Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Alaçatı çorbası

Bir zamanlar Çeşme’nin küçük bir kasabası olarak görülen Alaçatı artık başlı başına turistik cazibe merkezi. Öncelikle rüzgar sörfü ve butik otelcilik kavramıyla adını tatilcilere duyuran beldede, artık butik otel enflasyonu yaşanıyor. Buranın yerli köklü sakinleri bile artık otellerin adını karıştırır hale gelmiş.
Diğer bir karışıklık ise alışveriş konseptinde yatıyor. Çarşıdaki dükkanların fiyatları yüksek kiralar karşılığı seçkin markaların butikleri haline dönüşürken, hemen yanlarında işporta tezgahlarında uyduruk malları satanların kalabalığı, gürültüsü ve haksız rekabeti kaliteyi aşağıya çekiyor.
Bir de o daracık yollara konulan masalarla müşteriye verilen restoran hizmeti kaosu var. Yemek mi yiyorsun, dayak mı yiyorsun belli değil. Yemek sergisinde gezinenlerin önünde yenilen yemeğin tadı insanın boğazında kalıyor. Zaten bu nedenle birçok kişi iç avlulu restoranları daha çok tercih etmeye başladı.
Alaçatı’da oturanların halinden bahsetmeye ise kelimeler yetmiyor. Onlar için üç aylık yaz sezonu tam bir eziyete dönüşmüş durumda. Başta ilgiden ve tabii kiralarla gelen gelirlerden mutlu olan Alaçatı sakinleri, düzenlerinin bozulmasından bir hayli şikayetçi. Alaçatı’yı yaşam yeri olarak seçerek burada ev sahibi olanlarsa bu karmaşada kaçacak tatil beldesi arayışında.
Yani kısaca Alaçatı kendine özel “Alaçatı Çorbası”nı yaratmış. Öncelikle bu tatil beldesinin bir düzene ihtiyacı var. Restoran, çarşı ve oteller bölgelerinin bir şekilde ayrıştırılması gerekiyor. Zira, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar gürültülü ve karmaşık bir ortamda tatil turizmi yapılamaz. Bunun birçok güzel örneğini İtalya, Güney Fransa ve Dalmaçya kıyılarındaki ülkelerde görebiliyoruz. Alınacak tedbirler ve getirilecek kurallarla serbest düzen yerine kontrollü ve çağdaş bir tatil beldesi yaratılmalı. Elden gidiyor türkülerinin yerini nasıl geliştiririz söylemlerine bırakması zamanı geldi de geçiyor.

Kordon’da oturanlara özel izin gerekli
Kordon’da oturanlar maalesef artık evlerine kadar bir ulaşım aracıyla gelememenin eziyetini çekiyorlar. Kordon’un araç trafiğine kapatılmasıyla birlikte başlayan limitli araç girişi sadece burada park etme imkanı bulan 245 araçla sınırlanınca, burada ikamet eden özellikle yaşlılar adeta evlerinde hapis olmakla karşı karşıya kaldı. Bu konuda öncelikle uygulamayı yakın takipte bulunduran yetkililerin burada oturan ev sahibi veya kiracılar için bir geçiş kartı uygulamasını düşünmesi lazım. Bu vatandaşlar belediyelere vergi ödeyerek kendi görevlerini yerine getirirken, maalesef vergisini ödedikleri evlerine kendi araçlarıyla ulaşamama sorunu yaşıyorlar.
Bu kartlar Kordon’da ulaşım ve park kaosunu da getirecektir derseniz... Bu kartları kullananlar kendilerine verilen bu ayrıcalığı suistimal ederek, araçlarını Kordon’a kural dışı park ederse, kartlarını kaybetmeyle cezalandırılabilirler. Aynı şekilde bu kartları taşıyanları evlerine bırakacak taksilerin de müşteriyi bıraktıktan sonra Kordon’u bir an önce terk etmesi kuralı konulabilir. Yoksa önümüzdeki kış aylarında yazlıklardan dönecek birçok Kordon sakini için kabus dolu günler yakında.

Kordon’nun yeni ulaşım aracı faytonlar
Yeni faytonlarla başka bir havaya büründü Kordon. Düzgün giyimli faytoncular, bakımlı Avusturya atları ve yeni karaçolarıyla bayağı değişik bir görünüm geldi. Ağırlıklı olarak gezinti amacıyla kullanılması düşünülen faytonlar aynı zamanda Kordon’da ulaşım aracı olarak da kullanılmalı. Taşıt trafiğine kapalı bu alanda birçok kişinin 3.5 kilometrelik Kordon’da bir uctan bir uca ulaşması için önemli bir vasıta olabilir. Belkide kişi başı sabit fiyat uygulamasıyla birlikte bir de indi-bindi ücretinin de olması bunu sağlayabilir.
Motorlu taşıt trafiğine kapalı Kordon’da maalesef yasak olmasına rağmen motosikletlerin boş caddede adeta yarış yaparcasına gezindiğini görüyoruz. Motorlu taşıt kapsamındaki bu araçların da Kordon’a girişinin kısıtlanması gerekmez mi?

X