Gündem Haberleri

    Akvaryumların kralı

    Hürriyet Haber
    23.01.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Gösterişli renkleri, çapı 15-20 santime ulaşan disk şeklindeki gövdeleriyle, akvaryum meraklılarının rüyalarını süsleyen Diskuslar'ın dünyasında bir gezintiye çıkacağız. Bu bilgi dolu geziyi, akvaryumseverler için İnternet üzerindeki www.bilyap.com adresinden geniş bir bilgi yelpazesi oluşturan Bilyap Aquaristic düzenledi.

    ‘Akvaryumların kralı’ olarak bilinen Diskuslar'ın vücutlarında, gözle kuyruk arasındaki 9 koyu renkli dikey çizginin yanında mavi, kırmızı veya yeşil olabilen dalgalı desenleri vardır. Seçici üretim yöntemleriyle çeşitli bilim ve renklerde ırklar türetilmiştir.

    Erkek ve dişi arasında belirgin bir görünüş farkı yoktur. En kolayı, üreme dönemlerinde ortaya çıkan üreme tüplerini gözlemektir. Erkeğin sperm tüpü ince ve sivri uçlu, dişinin yumurtlama tüpü ise kalın ve yuvarlak uçludur. Erkeklerin kafalarındaki ve yüzgeçlerindeki mavi desenlerin, dişilere göre daha belirgin olduğu söylenir.

    AMAZON'UN GÜZELLERİ

    Güney Amerika'daki Amazon nehir sisteminin daha çok asitli kahverengi suları Rio Trombetas'la Rio Negro arasında kalan bölgede, çoğunlukla erimiş, minerallerce fakir ve asitli tipik kahverengi su ortamlarında yaşarlar. Bu ortamlarda, pH 5,0-6,5 arası, toplam sertlik GH ve bikarbonat sertliği KH ise her zaman için 1 derecenin altındadır. Daha çok akıntının az olduğu, aralarında saklanabilecekleri kütük, dal ve köklerin bol bulunduğu nehir kollarını tercih ederler. Teritoryal oldukları üreme zamanları dışında, çiftler halinde değil, nüfusu 50 bireye varabilen gruplar halinde dolaşırlar.

    Diskus bakımı, bilgi ve tecrübe gerektirir. Geniş ve çok iyi filtre edilen akvaryumlar önerilir. Akvaryumların en az 200 litre hacminde ve 50 santim yüksekliğinde olması gerekir. Yetişkin bir Diskus başına, yaklaşık 60 litre su hacmi düşünülmelidir. Yani 6 bireylik küçük bir grup için, en az 360 litrelik bir akvaryum gerekir. Balıkların kendilerini daha güvende hissetmeleri için, akvaryumun arkası ve en az bir yanı, ışık geçirmeyecek biçimde boyanmalı veya kaplanmalıdır.

    YUMUŞAK SULAR

    Akvaryum suyu yumuşak veya orta sertlikte olabilir. PH'ın ise nötr yani 7,0'ı geçmemesi önerilir. Diskus balıklarının akvaryumlarında, nitrit ve nitrat konsantrasyonlarının olabildiğince düşük tutulması, son derece önemlidir. Bu yüzden, etkin bir biyolojik filtrasyon ve en az haftalık yüzde 10-15 oranlarında, düzenli su değişimleri şarttır. İdeal akvaryum sıcaklığı, 28-30 santigrat derece arasıdır. Sıcaklık 27 santigrat derece'nin altına kesinlikle düşmemelidir.

    Son derece sakin balıklar olan Diskuslar, Rasbora, Kardinal Tetra, Corydoraslar ve Ramirezi, Kakadu veya Agassizi gibi barışçı cüce liklitler'le birlikte yaşayabilirler. Melek balıklarıyla bir arada tutulmaları sakıncalıdır; Melek balıkları, kendilerinin bağışıklı oldukları parazitleri, derileri son derece hassas olan Diskuslar'a bulaştırabilirler.

    Diskuslar, bitkilere zarar vermezler. Akvaryumlarına, Diskus'un gerektirdiği, yüksek sıcaklıklarda yaşayabilecek hertürlü bitki dikilebilir. Echinodorus ve Anubias türleri gibi.

    MÖNÜYÜ ZENGİN TUTUN

    Sağlıklı gelişme için, çok yönlü beslenme şarttır. Diskuslar için hazırlanmış özel kuru yemlerin yanında, mutlaka canlı yemler de verilmelidir. En sağlıklı canlı yem, yavru ve yetişkin tatlı su karidesleridir. Evde üretilmiş beyaz kurtlar da verilebilir. Tubifex kurtları, kesinlikle verilmemelidir; çoğunlukla kirli ortamlardan elde edildikleri için, hastalık taşıma riskleri yüksektir. Kıyılmış solucan, karides, midye, yengeç ve morina balığı eti de verilebilir. Bazı Disk balığı yetiştiricileri, ince kıyılmış sığır kalbi veya ciğerine birkaç malzeme daha ekleyerek ve vitamin katkısı yaparak, balıklarına verirler.

    Diskus sütü

    Çift yumurtlama zeminini seçip, ağızları ve karınlarıyla sürtünerek temizledikten sonra dişi, dik yüzeyde aşağıdan yukarı doğru yumurtalarını sıralamaya başlar. Bir sıra bittikten sonra, erkek de yumurtaların üstünden geçerek, spermlerini bırakır. Yumurtlama devresinde filtreyi durdurarak, su akıntısını engellemek, yumurtaların döllenme şansını yükseltecektir. Bir-iki saat süren yumurtlama işleminin sonunda, dişinin büyüklüğüne bağlı olarak, 150 ile 500 arasında değişen sayılarda yumurta burakılmış olur.

    Yumurtlama bittikten sonra, çiftler sırayla yumurtalarının başına geçerek, onları yüzgeçleriyle havalandırırlar. Ortalama 60 saat sonra yumurtalar açılır. Henüz serbest yüzemeyen yavrular, birbirlerine yapışık öbekler halinde dururlar. Ebeveynleri, bu öbeklerin yerlerini ara sıra değiştirirler. Yavrular, yumurtadan çıktıktan 50-60 saat sonra da serbest yüzmeye başlarlar. Bu devrede, anne babalarının deri mukozasıyla beslenmeye başlarlar. Yavruların, bir ebeveynin derisini bitirdikten sonra toplu olarak ötekine geçmelerini izlemek, son derece ilginçtir. Serbest yüzmeye başladıktan sonraki ilk haftada bu, 'Diskus sütü' yavrular için ideal besindir. 'Diskus sütü', derinin üreme hormonlarınca büyümesi hızlanan epidermis dokusunun yanında, deride yerleşmiş bakterileri de içerir. Yavrularını besleyen Diskuslar'ı, kesinlikle ürkütmemek gerekir. Strese kapılan Diskuslar, hormon dengeleri bozulursa, Diskus sütü üretemezler.

    Serbest yüzmeye başladıktan 4-5 gün sonra, yavrular yumurtadan yeni çıkmış tatlı su karidesi larvalarıyla beslenebilirler. Bir süre sonra süzgeçten geçirilmiş ince su piresi de verilebilir ama artemiaya daha bir süre devam edilmelidir. Küçük Diskuslar, 3-4 hafta sonra yaklaşık 2,5 santim büyüklüğe ulaşırlar ve artık anne babalarından ayrılıp bir yetiştirme akvaryumuna alınabilirler. Yavruların sağlıklı gelişebilmeleri için, günde en az 4 kez çok yönlü yemleme ve düzenli su değişimleriyle, akvaryumlarının sürekli temiz tutulması şarttır. Yetiştirme akvaryumunun suyunun, çok yumuşak ve asitik olması şart değildir. Önemli olan, temiz ve nitrit-nitrat gibi zehirli azot bileşiklerinden arınmış olmasıdır.

    Ömür boyu aşk

    Diskuslar rastgele çifleşmezler; kendi eşlerini kendileri seçerler. Çiftlerin kendiliğinden oluşabilmesi için en uygun yöntem, genç Diskuslar'ı en az 8'lik bir grup halinde, 400 litrelik büyük bir akvaryumda beslemektir. Zamanla oluşan

    çiftlerin sürekli beraber dolaştıkları, yanlarına yaklaşan diğer balıkları kovdukları görülür. Yumurtlamak üzere ağızları ve karınlarıyla sürtünerek bir echinodorus yaprağını veya herhangi bir dik yüzeyi temizlemeye başlarlar. Bu arada, kafalarıyla titreme hareketleri yaparlar. Çiftin renginde bir koyulaşma göze çarpar. Kuyruk tarafındaki son dört dikine çizgi, açıkça görülür hale gelir.

    Üretim için örnek olarak, 60x50x50 santim ölçülerinde bir akvaryum uygundur. Filtre olarak, hava motoruna bağlı genişçe bir sünger filtre uygundur. Zamanla sünger filtrenin yüzeyinde oluşan rotiferler, yavru Diskuslar'ın beslenmelerine katkıda bulunurlar. Üretim akvaryumunun suyu, son derece yumuşak ve asitik (pH 5,0 - 5,5) olmalıdır. Bu niteliklerdeki suyu hazırlayabilmek için, bir ozmoz aleti (saf su elde etmek için) ve turba filtre malzemesi kullanılabilir. En uygun sıcaklık, 29-31 santigrat derece arasıdır. Çok temiz tutulması gereken üretim akvaryumlarının tabanına kum konulmaz. Yumurtlama zemini olarak,

    genellikle Diskuslar için özel yapılmış, yaklaşık 25 cm uzunluğunda, konik saksılar, akvaryum tabanına dikine yerleştirilip, silikonla tutturulur.

    EĞİTMEN GÖZÜYLE

    Kemirme

    Hürriyet'te yazmaya başladığımdan beri, hep kedi ve köpek eğitiminden bahsettim. Doğal olarak, zamanı olup, kedi ve köpeğini eğitebilenlerden, övgü dolu telefon ve fakslar alıyorum. Bunları zamanı gelince belki yayınlayabilirim.

    Çoğu okurum, beni ciddiye alıp yaşadıkları ciddi problemleri bana açıp çare bulmamı istiyor. Bunlardan biri de Ankara'dan aldığım fakstı. ‘‘Evim savaş alanı, köpeğim yastıkları parçalıyor, ayakkabıları kemiriyor’’ şeklinde bir çaresiz feryattı. ‘‘Lütfen Cihan Bey yardım edin, onu sokağa atmak istemiyorum. Onu nasıl cezalandırayım’’ diyordu.

    Ceza, kemirme alışkanlığı olan köpeklerde uygun bir biçimde kullanılabilir. Evinizdeki eşyaları korumak, kemirme alışkanlığını ortadan kaldırmak için, evinizi yavruya karşı güvenli hale getirin. Yani ayakkabılarınızı mutlaka dolapta tutun. Değerli kitaplarınızı sehpa üzerinde bırakmayın. Değerli nesneleri, uzanamayacağı kadar yükseğe kaldırın. Bütün bunlar güvenlik sağlasa da yine de eksiktir. Bu yavrunun tehlikeli yer ve nesnelerden kaçınacağı anlamına gelmez. İkincisi bir köpeğin kemirilebilir nesneler bulmadaki becerisini kimse tahmin edemez. Her gün bir sürpriz yapabilir. Şunu demek istiyorum. Saklamak yetmiyor eğitmek gerekiyor. Köpeğe neyle oynayıp, neyle oynayamayacağını öğretmek gerek. Bunun için yine bu bir daha asla yapma anlamında 'Hayır'ı öğretmelisiniz. Kemirme eğitimi için iyi bir nesne, uzatma kablolarıdır. Uzatma kablosunu yere uzatın ve yavrunun sizi görme alanından uzaklaşın. Onu izleyin. Yavru yaklaşıp onunla oynamaya başlarken ‘‘Hayır’’ deyin ve elinizdeki bir su tabancasından ve çiçekler için kullanılan fıs-fıs'tan su püskürtün. Ya da küçük bir yastık fırlatın.

    Uzatma kablosu ile çalışmayı düzenli olarak tekrarlayın. Bir an gelir, o nesne artık bir tabu olur ve yanına yaklaşamaz. Bu yöntem, tek tek her değerli nesne için uygulanabilir. Kitap, dergi, ayakkabı, kumanda aletleri vs. Doğal olarak, ona kemirebileceği oyuncaklar sunmanız, yalnız kendi oyuncaklarını kemirdiğinde sevip okşamanız, ödül ve sevgi vermeniz, ona ulaşmanızı kesinleştirecektir. Kolay gelsin. Ankaralı okurum ve diğer hayvanseverlerim.

    Üniversitede sistemli katliam

    Belediyelerin, sokak hayvanları sorununu, acımasız, ilkel yöntemlerle çözmesini eleştirirken, Türkiye'nin en saygın eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi'nde geçtiğimiz hafta, köpekler zehirli yem atılarak zehirlendi. Hayvan severlerin tüm umutlarını kıran bu çirkin olayı, sizlere, ismini saklı tuttuğum bir öğretim görevlisinin satırlarla aktarıyorum:

    ‘‘Boğaziçi Üniversitesi çok geniş bir yeşil alan içinde on bini aşan öğrenci, öğretim üyesi ve idari personelden oluşan bir kuruluştur. Yıllardır kampusumuzda sayıları onu aşmayan köpek ve on beş civarı kedi barınmıştır. Ancak hep bu hayvanları zehirleterek ortadan kaldırma yöntemi benimsenmiştir. Zehirlenen hayvanların yerini, 3-4 aylık süre içinde yeni hayvanlar almaktadır. Bu uygulamanın uzun vadede hiçbir yapıcı amaca yönelik olmadığı, kendilerine bu olayları gözlemleyen kişilerce anlatılmıştır. Yeni gelen hayvanlar da bir zehirlenme daha gerçekleşene kadar, kampusta barınmaktadırlar. Bunun bir kısır döngü olduğunun bilincinde olduğumuzdan, otuz kadar ögretim üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi ögrencileri Çevre Kulübü, elele vererek bir fon oluşturduk. Bir yıldır, çoğunlukla kişisel çabalarla, mevcut köpekleri aşılattık, kısırlaştırdık ve tasmaladık. Ancak 14 Ocak Perşembe günü, yeniden bir toplu zehirleme gerçekleştirildi.

    Sonuç; yine bir kaç ay köpeksiz ve kedisiz bir kampus, yine yeni gelen kediler ve köpekler, yine kısırlaştırma ve aşılama çabaları, yine kısır döngünün devamı.

    Bir üniversite kampusunda, bu olayla ilgili karar verecek yetkiye sahip kişilerin, bu basit olguları gözlemlemeyip, gerçek bir çözüm getirmeyen yöntemleri uygulamaları esef vericidir.’’

    Bülent OVACIK

    MEKTUP

    Hürriyet Medya Towers Pet Corner

    Güneşli-34544 İSTANBUL

    Faks: 0212 677 03 40

    e-mail: bovacik@hurriyet.com.tr

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı