Aklın yolu: Akıl dışılık - Kampüs Haberleri

Aklın yolu: Akıl dışılık

Hürriyet Haber
06 Mart 2017 - 11:12Son Güncelleme : 06 Mart 2017 - 11:13

Merhaba.

Malumunuz son dönemlerde dünyanın en popüler konusu davranış bilimleri. Edebiyatta, matematikte, insan kaynaklarında, elektronikte, bilişimde ve iletişimde davranış bilimlerinin etrafında kümelenen fikirlere bolca rastlayabilirsiniz. İnsan hareketlerini, toplumsal refleksleri doğru okumak, analiz etmek ve bu konuda öngörüde bulunmak için amansız bir çaba veriliyor.

 

Bu yolculuğu sıkı takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, işler hiç kolay değil. Pozitif bilimler ve rasyonel çözümler herkese bir yol gösteriyor ancak iş pratiğe gelince o rasyonel bakış açılarının bir işe yaramadığını görüyorsunuz. Bireyin ve toplumun davranışlarında, kitlesel hareketlerde sebep sonuç ilişkisi aramak ve tarihin akışını sebeplerle sonuçlar arasına sıkıştırmak asla doğru sonucu vermiyor.

 

Dan Ariely isminde bir akademisyen bu konular üzerine çalışıyor. “İrrasyonel ama Öngörülebilir” isimli kitabında çeşitli örneklerle insanın günlük yaşamında verdiği kararların aslında hiç de öyle üzerine mantıklı düşünülmüş şeyler olmadığı gerçeğini önümüze seriyor. Mesela meşhur 2009 ekonomik krizinden önce bütün ekonomistler kendisiyle dalga geçmiş ve krizin mümkün olmadığını söylemiş. Birkaç ay sonra da Ariely çalışmalarına devam ederken ekonomistlerin büyük çoğunluğu tarihin en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıya kalmışlar.

 

Bu aşırı eğitimli insanlar nasıl bunu öngöremedi ya da peşin hükümlü hareket etti? Basit. Sadece görmek istedikleri argümanları gördüler ve sadece kendi işlerine yarayacak parametreleri hesaba kattılar. Buna da “conformation bias” ve “information bias” deniyor. Yani her şey yolunda giderken birden yol darmadağın oluyor ve siz öylece bakakalıyorsunuz. Şimdi günlük hayatınızı gözden geçirin. Verdiğiniz kararların gerçekte ne kadarı mantığa dayanıyor? Hatta biraz daha dürüst davranırsak, hayatınızı gerçekten rasyonel kararlarınızın yönlendirdiğine emin misiniz?

 

Elbette bu konularla yüzleşmek kolay değil. İnsan kendi inşa ettiği anlayışlarla mücadele ederken en çok kendini kolluyor. Oysa burada yapması gereken şey somut koşulların somut tahlilini yaparak adım adım ilerlemek. Bu dünya hiçbirimizin duygularına anlayışla yaklaşacak ya da bireysel kaprislerimizle uğraşacak kadar anlayışlı değil. Unutmayın, sırtımıza battaniye atıp elimize sıcak bir kahve tutuşturacak bir avunma, yaşamın tarzına hiç uygun değil.

 

Her adımda samimi bir ilerleme için bildiklerimizle yüzleşmek, ezberlerimizi terk etmek zorundayız. Karar alma sistemimizi değiştirmek için büyük felaketler ya da çöküşler yaşamak hiç akıllıca değil. Ayrıca bilhassa iletişimciler için söylemeliyim ki, insanların tümünün rasyonel kararlarla ilerlediğini düşündüğünüzde gerçek bir iletişim kurmak imkansız.

 

Excellerin ötesinde şeylere ihtiyaç olduğu muhakkak ama excel reklamcılığını da küçümsememek lazım. Artık big data var. Yani artık irrasyonelite son derece ölçülebilir halde. Daha da mühimi, öngörülebilir bir durum var. Yeter ki demografik kısıtlardan kurtulup psikolojik sınıflandırmaların ve davranış biliminin farkına varalım. Son olarak sizlere bir isim söyleyip aranızdan ayrılayım. Brexit’te evet çıkmasının ve Trump’ın başkan olmasının en önemli etmenlerinden biri olan “Cambridge Analytica”. Google’a bu ismi yazıp, yanına da “vice” ekleyip arattığınızda çıkan makaleye bir göz atın. Dünyanın artık ezberciler için iyi bir yer olmadığına ikna olacaksınız.

 

Çok öpüyorum, görüşürüz.

 

Yazan: Zihni Başsaray



    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı