Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AKP'nin muhtemel ekonomi politikası

<B>SİYASET</B> sahnesinde yeni aktörlere ihtiyaç var, eskilerden bıktık dedik, karşımızda <B>Recep Tayyip Erdoğan'</B>ı bulduk. <B>Erdoğan,</B> şüphe yok ki, siyasetin <B>‘‘yükselen yıldızı’’.</B>

İşlediği siyasi bir suç yüzünden düştüğü hapishaneden çıktıktan çok kısa bir süre sonra, bir de baktık Erdoğan, Çankaya'da yapılan liderler toplantısına katılıyor. Kabul edelim ki bu olay, demokrasinin işleyişi açısından Türkiye'nin, kişisel başarı açısından da Erdoğan'ın şeref duyacağı müstesna bir tabloydu. Yapılan kamuoyu yoklamaları, Erdoğan'ın önderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kasım seçimlerinden birinci parti olarak çıkacağını gösteriyor. Hadi birinci olmadı diyelim; ama herhalde ikinci olacaktır. AKP, ister iktidar ortağı olsun, ister muhalefette kalsın Erdoğan, önümüzdeki dönemde Türk siyasetindeki etkin politikacılardan biridir. Bu böyle biline. Erdoğan'ın ‘‘inançları/kültürü/dünya görüşü’’ Türkiye'nin gelecekte izleyeceği yolu belirlemek açısından çok önemlidir. Üstelik, Türk ekonomisinin içinde bulunduğu kritik durum, meselelerin çözümünde herkesin kolaylıkla hemfikir olacağı ‘‘teknik olarak doğru’’ çözümlerin uygulanmasını gitgide zorlaştırmaktadır. İktisadi gelişmeler, ülkeyi, siyasi liderlerin radikal kararlar almasını gerektirecek noktalara hızla yaklaştırmaktadır.

* * *

Bu gibi durumlarda önderlerin ‘‘ilk’’ değil ‘‘son’’ tercihleri önem kazanır. İsterseniz öncelikle ‘‘ilk tercih’’ ile ‘‘son tercih’’ arasındaki farkı anlatayım. İlk tercih, karşılaşılan bir meselenin hallinde akla ilk gelen ve maliyeti en düşük olan ‘‘çözüm yöntemi’’dir. Bu kabil çözümlere kimse itiraz etmez. Mesela bütçe açıkları, faizler yüzünden büyümüş ve enflasyon artış trendine girmişse, Merkez Bankası ve Hazine, ustaca manevralar yaparak makro dengeleri tesis eder. Bu bir ilk tercihtir. Son tercih ise, yapılan bütün ustaca (?) manevralara rağmen, mesele çözülemediği zaman izlenecek en ‘‘meşakkatli’’ yoldur. Mesela, bir ülkede bütçe açıklarının kapatılması için, varlık vergisi dahil (veya hariç) yeni vergiler salınmasıyla, konsolidasyona veya moratoryuma gidilmesi arasında bir seçim yapılması, tipik ‘‘son tercih’’tir. Buna da, iktisatçılar değil, siyasi lider karar verir.

Siyasi liderlerin, ekonomi alanında son tercihleri, öncelikle onların ‘‘iktisadi inançları’’ sonra da seçmen tabanlarına verdikleri ‘‘gelir transferi sözleriyle’’ şekillenir. Erdoğan, bundan bir süre önce Haber Türk TV kanalında gazetecilerin kamu borçlarıyla ilgili sorularına cevap verirken, ‘‘dur bakalım! diyecek, dış borçları değil, ama iç borçları konsolide edebileceklerini’’ söylemişti. Ben Erdoğan'ın bu sözlerini irdelemiş ve hatalı bulduğumu ifade etmiştim. Konu hálá sıcaktır.

* * *

Ekonomide ‘‘son tercihler’’ iki anayoldan biri üzerinde ortaya çıkar. Bir lider, ekonomide ya ‘‘bireyin serbestliğinden’’ ya da ‘‘devlet müdahalesinden’’ yanadır. Bugüne kadar kurulan İslam söylemli siyasi rejimlerin çoğu, ‘‘devletçi’’ bir politika izlemiştir. Buna zıt gibi duran Suudi Arabistan ve İran da dahildir. Erdoğan eğer iktidara gelecekse, bilinsin ki Türkiye'de ekonomi üzerinde devletin müdahaleleri artacaktır. Aksi takdirde AKP kendi içinde çelişkiye düşer. Eğer Erdoğan'ın başka bir tezi varsa, söylesin. Bunu bilmeye, hepimizin ihtiyacı var.

SON SÖZ: Cicim ayları çabuk geçer.
X