Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Alerji uzmanları GDO'ya karşı

    Emre BAYLAN/ANTALYA, DHA
    06.11.2009 - 10:44 | Son Güncelleme: 06.11.2009 - 10:44

    , dernek olarak genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) onay vermelerinin mümkün olmadığını söyledi.

    Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Başkanı Prof.Dr. Ayfer Tuncer, “Besin alerjileri günümüzde büyük artış gösteriyor. Bu artışta besinlere katılan boyalar, katkı maddeleri çok önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklarda doğal beslenmeyi tercih ediyoruz, katkılı, boyalı gıdalardan uzak durmasını istiyoruz” dedi.

    Antalya'nın Konyaaltı İlçesi'ndeki Rixos Sungate Otel'de devam eden 17'nci Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Kongresi'nde gazetecilerin soruları yanıtlayan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Başkanı Prof.Dr. Ayfer Tuncer, son yıllarda besin alerjilerinde büyük bir artış gözlendiğini söyledi. Besinlerde kullanılan katkı maddelerinin bu alerji tipinin artmasında çok büyük bir etken olduğunu belirten Prof.Dr. Ayfer Tuncer, çocuklara doğal beslenmeyi önerdiklerini, katkılı besinlerden uzak durmalarını istediklerini kaydetti.

    Prof.Dr. Tuncer, son yıllarda kemikten elde edilen jelatin maddesinin birçok gıda maddesinde kullanılmaya başlandığını belirterek, jelatine karşı alerjik reaksiyon gösteren çocuk sayısında artış olduğunu ifade etti.
    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın genetiği değiştirilmiş ürünler ve gıdalarla ilgili yönetmeliğine ilişkin bir soru üzerine Prof.Dr. Ayfer Tuncer, bir besinin genetiğinin değiştirilmesinin birçok sakıncayı da yanında getireceğini belirterek, şunları söyledi:

    “Alerjik olaylar bunların başında geliyor. Bunların çok iyi araştırılması gerekiyor. Dernek olarak, çocuklara doğal beslenmeyi tavsiye ederken, besinlerin genetiğinin değiştirilmesine onay vermemiz mümkün değil. Biz çocukların doğal besinlerle beslenmesini, katkısız, boyasız beslenmelerini öneriyoruz. Besinler uzun süre bozulmadan dursun, kıvam kazansın, renk kazansın, şekil alsın diye katkı maddesi ekleniyor. Bunlar da birer risk. Özellikle alerjisi olan çocukları, duyarlı olan çocukları bu tür besinlerden uzak tutmaya çalışıyoruz. Üstüne üstelik bir de genetik yapı değişikliği olursa getireceği sakıncaların ne boyutta olabileceğini düşünmek lazım.”

    NE KADAR ÇOK HASTALIK O KADAR AZ ALERJİ’

    Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer Cevit, toplumda her üç çocuktan birinde astım gibi alerjik hastalık bulunduğunu belirterek, “Günümüzde aşılanmayla birlikte çocukların hastalık geçirme riskinin düşmesi, beraberinde alerjik hastalıkların daha yüksek bir şekilde ortaya çıkmasını da getiriyor. Ne kadar az hastalık, o kadar çok alerji” dedi.

    Prof.Dr. Cevit, çocuklarda alerjik hastalıkların son 20- 30 yılda artış kaydettiğini söyledi. Prof.Dr. Cevit, “Toplumda her üç çocuktan biri astım, alerjik nezle, egzema hastalıklardan muzdarip. Özellikle okul öncesi çağda astım ve alerjik hastalık sıklığında gözlenen artış, diğer dönemlere oranla daha yüksek seyrediyor” diye konuştu.

    Alerjik hastalıklardaki artışa karşın geliştirilen tedavilerle ölüm oranlarının düştüğünü belirten Prof.Dr. Ömer Cevit, alerjik hastalıklarda genetik faktörler yanında çevresel faktörlerin ön plana çıktığını söyledi. Prof.Dr. Cevit, “Çevresel faktör içinde sigara önemli bir toplumsal yara olarak duruyor. Pasif içiciliğe maruz kalan çocuklarda alerjik hastalık geliştirme yatkınlığı veya alerjik bir hastalığı varsa şiddetinde artış yaşanıyor. Ayrıca hastalığın iyileşme oranı düşürüyor, tedaviye olumlu cevap oranı düşürüyor” dedi.

    Yapılan araştırmalara göre astımlı çocukların yüzde 68'inin evinde sigara içildiğinin belirlendiğini kaydeden Prof.Dr. Ömer Cevit, alerjik hastalıkları etkileyen diğer bir çevresel faktörün hava kirliliği olduğunu ifade etti. Yola 75 metre yakın bir çevrede oturan ailelerinin çocuklarında astım sıklığının 75 metrenin dışında oturan ailelerden daha yüksek olduğunu belirten Prof.Dr. Ömer Cevit, sokaktaki gürültünün, duman ve is kirliliğinin, egzoz gazı kirliliğinin astım ve alerjik hastalıkları arttırdığını kaydetti.

    Astım ve alerjik hastalıkların artışında üçüncü çevresel faktörün hijyen hipotezi olarak ifade edildiğini kaydeden Prof.Dr. Cevit, aşılama yöntemleriyle çocuklarını hastalığa yakalanma oranı düşerken alerjik hastalıkların artığını kaydetti. Prof.Dr. Ömer Cevit, şunları söyledi:

    “Günümüzde aşılanmayla çocukların hastalık geçirme riskini düşürürken bu riskin düşmesi alerjik hastalıkların daha yüksek bir şekilde ortaya çıkmasını beraberinde getiriyor. ‘Ne kadar az hastalık ne kadar çok alerji' gibi bir formül geçerli hale geliyor. Belki eskiden çocuklarımız daha sık hasta oluyordu ama o kadar da az alerji oluyordu.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı