasının, manavının (vb.) 1.000.000’u aşkın esnafının yok olmaması ve onlara da toparlanma zamanı tanınmasını istedik. Ne yazık ki çok önemli hizmetler yanında bu konuyu sonuçlandıramadık. Şimdi buyurduğunuz gibi şehrin, ticaret alanlarının çarpık yapılaşmaması, başta trafik kargaşası olmak üzere ölçüsüz, aldatıcı indirim ve promosyonlarla tüketici haklarının çiğnenmemesi, daha çok KOBİ nitelikli tedarikçilerin baskı altında yok olmaması, özellikle gıda üzerine çalışan üç büyük mağazanın neredeyse her mahallede bakkal seviyesinde açtığı 2000’i aşkın küçük ölçekli dükkânlarla esnafın yok olmamasını arzu ettik fakat şimdi olayları üzüntüyle izliyoruz. Oysaki Anayasa’nın 172. maddesinde “Devlet tüketicileri koruyucu tedbirleri alır”; 173. maddesinde de “Devlet esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır” denmektedir. Mani olarak vebal altında kalanlar utansın. Sayın Bayer, sizi daha fazla meşgul etmemek için satırlarıma son veriyorum. Bir cümleyle başlangıçta yasaya karşı gelen önemli büyüklükteki uluslararası ve yerli bazı kuruluşların mali krizin de etkisiyle yan yana dizilmiş işyerlerinin boş kalması, kiraların düşmesi ya da ödenememesi karşısında şikâyette bulunmaları umarım yetkilileri harekete geçirir.”

Ali COŞKUN-İlk AKP hükümetinin Ticaret ve Sanayi Bakanı

 

2. Türkiye Avrupa Forumu
Mardin, ağır konuklar ağırladı

 

MARDİN’de hafta sonu 2. Türkiye-Avrupa Forumu vardı; ‘Avrupa Bütünleşmesi ve Türkiye’ başlığını taşıyan toplantılarda küresel sorunlar, yaşanan mali kriz, Türkiye’nin AB’ye katılım süreci, insan hakları, hukuk ve demokrasi, değişen Avrupa ve güvenlik gereksinimleri gibi ilginç konular vardı...


İlki Polonya’da yapılan bu forumları‚ Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) düzenliyor. Forumun gerisinde Cumhurbaşkanı Gül’ün desteği olduğu hissediliyordu. Böyle etkinliklerin çok önemli olduğunu belirtmek gerekiyor. Mardin’e yerli ve yabancı 270 siyasetçi, parlamenter, diplomat, öğretim üyesi geldi; bunları ağırlamak pek kolay olmasa gerek. Ancak bu yıl ilk öğrenci alan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü, böyle bir dönemde kentinden neden ayrılır sorusu çok soruldu. Rektör Prof. Serdar Bedii Omay Mardin’de açılacak ‘Türkiye’de yaşayan diller enstitüsü’ bölümü için Farsça bilen öğretim üyesi aramak üzere İran’a gitmişti. TASAM Başanı Süleyman Şensoy’un bu kadar geniş bir programı Mardin’de yapması ve Vali Hasan Duruer’in konuklarla yakından ilgilenmesi, yabancı heyet üyelerince teşekkürle karşılandı. Ne yazık ki, programlara kentten katılan pek kimse yoktu... Yeni üniversite öğrencilerini çağırmak kimsenin aklına gelmedi mi? Söz verdikleri halde gelmeyen bakanlar (Bağış, Yıldız, Çubukçu ve TBMM Başkanvekili Pakdil) biraz da sitemle anıldı burada.İlginç tartışmalar yer aldı forumda. Ne kadar gerçekçidir bilinmez ama Sırbistan’dan gelen konuğun söylediği “AB yerine ‘Türk Commonwealth’ın daha önemli olduğunu” söylemesi dikkati çekti. Yani söylediği bir Türk ortak pazarı... Galiba çevremizdeki ülkeler için biz farkında olmasak bile çok önemli bir ülke olduğumuzu bize karşı ifade etmeleri ilginç değil mi?


Bu konu ‘psikolojik bir transformasyon hareketi’ midir? Biz kimiz, önemli miyiz, değil miyiz, battık mı, çıktık mı? İstanbul Kültür Üniversitesi’nden, AB uzmanı Dr. Can Baydarol buna “Travmatik bir algılama halindeyiz” diye yanıt veriyor ve sorunun CHP’den kaynaklandığını söylüyor: “Aslında sorun küresel... Çözümün de küresel olması gerekiyor. Ama ne yazık ki, Türkiye’de sosyal demokrasi küresel argümanları geliştirmek için ulusal argümanlar peşinde. Eğer küresel söylemler geliştiren bir sosyal demokrat anlayış olsa belki Türk siyaseti aradığı alternatifi bulacak. İşte Türkiye o zaman bölgesel aktör olur ve liderini de bulur. Bu sayede AKP’ye mahkûm olmaz.”


Finlandiya’
nın eski Başbakanı, Avrupa’daki Türk parlamenterler Özcan Mutlu, Bilkay Öney de vardı toplantılarda.


Polonya
’nın eski Devlet Başkanı Valesa’nın, AP milletvekili olan oğlu Jaroslaw Walesa ile Mardin’deki gelişmelerden de söz edeceğiz.

 

‘İlhan Abi’ kitabı ve ‘ekose etekli levrek’

 

PAZAR günkü, Hasan Cemal’in meslekte 40. yılını kutlandığı yemek ile ilgili yazıda “Hasan Cemal, İlhan Selçuk’u yazacak” diye bir cümle sarf ettik. İtirazlar geldi... Hasan Cemal’in böyle bir kitap hazırlığı olmadığını belirtmek isteriz. Çevresinden farklı anlatımlarla durumu bu şekilde değerlendirdiğimizi de açıklamak zorundayız. Yazı ile ilgili olarak başka tepkiler de vardı:


Günaydın
’da eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’in Yalova’daki yazlığında diplomatlara verdiği ‘ekose etekli levrek’ olayını anlatırken “Hasan Cemal bu haberle bir anda ünlendi” cümlemize, Günaydın’ın eski çalışanı Ergin Konuksever’den itiraz geldi.


“Yıl 1973 yazı galiba... Bu yemeğe Hasan’ı ben götürdüm, yazı ve fotoğraflar benim, zaten benim de imzam var o günkü haberde... Ertesi gün Necati Zincirkıran beni çağırarak, ‘3 bin liralık yemeği 30 bin lira göstermişsin’ dedi... Çağlayangil kendisine sitem etmiş. Daha sonraki yurt gezilerinde Çağlayangil’in hep tepkisini çektim.” Çağlayangil’le ilgili anı kitapları üzerindeki bir yazısında Doğan Hızlan, ‘ekose etekli levrek’ haberini Hasan Cemal’e mal ediyor; Mehmet Barlas da aynı bilgiyi bir yazısında veriyor. Biz de Necati Zincirkıran’ın Genel Yayın Müdürlüğü döneminde Günaydın’ın yazı işleri müdürlüğünü yapan Rahmi Turan’a da bunu sorduk. Dedi ki: “Çağlayangil, bu özel yemeğe Sayın Necati Zincirkıran’ı da özel olarak çağırmış. Başka gazeteye de giden bir davetiye yok. Necati Bey, Ergin’i gönderin de bir-iki resim alsın, Hasan’da beraber gitsin dedi. O zaman Hasan Cemal de, Ankara’dan bize yeni gelmişti; bir basın mahkûmiyeti vardı; kendisini idare ediyorduk. İmzasını kullanmıyorduk. Yalova’da Engin çok güzel resimler çekmişti. Haberi Hasan yazdı. Ancak haberde ‘ekose etek’ unsuru yoktu, bunu davetiyede görünce, Ergin’e ‘Hasan’a söyle bunu da eklesin’ dedim. Başlığı da ‘ekose etekli’ attım; birinci sayfayı bununla işledim. Haber çok yankı uyandırdı. Ertesi gün Çağlayangil, Necati Zincirkıran’a sitemlerini bildirdi.”

X