"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Aklı başında insanlar kimi dinlesin?

İnsanları dinledikleri müziğe göre kategorilere sokmak en sık önümüze çıkan ayrımcılık türlerinden biri. Bunu hepimiz öyle ya da böyle yapıyoruz, kabul edin.

Kimimizinki “kendine yönelik ayrımcılık” tarafında, sanıyorum en tehlikesiz olanı bu. Bende de olduğunu düşündüğüm türde ayrımcılık...

Nasıl mı?

Mesela çalan müziği sevmediğim dükkana, restorana, kafeye bile adım atmam. Hatta sevmediğim müzikler çalıyor diye hayatımda bir kere bile gitmediğim “aşırı popüler” mekanların listesini versem epey şaşırırsınız... Bazı müzik kanallarını yıllardır izlememiş, bazı radyo kanallarını hiç dinlememişimdir...

Hatta sokakta, takside nefret ettiğim bir şeyler duyarım diye yanımdan müzikçalarımı eksik etmem...

İşte, “müzik ayrımcılığım” bu kadar katı aslında...

Ancak bu tavrım, sevmediğim tür müziğe ve onu dinleyene burun kıvırmakla değil, tamamen kendi tercihlerimle ilgili...

Peki bu girizgahım niye?

Müzik eleştirmeni Naim Dilmener’in ağzım açık okuduğum sözleri için...

Pazar günü Sabah’a verdiği röportajda “Aklı başında insanlar Feridun Düzağaç dinleyecek. Aynı insanlar akşam Demet Akalın, Serdar Ortaç ile dans edebilir.

İki tane votka içtikten sonra ha Maria Callas ha Demet Akalın” demiş.

Meali: Aklı yerinde olan bir insan Demet Akalın ya da Serdar Ortaç dinliyor olamaz...

Dilmener, belli bir tür müziği eleştirmekle kalmıyor, o müziği dinleyenlerin de akıl sağlığından şüphe ediyor. Türk müzik piyasasına bir müzik eleştirmeni gözüyle bakmıyor. Konuyla ilgili “Onu severim, bunu sevmem” diyen bir müzikseverin subjektif bakışıyla yorum yapıyor.

Bir müzik eleştirmeni bazı müzisyenler için “Nefretimden prangalar eskittim” demeli mi mesela?

Eleştirmen, kendi zevklerini bir kenara koymayı, objektif bakmayı bu kadar ihmal etmeli midir sahi?

İster kabul edin, ister etmeyin, Naim Dilmener’in ticari olmakla eleştirdiği isimler çok seviliyor ve dinleniyor.

Peki, bu adamlar, aklı başında olmayan birtakım insanların gelişmemiş zevklerine mi hitap ediyor?

O zaman epey kalabalık bir dinleyici kitlesinden bahsediyoruz...

Düşünüyorum da Sayın Dilmener, belki de “Piyasa müziği dinleyen az gelişmişler” yoktur, sadece “Dinleyici zevki” vardır...

Belki durum bu kadar basittir...

Bu arada, hazır konuyu müzikten açmışken, 31 Mayıs’ta Indigo’da Atlas Sound konseri var. Zevkleri aşırı gelişmiş aklı başında müzikseverlerin kaçırmayacağını tahmin ediyorum...

Türk televizyonlarından taleplerim

* Magazin programlarında dış ses olarak huzurlu, pamuk gibi, tatlı mı tatlı sesi olan bir kadın bulunsun. Mesela şenay Gürler. Erkek “dış ses”ten vazgeçilmeyecekse de, o ve ö kullanımı kısıtlansın. “Ünlü oyuncu komörolorumuzdon koçomodo” gibi cümleler kurulmasın.

* Aksiyon dozu yüksek dizilerde silah patladığı zaman çatapat sesi çıkmasın. Eski Türk filmlerindeki gibi bol ekolu bir “dıkşinyaa”, olmadı Hollywood yapımlarına öykünen karizmatik bir silah sesi duyalım çok rica ediyorum. Olmuyor böyle.

* Bazı diziler kısa bir süre sonra sona erecek. Endişeliyim. Attan düşmüşe döneceğiz, o alışkanlıkların yerini tutacak bir şeyler lazım. Jane Austen eserleri acayip bir maden mesela. Tavsiye ederim. Aforizmalar içinse, hiç klasik eser karıştırmakla değerli vaktinizi harcamayınız, Elias Canetti’nin ınsanın Taşrası isimli kitabı nefis bir kaynak. Bilginize.

Haysiyet standardı!

Dijital çağın en büyük insan karalama yöntemi olan “seks kaseti mekanizması” bir kez daha çalışıyor. Kimlerin kasalarında ve arşivlerinde zamanı gelince ortaya çıkarılmak için bekletilen görüntüler var, o da ayrı merak konusu.

Şu anda, herkes malum görüntüleri izlemediğini söyleyerek bununla gurur duyuyor.

Doğru, yapılacak en onurlu davranış budur herhalde.

Her şey harika da, keşke bu gurur duyanların hepsi Gamze Özçelik’in görüntüleri zamanında da aynı hassasiyeti gösterseymiş. O görüntüleri izlemeyen kaldıysa ben de Melike değilim. Vaktiyle forward mail olmuş geziyor, partilerde, hatta gazetelerde iştahla izleniyordu.

O zaman gururdan, haysiyetten pek konuşmuyorduk.

“Seks kasedi izlememe” konusunda bir “haysiyet standardı” olacaksa bunu herkese uygulayalım, çifte standartlarla bezeli hayatlarımızda bari bir konuda anlaşalım.
X