Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AKP ve liberaller

ORTAYA bir söylenti atıldı, epey de popüler oldu. Söylenti, "liberallerin AKP’den desteğini kestiğini" iddia ediyor. Bence bu söylenti, tüm söylentiler gibi kaba bir genelleme yapıyor ki, dikkati çeksin.

Dikkati çekme konusunda da oldukça başarılı. Son dönemde gerek içeriden, gerekse yurtdışından en fazla aldığım soru bu:

"Liberaller, AKP’den koptular mı?"

Şahsım adıma söyleyeyim, ben liberaller ile AKP’nin yollarının ayrıldığını 2005’in başlarında ilan etmiştim. 2002 öncesi AKP liderleri, 28 Şubat’tan büyük dersler aldıklarını söyleyerek Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını iddia etmişlerdi. Seçimleri kazandıktan sonra da AB üyeliği için ciddi mücadele vermeye başlamışlardı.

Ancak, AB’den müzakere tarihi aldıktan sonra AKP hem içeride, hem dışarıda siyasal meşruiyet kazandığına inandı ve iç müşteriye döndü. Kısa sürede de ortaya çıktı ki gömleği çıkardığını kim iddia ederse etsin, tabana Milli Görüş egemendir ve taşra teşkilatları ile belediyeleri Milli Görüş idare etmektedir.

O zaman açıkça anlaşıldı ki, AKP, kısa sürede gösterdiği başarıyı "yoktan var olarak" değil, Türkiye’nin en güçlü taban örgütü Milli Görüş’e dayanarak sağlamıştır.

* * *

Kök, toprağın altına gizlenir. Milli Görüş de 28 Şubat’ta "durumdan vazife çıkarmış" ve belirli bir süre başını topraktan çıkarmamaya karar vermişti.

Ama Milli Görüş bunca yıl yatırım yaptığı, bunca yıl kahrını çektiği iktidarı da paylaşmak istiyordu. Talebi de; kendi tabanına sosyal/ortak alanda daha fazla "özgürlük" sağlayacak muhafazakárlaştırma projesini adım adım hayata geçirmekti.

Ancak, "özgürlük" kelimesi üzerinde durmak lazım. Hayatiyetini İslam dini ile bulan ve katı bir ideoloji takip eden Milli Görüş’te "başkaları için doğrunun ne olduğunu" bilme iddiasıyla kendi görüşünü başkalarına dayatma arzusu da vardır. O halde "sosyal alanda özgürlük anlayışı"ndan kasıt, sadece kendi vazettiği yaşam tarzına müsaade edilmesi, hatta o yaşam tarzının genel kabul görmesidir.

Böyle bir katı ideolojik anlayışın özgürlükçü olması ise katiyen mümkün değildir!

Türkiye
4 yıldır bu gerçekle yaşamaktadır!

* * *

Bir günah olan zinayı dünyevi bir ceza ile mahkûm etme anlayışı, tüm bilimsel raporlara rağmen sonunda büyük bir kazayla biten hızlı tren inadı 3-4 yıl evvel yaşanmadı mı?

Hrant Dink’in cenazesine neden Erdoğan ve Gül’ün katılmadığı bugüne dek sorgulandı mı?

Geçen yıllarda 301’i kaldırmak için ne gibi manialar vardı?

AİHM’nin türban kararına Başbakan, "Bu işe ulema karışır!" derken liberal tepkiler neredeydi?

4 yıl Alevileri fark etmeyen Başbakan, nihayet bazı Alevi temsilcileriyle yemek yedi. Ama, sonra ne dedi? "Aleviler benden bir talepte bulunmadılar." Israrla Alevileri dışlayan bir anlayışın liberalliğinden şüphe eden kaç yazı kaleme aldı liberaller?

AKP’nin Kürt politikası nedir, kimler tarafından yürütülür, politikanın özü ümmet potasında erimek midir? AKP’ye yakın duran liberaller bugüne dek bu politikayı sorguladılar mı?

2 yıldır AB üyeliği için kılını kıpırdatmayan AKP’ye hangi liberaller tepki verdiler?

* * *

Ben, AKP karşında suspus olan liberal dostlarımı zaten son 3-4 yıldır anlamakta zorluk çekiyordum. Neyse ki aralarından bazıları nihayet durumun farkına vardılar. Bazıları ise iktidarla ara bozmanın olası zararlarını hálá hesap ediyorlar.

Dilerim, onlar da bir gün hesap yapmaktan vazgeçerler!
X