"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

AKP’nin bir medyası var

DİKKATİNİZİ çekti mi bilmiyorum:

Başbakan Erdoğan, son günlerde meydan mitinglerinde medyaya çakmaya başladı.

"Ah şu medya yok mu?" diyor. "İcraatımızı anlatmıyorlar" diyor. "Hortumlarını kestik" diyor.

Diyor da diyor.

Tayyip Erdoğan’ı Tayyip Erdoğan yapan, bir zamanlar medyanın kendisine karşı kullandığı orantısız güç değil miydi?

İşte o eski günleri anımsayan Erdoğan, sanki orantısız güç kullanımı hálá devam ediyormuş gibi bir havaya girmiş durumda.

"Medya sana yüklensin / Sen de medyaya çak" şeklinde özetleyebileceğimiz o eski taktiği uygulamaya çalışıyor.

"Medya güçlerine karşı direnişe geçen kahraman Kasımpaşalı!" Estirmek isteği fırtına böyle bir şey...

Oysa bugünkü medya düzeninde Erdoğan’ın anti medya çıkışı, bırakın fırtınayı bir imbat bile estiremez.

Neden mi?

Çünkü ne medya eski medyadır, ne de Tayyip Erdoğan eski Tayyip Erdoğan’dır.

Ortalık karışmış, denklem değişmiştir.

Dün medyanın orantısız güç kullanımına maruz kalan Erdoğan, bugün medya alanında orantısız güç kullanmaktadır.

Şöyle ki:

Fox TV adlı Amerikan sermayesinin kontrolündeki kanal, Egemen Bağış’ın doğal egemenlik alanına girmiştir. Cüneyd Zapsu ve Egemen Bağış bu kanaldan çıkmamaktadır.

Sabah Grubu gazeteleri ve televizyonları, AKP propagandası yapmasa da AKP karşıtlığı yapmamaya pek bir özen göstermektedir.

Türkiye Gazetesi ve ona bağlı kanal, Erdoğan’ın en sevdiği birinci gazete ve televizyon kanalıdır.

Zaman Gazetesi ve ona bağlı olan kanallar ise, Erdoğan’ın en sevdiği ikinci gazete ve televizyon kanallarıdır.

Benim eski kanal ile Yeni Şafak’ı saymıyorum.

Bugün Gazetesi Erdoğan’a tam destek olmaktadır.

Star Gazetesi ve ona bağlı kanal Erdoğan’ın yanındadır.

Vakit Gazetesi, Erdoğan’ın tetikçilik görevini hakkıyla yerine getirmektedir.

Söyleyin: Bunun adı "orantısız güç kullanımı" değilse nedir?

Fethullah Gülen’in çocukları başkaldırdı

HER seçimde dikkatli, dengeli, renk vermeyen, bir tarafa abanmamaya özen gösteren Fethullah Hoca Grubu, ilk kez bu seçimde dikkati, dengeyi falan bir tarafa bırakmış, var gücüyle AKP’ye destek çıkmaktadır.

Oysa...

Bundan önceki seçimlerde bu grubun tavrı şöyle şekillenirdi:

Bir parmak bal Ecevit’in dudaklarına, bir parmak bal da Çiller’in dudaklarına...

MHP’ye göz kırpılır, Refah Partisi ve Muhsin Yazıcıoğlu asla ihmal edilmezdi.

Öyle sihirli bir dengeydi ki söz konusu olan...

Grubun önder isimleri, "Allah’ım! Şu seçim bir bitse de, her tarafı idare etmekten kurtulsak" diye yakarış içinde olurlardı.

Ancak...

Bu seçimde idare-i maslahat bir tarafa bırakılmış, bunun yerine aktif, katılımcı, yaratıcı, etkili bir AKP desteği ortaya çıkmıştır.

Baykal alınacakmış, Bahçeli küsecekmiş, Ağar kırılacakmış...

Umurlarında bile değil!

Eh, "yukarıdaki hava" böyle olunca...

Yani grubun etkili isimleri AKP’ye abandıkça...

"Aşağıdaki hava" da daha dikkatsiz ve özensiz bir hava oluverir.

Yani şunu demek istiyorum:

"Fethullah Gülen’in çocukları Baykal’ı Erzurum’da istemiyor / Baykal defol" tarzı pankart açanlar için, "Bunlar provokatör" deyip işin içinden çıkmamak gerekir.

Belki de olup biten "yukarıdaki hava"nın, aşağıya yansımasından ibarettir.

Bir Abdullah Gül dedikodusu

EFENDİM, "Gül Ailesi" ile kankaları "Memecan Ailesi", geçtiğimiz akşam Ortaköy civarındaymış.

İki "kardeş aile", Ortaköy’deki takı sergilerinin önünden geçip, bizim "The House Cafe"nin en tumturaklı şubesi olan "Ortaköy şubesi"nden içeri girmiş.

Denize nazır bir masada sohbet eden "iki aile"nin arasına, bir süre sonra Tayyip Erdoğan’ın kızı ve damadı da eklenmiş.

Böylece "The House Cafe"de, ağır mı ağır bir AKP havası oluşmuş.

Ancak Abdullah Bey, dudaklarına kondurduğu daimi tebessüm ile bu ağır politik havayı biraz olsun dengelemiş.

Etraftakiler bu sosyalleşme girişimi karşısında bırakın şaşırmayı memnun bile olmuşlar.

Ancak...

Abdullah Gül’e en büyük ilgi, kafenin diğer müşterilerinden çok, Ortaköy civarındaki kafelerin garson, aşçı ve çalışanlarından gelmiş.

Kafe emekçileri Abdullah Gül ile fotoğraf çektirmek için yarış yapmışlar.

Böylece...

Abdullah Gül, bir "Beyaz Türk" mekanında olmasına karşın...

Sınıfla kaynaşmak durumunda kalmış.
X