Gündem Haberleri

    AKP’nin derinliklerinde son durum

    Hürriyet Haber
    01.05.2008 - 07:14 | Son Güncelleme:

    AKP içinde ‘Açılan dava sonucu bu parti kapanır’ diyenlerin sayısı artık giderek artıyor. Hatta, parti merkezinde odasında kendilerini ziyaret edenlere, ‘Gördüğünüz gibi ufak ufak toplanıyoruz’ diye işi espriye vuranlar da var.

    Metehan DEMİR YAZIYOR

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açtığı davada siyasi yasak istenenlerle istenmeyenler arasında gizliden gizliye bir sitem savaşı var. Listede adı olanlar, olmayanlara, ‘Nasıl olur da aynı benzer açıklamaları yapmamıza rağmen sen yoksun, ben varım’ siteminde bulunuyorlar.

    Bazıları da birbirlerine, ‘Kapanma ihtimali arttı diye bakıyorum sağda solda kendine yer yapma kulisine başladın’ diye takılıyor. Ancak bu noktada, şunu da objektif olarak belirtmek lazım: Ciddi bir çoğunluk Başbakan’ın etrafında  kenetlenmiş durumda.

    Partide bazı bakanların değiştirilmesi isteği artık her yerde dillendiriliyor. Ancak, Başbakan’ın sırf istekler var diye bakanları değiştireceğine de önceki tepkileri hatırlandığında kimse ihtimal vermiyor.

    Halkbank ve Vakıfbank’tan sağlanan kredilerle Çalık Grubu’nun Sabah ve ATV’yi satın alması da farklı şekillerde yankı buluyor. Çalık Grubu genelde suçlanmıyor ama yürütülen süreçte, kurallara tam uyulup uyulmadığı, özellikle hükümetin izlediği çizgi üzerinde kaygılar mevcut. ‘Bu iki banka da gerekli teminatı almıştır. Hiçbir sakıncalı durum olmaz’ diyen var. Ama, ‘İnşallah ileride yasal açıdan zora sokmayacak yasal teminatlar sağlanmıştır. Yoksa, Başbakan’a ilgili bakanların bu konuda, ‘Efendim, problem çıkabilir’ dememesi başımızı ağrıtabilir’ endişesini seslendirenler de var.

    Son günlerde bazı milletvekilleri ile başlayan ve sonra da Cemil Çiçek olduğu iddia edilen bir bakanın eleştirel sözlerine de içeriden, ‘Madem bütün bunları görüyordunuz da, niye daha önce mesela dava öncesinde çıkıp söylemediniz, Şimdi, ilerideki muhtemel siyasi oluşumlarda durumu sağlamlaştırmak için bunları söylemek kolay’ diyenler var.

    Ama içinden çıkılmayan ve hatta çok önemli isimlerden de duyulan bir teori de şöyle: ‘Gündemdeki çok konuşulan eleştirel çıkışların Başbakan’ın bilgisi dahilinde ve ‘Bak gördün mü, nasıl eleştiriyorlar kendilerini’ şeklinde bir hava vermek için özel olarak planlanıp, planlanmadığı.’

    Başbakan Erdoğan, davada ön savunma için bilindiği gibi hukukçulardan oluşan bir savunma heyeti görevlendirdi. Ama burada ilginç detaylar da var. AKP savunmanın hazırlanması için dışarıdan da profesyonel yardım aldı. Bu konuda, gerek eski kıdemli hukukçular ve hukuk firmalarından destek alındı.

    Partide yapılan stratejik değerlendirme ne kadar çoksa, kafalarda oluşan net bir oyun planı da o kadar yok. Kapatılma riski psikolojik olarak ciddi anlamda değerlendirme sürecini etkiliyor. Ne, kısa bir süre öncesine dek gündemdeki, ‘Gerekirse Anayasa değişikliği yaparız, parti kapatmayı zorlaştırırız’, ne de ‘geniş bir anayasa paketi ile hem toplumun tüm katmanlarındaki endişeleri gideririz, hem de parti kapatmayı zorlaştırırız’ planı için karar verilmiş durumda.

    Hatta görünen, savunma için ek süre istenmemesi bir yana, hiçbir değişiklik paketi bile yapmadan süreci akışına bırakmak. Çünkü, her ne kadar rus ruleti gibi de olsa, sonuçta Anayasa Mahkemesi’nde aklanıp, seçimlerde mağdur ama mağrur kimlikle giren bir parti olarak tarihi bir oy oranına imza atmak da var.

    Abdüllatif Şener’in, birçoğuna göre kendilerine zarar veren çıkışlarından dolayı partiden gönderilmesini isteyenler var. Hatta bu konuda yönetime baskı da yapıyorlar. Ancak, ileride değişme ihtimali olsa da şu anki yaygın yönetim kanaati, ‘Şener, ne yaparsa yapsın potansiyel bir tehdit oluşturamaz. Bu nedenle de, içeride eritilmeli. Şu anda gönderilerek gereksiz yere kahraman yapılmasının lüzumu yok.’

    Parti’nin kapatılması ihtimali üzerine şu muhtemel krizler ve endişelere işaret  ediliyor:

    1-Kapatılırsa, Doğu ve özellikle Güneydoğu bölgeleri yerel seçimlerde DTP’ye teslim edilecek. Çünkü, AKP harici bir başka parti bu bölgelerde hemen hemen yok gibi. Bu da, dolaylı olarak PKK terör örgütünün işine gelecek. Siyasi kopma tehlikesi ortaya çıkabilecek.

    2-‘Kapatılacak’ psikolojisi şimdilik gazetelere de yansıyan öz eleştirilerle devam edecek. Daha sonra bazılarında, ‘Biz ne olacağız. Bu süreçte bizim hatamız yoktu’ duygusal mantığıyla, başka merkezlere kayma telaşı ve tepkisini beraberinde getirecek. Belki de bazıları çıkıp, açık açık sert eleştirilere  başlayacak.

    3-Erken seçim silahı da rahatlıkla konuşulmamalı. Çünkü, daha dokuz aylık milletvekilleri bir çok hakkını kazanmadan yeni bir seçimde, ‘Acaba ben yeniden bu zar zor girilebilen listede yer alabilir miyim’ endişesi ile kolay kolay olur vermeyecek.

    4-Erken seçim için gerekli iç konsensus sağlansa bile, yüzde 47 çok iddialı bir oy oranı. Bu nedenle, AKP seçime gittiğinde altlarda hatta yüzde 45 bile alsa, bu seçim platformunu halkın mahkemesinde aklanma planı olarak ne derece kullanabilir. Burası ciddi bir soru işareti. Bu nedenle bu kadar yüksek bir çıta hem avantaj, hem de bu çok ciddi bir dezavantaj. Yani, yüzde 47 rekorunu kırma çok çeldirici bir muamma.   

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı