Gündem Haberleri

    AKP Türkiye’de iktidar biz de bölgede iktidarız

    Faruk BİLDİRİCİ
    16.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, TBMM’deki Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu’nun tek kadın üyesi. Uzmanlık alanı da insan hakları ve AİHM davaları. Öcalan’ın vekâletini aldığında üç aylık bir avukattı. Şimdi Meclis’te ikinci dönemi

    12 Haziran seçimlerinden sonra demokratik siyaset kanalları kapalı olduğu ve vekillerimiz açıklamalarından dolayı tutuklu olduğu için parlamentoya gelmedik. Bakın KCK operasyonlarına. Kendini bu siyasetin içinde gören herkes cezaevlerinde çürüme tehdidi altında. Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, CMK ve Toplantı Gösteri Yürüyüş Yasası’nda değişiklik için anayasa değişikliğine gerek yok. Kaldı ki o maddelerin hiçbirini darbeciler çıkarmadı. Cezaları ağırlaştıran düzenlemelerin hepsi AKP’nin eseri.
    Başbakan da biliyor ki kendisi ne kadar iktidar partisiyse biz de iktidar partisiyiz. O, Türkiye genelinde iktidar, biz de bölgede. Çıkıp, “Daha çok oy alıyorum” demesin. Bölgedeki kamu personelini, güvenlik güçlerini hesaplayın ve oylarına bakın.  İki ay önce Belfast’a gittik, yüksek duvarlar var Protestan ve Katolik toplumu birbirinden ayıran. Diyarbakır’da asker ve polis lojmanlarının etrafı da yüksek duvarlarla çevrili; sivil yaşamdan izole. Hemen orayı hatırladım.
    Kamuoyuna yansıyan PKK-MİT ilişkisinden biliyoruz ki, görüşmeler ve protokoller var. Kim sızdırırsa sızdırsın bir sonuç çıktı: Türkiye kamuoyu böyle bir görüşmeyi reddetmiyor! Büyük bir psikolojik eşik atlandı. Siyaseten çözüm bu kadar yakınken hâlâ askeri yöntemlerde ısrar etmek; “Asker yapamadı polis çözecek” demek bir aymazlık. Ne yazık ki siyasi iktidar, statükoda ısrarlı. Yargı izin vermiyor diyorlardı, bitti. Ordu bizi engelliyor diyorlardı, o da bitti. Şimdi tek sorun var; AKP’nin değişim ve dönüşüm dinamiklerini örgütleyememesi.

    TAHRİRLER YARATTIK

    Özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle ülkenin demokratikleşmesine katkı sunmaya çalıştık. Çok ağır bedeller ödendi. Mesela cinsiyet kotası dolayısıyla yargılanıyoruz. Kadın özgürlük mücadelesine inanmıyor muyuz? Parlamentoda en yüksek kadın temsiliyeti bizim partide. Belediye başkanlarımız sözleşme yapıyor, eşine şiddet uygulayanın maaşının yarısı eşine veriliyor. Bugün artık Newroz (Nevruz bayramı) meydanlarında milyonlar buluşuyor. Birçok ilde Tahrir meydanları yarattık. Bunlar Arap baharı öncesindeydi. Ama bu, Kürtlere haklarının verildiği, eşit, özgür ve gönüllü birlikteliğin önünü açan bir süreci henüz getirmedi.

    İşkence de gördüm

    İlkokulda öğretmen soru sorardı. Herkesin yerine cevap verirdim. O da derdi ki, “Ayla sen avukat mısın?” Başka meslek düşünmedim. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne 1993’te girdim. Üçüncü sınıfta öğrenci faaliyetlerinden dolayı dört gün gözaltında kaldım. İşkence gördüm. Osman Baydemir’i üniversiteden tanıyordum. 1997’de okulu bitirince onunla çalışmaya başladım. Osman Bey, genel başkan yardımcısı sıfatıyla AİHM’deki dosyaları takip ediyordu.

    SAVAŞ

    Vicdanı olan, sivil ölümlerine sessiz kalamaz

    Şemdinli’de yaşananlar, Ankara’daki patlama, Siirt’te dört genç kızın ölümü, Batman’daki olay. Savaşa karşıyım.
    Vicdanı olan hiç kimse bu sivil ölümleri karşısında sessiz kalamaz. Savaşın tekrar başlamasına engel olmak lazım. Gerçi zaten başladı savaş. Anadilde eğitimin yolunun açılması, barajın düşürülmesi, askeri operasyonların durması ve siyasilerin serbest kalması talepleri görmezden gelindi. Ama bu arada PKK ile görüşüldüğü ortaya çıktı. Halka dürüst davranmak lazım. Başbakan, bir yandan PKK ve İmralı ile yeniden görüşülebileceğini söylüyor. Bu da bir trajedi. Niye? ‘Sayın Öcalan’ ifadesi bile bu ülkede politik bir argüman haline getirildi, insanlar onar aylık hapis cezasına çarptırıldı. 2005’te bu cezalar iki aya düşürüldü. İnsanların diline bile müdahale eden despot bir iktidarla yüz yüzeyiz.

    1990’LAR

    Kürtçe şarkı yüzünden tokadı yedim

    1990’lardan aklımda kalan, şehirde yaşanan takipler, gözaltındaki kayıplar ve vurulan insanlar. Hani eski beyaz minibüsler vardı yuvarlak hatlı. Sivil polisler Diyarbakır’da onlarla gezerdi. O araçların sesi hâlâ kulağımda. Her Newroz’da şiddetle karşılaşırdık. Namık Tarancı’nın vurulduğu yer, dayımın evinin önüydü. O zaman lisedeydim. Kanı yerde görmenin korkunç etkisi olmuştu bende. Ama beni en çok etkileyen olayı ilkokulda yaşadım. Şehirde oturduğumuz için Türkçe de biliyordum. İlk hafta öğretmen herkese şarkı söyletiyordu. Biz Zazaca lehçesini konuşuyoruz. O gün Zazaca, ‘Cirane’ (Komşu) şarkısını söyledim, tokat yedim. “Bir daha kimse Türkçe dışında şarkı söylemeyecek” dedi öğretmen. Bir yıl önce, 1980’de ev basılmış, polisler abim için eve gelmişti. Sonra annemle Saraykapı’daki cezaevine gitmiştik. Abimi zincire vurulmuş gördüm.

    İMRALI

    Öcalan siyasi irademdir

    Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirildiğinde sorunun çözümünde oynayacağı rolü biliyordum. Savunma hazırlanmasına katkı sundum, İmralı’daki görüşmelere gittim. Vekâletini almak bilinçli tercihimdi. ‘Sayın Öcalan siyasi irademdir’ kampanyasına da imza verdim. Öcalan’ın bulunduğu koşullar ve PKK ile görüşmeler, devletin de onu o pozisyonda gördüğünü teyit ediyor. Silahlı Kürt muhalefetinin, PKK’nin lideridir.

    GAZ BOMBASI

    Bacağımda izi kaldı

    Batman’da YSK protestoları sırasında akşama kadar çatışma vardı. Olayları engellemek için Bengi (Yıldız) Bey ile açıklama yaptık. Kitle dağıldı. Ama 8-10 yaşındaki çocuklar kalmıştı. Bir anda ateş yakıldı. İtfaiye aracı ve panzer geldi söndürmeye. Caddenin sağ tarafındaki çocukları toparladım sola doğru ilerledim, polisler kalkanlarına vuruyordu. Arkamı döner dönmez gaz bombaları atıldı. Biri bacağıma geldi. Urfa’da 2009’da şakağından gaz bombası giren bir arkadaş yanımda yaşamını yitirmişti. Polis beni hedef gözeterek vurdu. Bacağım düzeldi ama izi kalacak. Henüz bir soruşturma açılmadı. Ben vekilim ama ne ilin valisi, ne emniyet müdürü, ne de bir bakan geçmiş olsun diledi.

    EVLİLİK

    Oğlumun adı Haki Karer’den

    2001’de evlendim. Eşim de toplumsal muhalefet içinde. Öyle tanıştık zaten. KESK’in avukatlığını yaptım. İki kamu emekçisi sürgünle aynı evde yaşadım. Önce abim sürgün edildi Eğitim-Sen üyeliğinden. Sonra eşim Muhammet Ata sürgün edildi, o yöneticiydi. Sürgünden sonra istifa etti ve evlendik. Şimdi psikolojik danışmanlık yapıyor. Oğlumun ismi Heval Haki. Heval arkadaş demek. Haki ismini de 1977’de öldürülen, devrimci hareketteki Haki Karer’den aldık.

    BATMAN OLAYI

    Olay günü görgü tanıklarıyla konuştuk, sonra hastanede babayı ziyaret ettik. “Işıkta beklerken yanımda bir akrep (zırhlı polis aracı) vardı. Sonra kendimi ateşin ortasında buldum. Karım başımı eğdi, kalktığımda kanlar içindeydi” dedi. Eşini o halde arabayla hastaneye götürüyor. Savcıyla endişelerimi paylaştım, “İlk andan itibaren içindeydim” dedi. Yani gerillalar taradı ve kadını çocuğu öldürdü şeklinde. Ama bir çatışma yok, doğrudan polisin taraması var. Kriminal raporlar tek taraflı. Delillerin hepsini olayda sorumluluk sahibi güvenlik güçleri toplamıştır. Mesela ölenlerin etrafında mermi çekirdeği yok ama araçta var. Oraya ateş edip içine çekirdek düşürmüş olmaları ihtimali çok yüksek.

    POLİS ARAMASI

    Evimin kapısını kırdılar

    Geçen yıl Diyarbakır’daydım, Batman’daki evimize kapısı kırılarak girildi, arama yapıldı. “Milletvekili evi olduğundan haberimiz yoktu” dedi polisler. Ama kapıcı söylemiş. Batman Emniyet Müdürlüğü ‘Neler bulduk’ dedi ama hiçbir şey bulamadıkları tutanakta var.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı