Gündem Haberleri

GÜNDEM

    AKP'den ilk tepki: Bu bir yargı darbesi

    A.A
    17 Şubat 2010 - 13:53Son Güncelleme : 17 Şubat 2010 - 16:25

    Erzurum Başsavcısı ve yardımcılarının HSYK tarafından yetkilerinin alınmasına hükümet cephesinden ilk tepki Bekir Bozdağ'dan geldi. CNN Türk'ün Ankara Haber Müdürü Hande Fırat'a konuşan Bozdağ, kararın bir yargı darbesi olduğunu söyledi.

    AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ,  HSYK'nın, Erzurum özel yetkili savcılarla ilgili verdiği kararla, yargı görevi  yapanları etkilediğini belirterek, “Böyle bir karardan sonra bütün tayin ve  terfisi, meslekten uzaklaştırılması HSYK kararına bağlı olan hangi savcı ve  hakim, hangi cesaretle, neye dayanarak bu soruşturmayı yürütecek, kovuşturma  olduğunda karar oluşturacak?” dedi.

    Bozdağ, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanması ve  daha sonra HSYK'nın Erzurum'daki özel yetkili savcıların yetkisini kaldırmasıylailgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.  Hukuk devleti adına üzgün
    olduğunu belirten Bozdağ, “Çünkü bugün hukuk devleti ilkesini en üst seviyede  korumakla görevli ve yetkili olanların, maalesef hukuk devleti ilkesini nasıl  ihlal ettiklerini, nasıl çiğnediklerini, yasaları nasıl eğip büktüklerine şahit  olduk. Çok üzüldüm. Çünkü herkes bir yerden bakıyor” dedi.

    CMK'nın 250 ve 251. maddeleri kapsamında devam eden bir soruşturma  bulunduğuna işaret eden Bozdağ, şöyle konuştu:
    “CMK'nın 251. maddesinin birinci fıkrası çok açık; '250. madde kapsamına  giren suçlarda soruşturma, HSYK tarafından bu suçların soruşturma ve  kovuşturmasında görevlendirilen cumhuriyet savcılarınca bizzat yapılır. Bu  suçlar, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet  savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. Cumhuriyet savcıları, Cumhuriyet  Başsavcılığınca 250. madde kapsamındaki suçlara bakan ağır ceza mahkemelerinden  başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.'

    Erzurum'da gündemdeki soruşturmayı yürüten savcılığın yetkisi yine HSYK  tarafından verilmiş. Burada yürütülen suçlar da katalog suçlarla ilgili... Bunu  özel yetkili cumhuriyet savcısı yürütür. Üçüncü fıkrada bir hüküm var; 'birinci  suçlarda belirtilen suçları işleyenler, sıfat ve memuriyeti ne olursa olsun, bu  kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. Anayasa Mahkemesi  ve Yargıtay'ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler ile savaş ve sıkıyönetim  halinde askeri mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler saklıdır.' Soruşturma  ile kovuşturmayı yasa ayırıyor. Soruşturma sırasında hakim olsun, savcı olsun ya  da herhangi bir sıfatı taşıyan kişi olsun, 250. madde kapsamında yer alan katalog  suçlardan herhangi birine dair hakkında herhangi bir soruşturma başlatıldığı  zaman, o soruşturma diğerleri gibi yürütülür. Bu noktada bir ayrım yok. Şu anda  orada devam eden bir soruşturma var, başlamış bir yargılama yok. Soruşturma devam  edip bitti, eğer soruşturmayı yürüten savcılar, dava açma gereği duydu ve davayı  açtığında, o zaman yargılamayı özel yetkili ağır ceza mahkemesi değil de Yargıtay  veya başka yer yargılayacaksa orası yargılar. Çok açık bu hükümler. Ama bütün  bunlara rağmen tartışılması mümkün olmayan hükümleri tartışmaya açarak, başka  kanunlarla irtibatlandırarak hukuk adına bir çarpıtma var.”

    “YARGI GÖREVİ YAPANLARI ETKİLEMEYE TEŞEBBÜS, SUÇUDUR”

    HSY'nın kararının yargı bağımsızlığına açık bir müdahale olduğunu savunan  Bozdağ, şöyle konuştu:
    “Hukuk devleti ilkesinin, hakim ve savcı teminatının açık bir ihlalidir.  Çünkü HSYK'nın esas varlık nedenlerinden biri, yargı bağımsızlığı ve yargı görevi  yapanların teminatını korumak ve kollamaktır. Ama şimdi bu kararla beraber HSYK,  yargı görevi yapanları etkilemiştir. Adli yargıyı etkilemeye teşebbüs etmiştir.  Böyle bir karardan sonra bütün tayin ve terfisi, meslekten uzaklaştırılması,  HSYK'nın kararına bağlı olan hangi savcı ve hakim, hangi cesaretle, neye  dayanarak bu soruşturmayı yürütecek veya kovuşturma olduğunda karar oluşturacak?  Bu resmen ve alenen, devam eden soruşturmaya açık bir müdahaledir, adli  yargılamayı etkilemeye açık bir teşebbüs suçudur. Yargı görevi yapanları  etkilemeye açık bir teşebbüs suçudur. HSYK gibi yargı görevi yapanların üzerinde  her türlü tasarruf yetkisine sahip bir kurulun yapmış olması, bunun vahametini  ortaya koyan bir başka yaklaşımdır. Bu nedenle kabul edilemez bir davranış olarak  görüyorum.”

    “YARGIDAKİ SİYASALLAŞMA İKTİDARIN MÜDAHALESİ DEĞİL”

    Bozdağ, Türkiye'de yargıya siyasal iktidarın veya iktidarların müdahale
    etme ve tasarrufta bulunma imkanı olmadığını belirterek,  “Çünkü yargıyla ilgili
    tasarruflar, HSYK'da nihai söz olarak söyleniyor. Şimdi devam eden bir soruşturma  var. İktidar, bir savcıyı, hakimi görevden alabilir mi, görev yerini  değiştirebilir mi? Onların üzerinde böyle bir tasarrufu yok. Bu tasarruf, HSYK'ya  ait. Şu anda yargıda bir siyasallaşma olduğu açık. Bu siyasallaşma siyasi  iktidarların müdahalesinden değil” görüşünü ifade etti.

    Bozdağ, şunları kaydetti:
    “Düşünün Yargıtay Başkanı, yargının en tepesindeki kişi olarak, 'yandaş  yargı' ifadesini kullanabilme yaklaşımını gösterebiliyor. Devam eden bir takım  soruşturma ve davalar temyiz edildiğinde, Yargıtay'a gelecek. Yargıtay Başkanı,  eğer 'yandaş yargıdan', şundan, bundan bahsedebiliyorsa, o zaman orada durup  düşünmek lazım. Türkiye'de ne oluyor, yargı kendi içinde ne yapıyor? Bu kararlara  bakıldığında insan ürperiyor. Hukuk devleti ve Türk demokrasisi adına, işin  doğrusu bu yaşananlardan hicap duyuyorum. Olabilir şeyler değil. Bugün eğer  Türkiye'de hukuk devleti ilkesi tam anlamıyla hayata geçmiş olsaydı, ne HSYK  toplanıp böyle bir karar alabilirdi, ne de Yargıtay Başkanı böyle bir açıklama  yapabilirdi. Yargı bağımsız olmalı, amenna ve tarafsız olmalı. Yargı herkese  karşı tarafsız, bağımsız olmalı. Ama kendi ideolojilerine, kendi dünya  görüşlerine karşı da bağımsız ve tarafsız olmalı. Hukuku, Anayasayı uygulamalı ve  hukukun üstünlüğü ilkesini asla zedelememeli. Zedelenmesine imkan verecek  yorumlardan da kaçınmalıdır. Ama maalesef bu son olaylar, bizim adli tarihimizi  yazanlar yazacaktır. Türkiye'de yargının nasıl hukuk devleti ilkesini, Anayasa ve  hukuku ihlal etiğini tarih yazacaktır. Bunlar övünülecek işler değil. Hukukçu  olarak hicap duyuyorum. Gelecekte de bunları yazanlar, çizenler bunu Türk adli
    tarihinin övünülecek sayfaları arasında değil, üzülünecek  sayfaları arasında yer
    alacaktır. “

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı