Gündem Haberleri

    Alastair Crooke: İmamların çatışması

    Alastair Crooke / New York Times
    23.07.2009 - 10:50 | Son Güncelleme:

    Ne İran’daki başkanlık seçimlerinin ardından yaşanan sorunlar Doğu Avrupa tarzı bir “renkli devrim”in sancılarıydı ne de başkan adayı Mir Hüseyin Musavi’nin hareketi bir grup liberal Batılılaşmış sempatizanın İran Devrimi’nin prensiplerine karşı ayaklanmasıydı (yine de Musavi taraftarları içinde ciddi Devrim düşmanlarının olduğunu söylemek gerek).

    Bu süreçte asıl gözlemlediğimiz sistemin 1979’da gücü elde eden “Eski Muhafızları” din adamlarının içindeki parçalanmaların kendi aralarında yaşadıkları bir iktidar mücadelesiydi. Bu sorun önümüzdeki aylarda çözümlenince ülkede gücü elinde bulunduran üst düzey seçkinler açısından ciddi değişiklikler beklenebilir. Ama Devrim’in infilak edeceği falan da yok.

    Ülkede yaşanan temel anlaşmazlık iki önemli din adamı, yani eski başkanlar Muhammed Hatemi ve Ali Ekber Haşimi Rafsancani etrafında şekilleniyor. Bu iki isim Başkan Mahmud Ahmedinecad’ın kendi ayrıcalıklı pozisyonlarına karşı sürdürdüğü popülist saldırıları zayıflatma peşindeydiler. Aynı zamanda yaptıkları kendi çıkarlarıyla gün geçtikçe daha fazla çelişen Devrim Muhafızlarının siyasi ağırlığını azaltmayı da istiyorlardı.

    Seçkinlerin içindeki bu grup Başkan Ahmedinecad’ın şahsi servetlerine yönelik saldırıları ve üst düzey din adamlarının sokaktaki insanların pahasına kendi çıkarlarının peşinde koştukları, İran’daki ekonomik sorunların sebebinin de tam da bu olduğu iddialarından ötürü kendilerini fazlasıyla tehdit altında hissediyor.

    Dolayısıyla Ahmedinecad’ın dini liderlerin elinde oyuncak olduğu, baskıcı Devrim Muhafızları ve Besic (halk milisleri) ile birlikte yeniliğe karşı durduğu yönündeki Batılı anlayış tamamıyla yanlış bir bakış açısı. Aslında bakılırsa Musavi dini seçkinlerin çıkarlarına yakın dururken bu sınıfın serveti ve çıkarlarına karşı kampanya yapan taraf Ahmedinecad olmuştu.

    Batı’nın bu durumda anlaması gereken nokta şu: Hem Kum’da hem de Tahran’da Ahmedinecad’ın kendisinden tiksinse de bir kısım üst düzey din adamının kendi yaşam standartları dolayısıyla Devrim’in ruhunu yaşatmakta başarısız olduğunu düşünen başka din adamları var. Hatta Devrim Muhafızları bile genel kanının aksine samimiyetle ve radikal bir tavırla yenilik istiyor.

    Şimdilik görünen o ki Rafsancani-Hatemi taraftarlarını yönetim kadrolarından uzaklaştırmak için güçlü bir kararlılık söz konusu. Bu kararlılığın itici gücünü de bu grubun Batı’yla olan bağlarının yakından incelenmesinin kanıtı olan ve gün geçtikçe büyüyen kitlesel bir öfke oluşturuyor. Uzaklaştırılmanın ve güç çevrelerinden dışlanmanın tehlikelerinin gayet farkında olan Rafsancani ise şimdi ip üstünde yürüyor.

    Son zamanlarda yaşanan bu gelişmelerin İran’ın dış politikasına etkisi Batılı yorumcuların öngördüğünün tam tersi olacakmış gibi görünüyor. Dini liderin kontrolü altındaki Devrim Muhafızları felç olacak gibi değil, tam tersi olacakmış gibi görünüyor.

    Pek çok açıdan bölgesel dinamikler de İran’ın avantajına işliyor. Irak kritik bir kavşaktan geçiyor; Afganistan ve Pakistan’ın durumu tehlikede; Türkiye seçimler konusunda kendisini Avrupa’nın tavrından uzaklaştırdı ve Çin tarihinin hiçbir döneminde İran rejimine bu kadar arka çıkar bir tavırla yaklaşmamıştı. Diğer yandan ne Suriye, ne Hizbullah ne de Hamas kendisini İran’dan uzaklaştırabilecek kadar güçlü durumda.

    Batı’nın bütün umutlarına rağmen İran’da devrimin sonunun geleceği günler yakın görünmüyor. Buna karşın Ahmedinecad yanlısı halk güçlerinin devrime yeni bir kan vermek için sistemi Eski Muhafızların kalıntılarından temizlemesi dolayısıyla Musavi ve destekçilerinin yalnızlaştırılması ile sonuçlanacak bir karşı hareketin yaşanması çok daha muhtemel görünüyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı