Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AKP’li kadından ilginç mahalle baskısı örneği

"TÜRKİYE Malezya olur mu?" tartışmalarına kabinenin tek kadın bakanı Nimet Çubukçu’nun nasıl baktığını geçen pazartesi aktarmıştım.

Çubukçu’dan sonra AKP Kadın Kolları Başkanı Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin’le de görüştüm.

TBMM Büro Şefimiz Nuray Babacan’la beraber makamında ziyaret ettiğim Şahin, bizi yürütme kurulu toplantısı ardından, 12 üyeyle beraber ağırladı.

Dördü türbanlı, tümü orta yaş altı denebilecek yürütme kurulu üyeleri, konuşmaya çok rahatlıkla katkı yaptı, görüş açıkladı, karşı soru yöneltti.

Üyeler, görüş açıklarken ne Şahin’in gözüne baktılar, ne de izin aldılar.

MERAL TAMER’E EMPATİ

Şahin
, bize ikram sorusu yöneltince, "Oruçsunuzdur" deme gereği duyduk.

Israr üzerine çay söyledik; ama aklıma, bazı bakanların başkanlığında saatler süren toplantılarda, oruç tutmayanlar olduğu halde, ikram sorusunun hiç yöneltilmediği gelince bunu anlatıp teşekkür ettim.

O an türbanlı bir üyeden ilginç bir karşılık aldım: "Asıl mahalle baskısı, size bu soruyu sormamaktır."

Şahin
, söze, "Bizim toplantı gündeminde Malezya tartışması da vardı" diye başladı ve konuyu kendiliğinden gündeme aldıklarını söyledi.

"Neden?" sorusuna, "Toplumda konuşuluyor, uzak duramazdık" yanıtını verdi.

Şahin, Türkiye-Malezya benzetmesine akıl sır erdiremese de, "Ama biz durumu anlamaya çalışıyoruz. Meral Tamer’in korkusu için empati yapıyoruz. Bunu gidermek için ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Akıl verecek, yol gösterecek herkesle konuşmaya hazırız. Konuşursak sorun kalmaz, birbirimizi anlarız. Konuşmazsak sorun olur" demekten de çekinmedi.

Amacım, ikisi arasında kıyas yapmak değil; ama empatide Şahin, korkunun yersizliğine değinmekle yetinen Çubukçu’dan farklı bir iz bıraktı.

OTOMOBİLDEKİ KÖTÜBAKIŞ

Şahin,
5.5 yılda baskı bir yana, kadının alan ve özgürlüğünü genişleten düzenlemeler yaptıklarını anlatırken, bazı partililerin eylem ve söylemlerine açık karşı çıkmamanın bir eksiklik olduğunu da rahatlıkla söyledi.

Sonra, "Bilin ki kamuoyu gündemine gelen bu tür konuları konuşuyor; eleştiri, özeleştiri yapıyoruz" bilgisini verip devam etti:

"Örneğin Sayın Başbakan, tartışılan bazı kitaplar için belediye başkanlarını, ’İşinize bakın, ramazanda böyle konulara girmeyin. Diyanet’in yaptıklarıyla sınırlı kalın’ diye uyardı. Tabii ki bizim de kendimizi düzeltmemiz gereken yanlar var."

Üniversitede türban yasağına tepkileri malum olan Şahin ve arkadaşları, "Asıl okula gidemeyen kadın baskı altında kalır" dediler.

Ama başörtülü üyeler başka sıkıntılarını da aktardılar: "Biz İran’a, Malezya’ya değil Avrupa’ya bakıyoruz. Gideceksek oraya gitmek isteriz. Araba kullanırken bile kötü bakışlara maruz kalıyoruz. Bu farklı bakışı anlamak mümkün değil."

Aynı üyeler, İran veya diğer İslam ülkelerindeki kadına yönelik baskıya karşı tutum alma, cemaatlerin etkisindeki kadınları yaşamın içine çekme konularında eksiklikleri olduğunu da açıklıkla ifade ettiler.

Görüşmeyi Şahin’in, "Biz herkese elimizi, gönlümüzü açıyoruz, arka planımız yok. En büyük güvencemiz de laiklik" sözleriyle özetleyelim.

Samimiyet mi, onlar samimi; ama korkulan, dalganın onları da aşması.
X