Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AKP ve TSK’nın sorumlulukları

Türkiye’nin AB’den tam üyelik müzakerelerinin başlama tarihi almasına 14 ay kaldı. Bu sürede ülkenin kaderiyle oynamaya kimsenin hakkı olmamalıdır. En büyük sorumlulukta, hükümete düşüyor.

Bu ülkeyi seviyorsanız, bu ülke’nin önünü açmak istiyorsanız, önümüzdeki 14 ay süresince herkesin çok daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekiyor.

14 ay son derece önemli.

Bu süreç içinde, 25 Avrupa ülkesi (yeni katılacak 10 ülke dahil) Türkiye hakkında bir karar verecekler. Bu, tarihi bir karar olacak. 2004 Aralığında tam üyelik müzakerelerinin başlama tarihi verilecek ve Türkiye’nin AB’ye üyelik yolu açılacak veya ertelenecek. Ertelenmesi, AB üyeliğinin gündemden düşmesi anlamına gelecek. Yani, ya Türkiye şahlanacak veya olduğu yerde sayacak.

Bu tarih böylesine önemli.

İşte bundan dolayı, tek bir hatayı kaldırmayacak, atılacak her adımın telafisi imkansız sonuçlar getireceği bir 14 aya giriyoruz.

En büyük sorumlulukta AKP’nin omuzlarındadır.

AKP’NİN SORUMLULUĞU ÇOK BÜYÜK...

AKP’nin sorumluluğu iki aşamalıdır:

1. YAPMASI GEREKENLER:

Bu hükümet, son derece cesur adımlar atmış, Avrupayı hayretler içinde bırakan kararlar almış ve Türkiye’yi AB’den tarih alma noktasına kadar getirmeyi başarmıştır.

Geriye çok azı kalmıştır.

Yapması gerekenleri de, şu 14 ay içinde tamalayabilirse, ülke’nin tarihini değiştirebilecektir.

A. Bunların başında, Kıbrıs konusunda çözüm için gereken adımların atılması gelmektedir. Kıbrıs’ı vermek değil, Annan planını imzaya hazır olduğunu açıkça söylemesi yeterlidir. Türk tarafının bu atağı, Rumların tepkisiyle karşılaşacaktır. Zira Rumlar Annan planını istememekte, ancak Denktaş sayesinde kendilerini kurtarmaktadırlar.

Türk tarafı, Denktaş’ın muhalefetini kırmalıdır.

B. DGM’lerin kaldırılması dahil, AB’ye uyumun tamamlanabilmesi için gereken Anayasa değişikliklerinin yapılması gecikmemeli ve uyum yasalarının uygulanmasında büyük duyarlık gösterilmelidir.

C. Aralık 2004 kararı 25 üye başkentinde alınacaktır. Hükümetin hiç değilse belli başlı başkentlere yönelik dev bir tanıtım seferberliği açması ve itiraza hazırlananların kaygılarını giderecek bir kampanya başlatması şarttır.

2. YAPMAMASI GEREKENLER:

AKP’nin yapmaması gereken bir tek şey vardır. O da, 14 ay süresince YÖK, Türba ve İmam Hatip konularını gündeme getirip, zorlamaya girmektir. Bazı bakanlarını ve milletvekillerini kontrol altında tutmalı, aşırıları frenlemeli ve bu konuları 2005 yılına kadar askıya almalıdır.

Herşey yolunda giderken, 2004 Aralığına çok az bir süre kalmışken, bu gerilimi tırmandırmaya ne gerek vardır, anlamıyorum.

Kendi bindikleri dalı kesmekle kalmadıkları gibi, bu tutumlarıyla ülkeye büyük zarar vermektedirler. Asker’i tahrik edip, tepkilere yol açmaktadırlar.

Üstelik bu yaklaşım parti içindeki bir bölüm milletvekili ve kabinedeki bazı bakanlar tarafından körüklenmektedir. Başbakan her defasında uzlaşı adımı atmakta, ancak kısa süre sonra aşırılar aynı çıbanı yine kaşımaya başlamaktadırlar.

TSK’NIN DA ÖNEMLİ SORUMLULUĞU VAR

Önümüzdeki 14 ayın sorumluluğu sadece AKP’nin sırtında değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de sorumluluğu vardır. Rütbesi ne olursa olsun, her siyasi demeç Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyenler tarafından “işte görüyorsunuz, Asker politikayı yönetiyor” diye kullanılıyor.

Paşalarımızın önümüzdeki 14 ay süreyle özellikle duyarlı davranmaları, susmaları, siyasi demeç vermemeleri, eğer bir mesajları varsa, bunu hiç değilse kamuoyu önünde değil de, kapalı kapılar ardında açıklamaları gerekmektedir.

Hele Genelkurmay Başkanı Özkök’ün, her fırsatta “TSK’nın hedefi AB’dir” dediği bir ortamda bu hedefi tehlikeye düşürecek tutumlara dikkat etmek gerekmez mi?

Özellikle bu mesajın tüm AB karşıtlarına daha net şekilde yansıtılması doğru olmaz mı?

Unutmayalım, hepimiz aynı gemideyiz. Batarsak, denizin dibini hep birlikte bulacağız. Ancak, sonradan çocuklarımıza ve torunlarımıza birileri hesap verecektir.

Vatanını sevmek ülke’nin önünü açmaksa, böylesine tarihi bir dönemeçte seyirci kalmamayı gerektirmektedir.

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X