Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Akkuyu ve nükleer enerji sorunu

...

MERSİN’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli beldesinde yapılacak olan Türkiye’nin ilk nükleer santralinin deniz yapılarının temelinin atılmasıyla, ‘nükleerciler’ ‘antinükleerciler’ arasındaki tartışma da kızıştı.

Aslında tartışma, santral yapılması kararının kamuoyuna açıklanması ve ihale edilmesi arasında geçen uzun yıllar süresince de yapıldı. Santralın yapımına 2016 sonunda başlanacağı ve en az 4 yıl süreceği de göz önüne alınırsa, daha çok tartışılacağı da açık.

Nükleer santrala karşı olan çevrelerin itirazları, çevreye ve insana muhtemel zararları konusunda yoğunlaşsa da, daha az tartışılan ama çok önemli başka itiraz noktaları da var. Bunlar arasında en önemlisi, bu yatırımdan ülkenin ne kazanacağıdır.

Bir kere, gelişmiş tüm ülkelerde nükleer santrallar var. Çünkü sanayi için ucuz ve bol enerji gerekiyor. Türkiye’nin de gelişmesi ve dünyayla rekabet edebilmesi için ucuz enerjiye ihtiyacı var. Peki, Akkuyu’da veya Sinop’ta yapılacak nükleer santral, gerçekten ucuz enerji sağlayacak mı?

Bir kere şunu belirtelim: Akkuyu’daki santral, Rus firmasının malı. Bu firma, maliyetini karşılayacağı santrali yapıp bitirdikten sonra, üreteceği elektriği Türkiye’ye satacak. Bunun için yapılan anlaşmaya göre, Türkiye 15 yıl boyunca, belirlenen fiyattan elektrik almayı garanti ediyor.

Burada sorun şu: Santraldan alınacak elektriğin birim fiyatı nedir? Bu fiyat dünya ölçeğindeki genel fiyat seviyesinin neresinde? Üretilen elektriğin maliyeti, devlete satış fiyatı ve nihayetinde tüketiciye satış fiyatı ne olacak? Santralde üretilen elektriği 15 yıl boyunca zorunlu olarak satın alarak gerçekten kârlı mı çıkacağız? Santralın 60 yıllık ömrü olduğuna göre, 15 yıllık alım garanti süresinin bitmesinden sonra ne olacak?

Çevre ve insana vereceği muhtemel zararlar konusunu şimdilik bir kenara bırakarak, bu soruların yanıtının verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de, Rus firma ile Türkiye arasında yapılan anlaşmanın şartlarının açıklanması gerekiyor. Yoksa her kafadan bir ses çıkmaya devam edecek.

Bu arada, nükleer santralle ilgisi yok ama Çaycuma Filyos çayı üzerinde ‘her türlü teknik şartnameye uygun olarak yapılan’, devletin ilgili birimlerinin ‘kılı kırk yarıp’ inceledikten sonra ‘onay verdiği’ köprünün çökmesi sonucu ölen 4 kişinin hesabını sormanın yolu, idarece soruşturma izni verilmediği için imkânsız hale gelmiş.

Buna da mı fıtrat mı diyelim?

X