Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aklınız bir gidip bir geliyorsa...

Akıl bu…

Hayır, hayır; akıl bu, ota da konar, … a da demeyeceğim.

 

Akıl bu; gün gelir gerçekleri yüzünüze tokat gibi çarpar, gün gelir yoldan çıkar.

 

İkilemde kaldığı zamanlar da olur.

 

Hatta bazen bir gelip bir gider.

 

Yani vavien!

 

Ne demek vavien?

 

Özünde elektrik ile ilgili bir terim olan ‘Vavien’, aynı zamanda insan zihninin ikilemde kalan hali ile de alakalı. Yani zihin bazen gider bazen de geri gelir. Bazen akıllı olursunuz bazen gerizekalı.

 

Hayatta normal seyrinizi sürerken bir an gelir ters ya da saçma bir davranışta bulunursunuz bazen. Sonra yine eski halinize…

 

‘Gel – git akıl’ da derler bu duruma.

 

Ne yaptığınız bilmezsiniz o anlarda.

 

Sıkılmışsınızdır, bunalmışsınızdır ya da yorulmuşsunuzdur hayattan.

 

İçinizdekileri dışarı yansıtmak istersiniz öyle ya da böyle.

 

İçinizdeki elektriği; karşınızdaki bildiğiniz ya da karşılaştığınız farklı bir insana, toprağa yansıtmak isterken yansıtamadığınızda hanginiz yaşamadınız bu ‘gel – git’leri?

 

Bu aralar ‘Vavien’ kelimesi, dillerde dolaşan…

 

Kasabada yaşayan bir adamın ‘gel – git’lerini anlatan...

 

Taylan Biraderler’in yönettiği, Engin Günaydın’ın, senaryosunu yazıp başrolünü de üstlendiği filmin kadrosunda; Binnur Kaya, Settar Tanrıöğen, Serra Yılmaz, Ercan Kesal gibi isimler de yer aldığı ‘Vavien’de; Engin Günaydın, Binnur Kaya, Settar Tanrıöğen ve Serra Yılmaz’ın oyunculuklarını hayranlıkla izlememek mümkün değil.

 

Ama Binnur Kaya ve Engin Günaydın’ı ‘Avrupa Yakası’ dizisindeki gibi bulacağınızı, kahkahalara boğulacağınızı sanmayın!

 

Komediden çok dram…

 

Benim de bu filme gidişim, dram türünde çekildiğini duyuşumla oldu.

 

‘Avrupa Yakası’ dizisinde insanları çok güldüren Engin Günaydın ve Binnur Kaya, bu filmde tamamen farklı. Oyunculuğun ve hayatın ne demek olduğunu öyle bir anlatıyorlar ki…

 

Evet, bazı sahnelerde güldürüyorlar ama kara mizah yaparak!

 

Buruk bir tebessümle, ağlanacak halimize gülümsetiyorlar bu kez.

 

Taşralarda yaşanan hayatları, tüm gerçekçiliği ile anlatarak...

 

Gülümsetirken, özellikle de filmin sonunda sizi düşündürüyorlar, aklınıza bir soru işareti takarak.

 

Sadece güldürmüyorlar, hüzünlendiriyorlar da.

 

Neler yok ki filmde?

 

Gel – gitler, ikiyüzlülükler, mutsuzluklar, sahtelikler, hayatın akışı…

 

Kasabalardaki insanların yaşadıkları, yaşama bakışları…

 

Dışardan normal bir Türk ailesi...

 

Her şeyi yapıyorlar, sonra da “Aman yapmadık bir şey” diyorlar. Oysa içerde, insanların kendi içlerinde ne fırtınalar kopuyor.

 

Bağlılık, sadakat ve ne olursa olsun yuvasının bozulmaması için mücadeleler veren Sevilay’ı canlandıran Binnur Kaya’yı izlerken; İstanbul’a gelmeden önce yaşadığım Adana taşralarındaki ve ülkemizdeki tüm kasabalardaki kadınların yaşadıklarını düşündüm içim cız ederek ve boğazım düğümlenerek.

Hayatın gerçeklerini yüzümüze vuran, tanık olduğumuz gerçekçi sahneleri bu filmde görmek, kalbinize buruk bir hüzün, yüzünüze de hüzünlü bir tebessüm bırakmasının yanı sıra size kendinizi ve mutluluğunuzu sorgulatıyor.

İzleyin ve bakın bakalım, hayatın neresindesiniz ve nasıl yaşıyorsunuz?

Peki ya mutluluğunuz?

Cevabınız sahte olmasın lütfen. Sahte paralar, sahte mutluluklar gibi!

Bu filmi kimler mi izlemeli?

İçindeki elektriği toprağa geçiremeyenler, mutluluğu arayanlar, dünyaya gerçek sevgiyle bakamayanlar ve hayatını kalbiyle - ruhuyla yaşamayanlar…

Ve de aklı bir gidip bir gelenler!

                                                              MELİKE BİRGÖLGE

 

 

X