Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AKP, Gül2den vazgeçmiyor

22 Temmuz akşamına kadar hiçbir yorum veya tahminde bulunmamak gerekiyor. Zira her şey, seçimden çıkacak sonuçlara göre şekillenecek. Şu anda yapılan tartışmalar hiçbir anlam ifade etmiyor. Bakın, hangi konular hangi rakamlara göre ele alınacak.

Başbakan’ın “Cumhurbaşkanı seçimini uzlaşı ile gerçekleştiririz” açıklaması başta olmak üzere, Kuzey Irak operasyonu, ABD ile ilişkiler, AB’ye yönelik reformlar ve Çankaya seçiminin tarihleri hakkında ne bir tahminde bulunun ne de üzerinde tartışma yapın. Boş yere zaman harcamak istiyorsanız, bilemem. Ancak gerçekleri arıyorsanız 10 gün daha bekleyin şu anda hiçbir şey belli değil. Liderlerimiz sadece laf dolaştırıyorlar. Manşet olmak ve dikkati çekmekten başka bir amaç yok. Başbakan’ın son açıklamaları dahi bir genel yaklaşım ortaya koymaktan başka bir şey değil.

 

Başbakan “uzlaşırım” derken, ne Gül’ün adaylığını sulandırıyor ne de bambaşka ve yepyeni bir strateji ortaya koyuyor.

 

Şunu iyice bilelim: AK Parti Gül’den vazgeçecek değil. Hala en başta gelen adayı Abdullah Gül’dür.

 

Erdoğan, ortaya nasıl bir Meclis çıkacağını üç aşağı beş yukarı biliyor. 22 Temmuz akşamındaki TBMM’nin Gül konusunda dayatma yapılamayacak bir tablo ile karşımıza çıkacağını görüyor. Şimdiden hem kamuoyunu hazırlıyor hem de seçim öncesinde akıllı biçimde “uzlaşıdan yana olduğu” izlenimini veriyor. Bunu da akıllıca yapıyor ve görüyorsunuz alkış topluyor. Borsa rekor kırıyor.

 

Peki, “uzlaşıdan neyi kastediyor” diye soracak olursanız, bunun kesin yanıtını kimse bilmiyor. AKP’nin seçimden çıkaracağı milletvekili sayısına ve diğer partilerin durumlarına göre şekillenecek. Gül konusunda ne oranda ısrarcı olacağı dahi belli değil.

 

Bilinen tek şey, 11’inci Cumhurbaşkanı’nı bu Meclis seçecek. 12’inci Cumhurbaşkanı için yeni bir pazarlık sürecine girilecek.

 

Aynı durum Kuzey Irak harekatı ve ABD ile ilişkiler açısından da geçerli.

 

22 Temmuz gününe kadar büyük bir olay patlamazsa -örneğin, Kuzey Irak’taki 1.500 Türk askerine saldırı gibi- herhangi bir askeri harekat söz konusu değil. Bu karar, seçim sonrasına bırakılmış durumda. Asker de zaten Kuzey Irak’a bir müdahaleyi-dışardan görüldüğünün aksine- pek arzulamıyor. Genelkurmay da bu konudaki ısrarından şimdilik vazgeçmiş görülüyor.

 

AK Parti’nin şu sırada en büyük isteği, 22 Temmuz Pazar gününe kadar önemli ve büyük bir olay çıkmaması. Seçimlerin istikrar içinde yapılması.

 

Seçim sonrasına hazırlıklı olmakta yarar var.

 

İlk öncelik Cumhurbaşkanlığı seçimi. Yine çıkacak tabloya göre karar verilecek, ancak şu andaki ağırlıklı eğilim, Çankaya sorununun çözümlenmesi. Kuzey Irak, ABD ile ilişkiler, AB gibi sorunlar daha arka sıralarda.

 

AKP yönetimindeki genel yaklaşım, ne olursa olsun, ilkelerden ödün vermemek koşuluyla, uzlaşı yollarının aranması. Ancak CHP’nin dayatmalarına boyun eğmemek konusunda da kararlılar.

 

Seçim kampanyasının artık sonuna gelindi ve son hesaplar yapılıyor. 23 Temmuz sabahı nasıl bir Türkiye ile karşılaşacağız?

 

Bu sorunun yanıtını yarın bu köşede paylaşacağız.

                                             *                               *                               *

 

ASKER, EMEKLİ ÇETECİLERİ DIŞLAMALI

           

Medyada çıkan haberlere bakılacak olursa, Genelkurmay Başkanlığı son derece önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Bu haberlerin ne oranda doğru olduğunu bilemiyorum. Araştırma yaptım, ancak kimseye tam olarak doğrulatamadım. Eğer bu haberler doğru ise, Genelkurmay Başkanlığı uzun süredir özlenen bir yaklaşım değişikliği ile karşımıza çıkıyor olacaktır.

          

Buna göre Genelkurmay, yasa dışı olaylara karışan, bir takım karanlık işler örgütleyen guruplara katılan veya destek veren emekli subaylara, hatta eski komutanlara yaptırım uygulamaya hazırlanıyor.

          

Gazetelerde, TV’lerde sık sık aynı manzaralarla karşılaşıyoruz. Bir dernek kurulmuş, silah üstüne yemin ediyor… Diğer bir dernek vatan-millet adına son derece karanlık olaylara karışıyor… Öbürü, ülke bütünlüğü adına insan öldürebiliyor… Büyük bölümü yasa dışı işlere giriyorlar… Bu yetmiyormuş gibi, vatan aşkı ile gözlerimizi boyayıp, perde arkasında çek-senet mafyası oluşturuyorlar… Bütün bunların arasında da emekli subayların, eskiden önemli komutanlıklar yapmış emekli askerlerin isimleri çıkıyor.

          

Bu tip karanlık çetelerin içinden subayların bulunması ve isimlerinin bu şekilde kamuoyuna yansıması bu çetelerin sanki TSK’nın komutasında ve korumasındaymış izlenimi yaygınlaşıyor. Polislerin arasında yüzlerini saklayarak karakollara götürülen emekli subaylar, kamuoyunda söylenti halinde dolaşan ve çok önemli bazı emekli komutan adlarının karıştığı çetelerin haberleri,TSK’yı gerçekten yıpratıyor. Kamuoyundaki saygınlığı darbe yiyor. Oysa herkes çok iyi biliyor ki, Genelkurmay bu yönde bir sinyal verse, bir adım atsa, bazı emekli askerlerin bu tip olaylara karışmasının önü alınır. Oysa uzun süredir Genelkurmay emeklileriyle ilgili hiçbir tartışmaya girmemiş, sessizliğini korumuştu. Hatta kuşku ve kaygılar artmıştı. Galiba artık bıçak kemiğe dayanmış olacak ki, harekete geçme hazırlığından söz ediliyor.

 

GenelkurmayNe yapalım, adamlar emekli olduktan sonra bizimle ilgileri kalmıyor. Biz bir şey yapamayız” diyemez. Hele “Bunlardan bazılarını TSK’dan atmıştık. Medya bu insanlara emekli asker dememeli” yaklaşımı hiç kabul edilemez.  Herkes çok iyi biliyor ki, emekli olsa dahi (ihraç edilmiş olanlar hariç) askerin ilişkisi bitmiyor. Emeklilik ayrı bir kulüp gibidir. Ordu evleri, dinlenme kampları, davetleri ve bazıları için de lojmanlarıyla, emeklilerin Genelkurmay ile ilişkileri tümüyle kesilmez. Genelkurmay’ın kaşlarının çatılması, ne kadar sivil elbise giyerlerse giysinler, bazılarının hazır ol duruşuna geçmelerine yeter.

X