Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AKP’de panik yok, ancak rahatları bozulacak…

Şimdi tabii, hemen herkesin merak ettiği soru, Ak Parti’nin son gelişmelere nasıl baktığı. Acaba memnunlar mı, yoksa telaş içinde bir halleri mi var? Hala Ankara’dan ayrılamadığım için, AKP kulislerini dolaştım. Bazıları öyle sözler söylüyorlar ki, insan kendi kendine “Eyvah” diyor. Başbakan’ın yaklaşımı yavaş yavaş anlaşılıyor, ancak kadroların düşünceleri çok ilginç.

Pazar günü, “tamam artık bitti ve geri döneceğim” diyordum, olmadı. Ben de fırsattan istifade, Ak Parti kulislerini dolaştım. CHP’de ne olacaksa oldu, bundan sonra sıra AKP’ye geldi. Zira herkesin dikkatleri iktidar partisine dönüyor. Başbakan, Salı günü yaptığı grup toplantısında genel tutumunu açıkladı.

Başbakan Salı günkü grup konuşmasında, Kılıçdaroğlu’nu (K.K) önemli bir rakip olarak görmediği izlenimini verdi. “Özü değişmeden, kafa değişmeden, koltuğun sahibi değişmiş hiç önemli değil” havasındaydı.

Başbakan, CHP’deki  gelişmeleri hala ısrarla medyaya bağlıyor.

“Manşetle gelen, manşetle gider” derken, kamuoyundaki kıpırdanmaları hiç önemsemediğini gösterdi.

Medya’nın etkisi belirli bir noktaya kadardır. Yoksa, toplumda bir rüzgar  esmese, medya istediği kadar çırpınsın yine de yaprak kımıldamaz.

Bir örnek vereyim;

Ak Parti kurulduğunda, yine aynı medya AKP haberleriyle doluydu. Toplumda o rüzgar esmeseydi medya AKP’yi manşetlere taşır mıydı?

K.K’nın bu kadar konu edilmesinin başlıca nedeni, Baykal’ın liderliği  bırakma ve geri dönme gerilimidir.

Başbakan’ın havası, Baykal ile sürdürdüğü gerilimi devam ettirecek gibi. Oysa, genel beklenti yeni bir sürece girileceği ve daha dikkatli bir dil kullanacağı şeklindeydi.

Tabii bir de AKP kadrolarının tutumu var.

Kulislerde dolaşırken, partinin önde gelenleriyle konuşurken ve daha da önemlisi örgüt ile temas ederken, hemen hemen aynı yaklaşımlarla karşı karşıya kaldım.
 
Bazı gazetelerde ve yorumcularda garip bir hava esiyor.
 
İktidar partisinin panik havası içinde olduğu ve Kılıçdaroğlu’nun seçimiyle birlikte dağıldıkları, karizmanın çizildiği ileri sürülüyor. Bazıları daha da ileri gidiyor ve bu paniğin iktidarı kaybetmelerine yol açabileceğini dahi belirtiyorlar.
 
Ben bu yorumlara katılmıyorum.
 
Bulgular, Ak Parti’nin seçim kaybedecek gibi bir duruma düşmediğini gösteriyor. Yine seçimi kazanacaklar, ancak bu defa oy oranları belki yüzde 47 olmayacak da, daha düşük bir oranlarda gerçekleşecek.
 
Diğer bir bulgu, CHP’nin bu değişim rüzgarıyla, oy oranını yüzde 30-35 arasına çıkaracağı şeklinde. Tabii bütün bu tahminler, bundan sonra Kemal Bey ve ekibinin göstereceği uyum ve çalışmaya bağlı.
 
Türkiye’de herşey öylesine çabuk değişiyor ki, kesin tahminler yapılması imkansızdır. Seçimlere kadar iniş çıkışlı bir dönem yaşanacağı apaçık ortada.

*   *   *

AKP, HESAPLARINI GÖZDEN GEÇİRMEK İSTEYEBİLİR ...
 
CHP’deki değişimin AKP üstündeki en önemli ve belirgin etkisinin “rahatlarının bozulduğu” şeklinde özetleyebiliriz.
 
Bugüne kadar AKP’deki genel hava, çok rahattı. Parti kurmayları, Baykal’ın parti içindeki konumu ve üstüne çektiği eleştirilerden memnunlardı. Bu şekilde seçime gitmeleri halinde kolay bir çoğunluk elde edebileceklerinden de emin gibiydiler.
 
Başbakan ile Baykal arasındaki kavga dolu düellolar, oyların cepheleşmesine, hem AKP hem de CHP‘nin etrafına toplanmalarına yol açıyordu. Ancak, bu durum CHP’nin oy oranını arttırmıyor, AKP’nin yüksek oy oranını ise sıkı sıkıya kendine bağlanmasını sağlıyordu. Adeta “Bak, bizden ayrılır başka yerlerde dolaşmaya başlarsan seni Kurt’lar yer” diyen Başbakan, Baykal’a muhalif -liberaller, küskün eski CHP’liler- oyları kendi etrafında toplayabiliyordu.
 
Şimdi bu durum değişti.
 
Uzun süredir ilk defa, muhalefeti temsil edebilecek bir isim ortaya çıktı.
 
Bu durum, AKP’de panik yaratmıyor, ancak konuşmalarımdan anladığım kadarıyla  rahatlarının bozulacağını da çok iyi biliyorlar.
 
Eski rahatlık kalmayacak. Sözlere ve tutumlara dikkat etme dönemi başlayacak.
 
İktidar partisi, bu açıdan Baykal’ı mumla arayabilir.
                  
Başbakan’ın kafasındaki stratejiler nedir, bilemiyoruz.
 
Ancak, bütün bu hesapların yeniden gözden geçirilmesi gerekeceğini tahmin etmek, o kadar da zor olmasa gerek.

 

X