Gündem Haberleri

    Akıl oku teknik yönetici akıl oku

    Halil Aksu haksu@hurriyet.com.tr
    25.03.2005 - 01:44 | Son Güncelleme:

    Gartner’deki görevim nedeniyle pek çok kurumun veya kuruluşun bilgi teknolojileri yöneticileri ile çoğu zaman da genel yönetimin temsilcileri ile bir araya gelebilme şansım oluyor. Son yıllarda dikkatimi çeken çok tutarlı bir akım belirdi. Genel olarak şöyle özetlemek mümkün: Teknik yöneticiler, üst yönetimin teknolojiden hiç anlamamasından ve onları sürekli sorgulayan bir tavır izlemesinden şikáyet etmekte.

    Bu şikáyet belki doğru olabilir. Ama şikáyet etmektense, durumu iyileştirmeye yönelik yapıcı adımlar düşünüldü mü hiç? Teknik yönetici kendini genel müdürün yerine koyup, bu kişi benden acaba ne bekliyor diye düşündü mü hiç? Bir teknik yöneticinin teknik işleri son derece verimli ve etkin yapması özel bir başarı değildir, zaten şirket onu o işleri başarılı bir şekilde yapsın diye görevlendirdi. Özel bir takdir beklentisi oluşmamalı.

    Bunun ötesinde eğer bilgi teknolojileri sayesinde şirkete özel bir kazanım sağlandıysa, bu rakamlarla ve katkı sağladığı iş birimi yöneticisiyle birlikte ortaya çıkarılmalı, belgelenmeli ve üst yönetime takdim edilmeli. Ancak anlık veya kısa vadeli kazanımlar değil, zira kullanılan teknolojilerin ve yapılmış yatırımın mutlaka toplam maliyeti daha uzunca bir süre devam edecektir. Kuruma kalıcı kazanımlar sağlamak aslolandır.

    Bu bağlamda Gartner analistlerinin tavsiye ve görüşlerine göre, teknik yönetici şikáyet etmektense ve içine kapanık bir çalışma üslubu benimsemektense, derhal eylemlere başlamalı, üst yönetim ile temasa geçmeli, kendisini anlamlı biçimde onların yerine koymalı, istek ve hedeflerini anlamalı ve buna uygun adımlar atmalı. Attığı adımlar hakkında öz ve samimi bilgiler paylaşmalı. Sonuçlarını çok kısa zamanda alacaktır.

    ‘Türkiye Bilişim ile Kalkınıyor’ Slogan var, gerisi yok

    Ne kadar hoş bir slogan, değil mi? Hatta dünyanın en zengin adamını Türkiye’ye çekecek kadar hoş ve iddialı (gerçi sadece iki saat kaldı, ama olsun). Evet, doğru, Türkiye’deki bilişim ve iletişim teknolojileri pazarı büyüyor, dünya ortalaması ve hatta bazı dönemlerde ortalamanın üzerinde büyüme rakamları görülüyor. Bunun birinci nedeni 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan krizlerden sonra 2002 ve 2003 yıllarında ciddi bir daralmanın yaşanmış olmasıdır. 2004 yılında ancak 2000 yılının yakalanmış olacak. Yani mehteran misali iki ileri bir geri gidiyoruz, şeklinde yorumlanabilir son 7-8 yıl.

    Daha önemlisi, pazar büyüyor gibi görünse de yabancı teknolojilerin satış rakamları ve onları bakım hizmetleri ve anlaşmaları bu artışın içinde önemli bir pay almaktadır. Yazılım ve donanım konusunda pazarın dev oranı yabancı teknolojilerin elinde. Yalnızca bazı küçük teşebbüsler (yabancılarla karşılaştırıldığında) yazılım konusunda mücadele veriyorlar, donanım konusunda ise ‘PC toplayan’ birkaç yerli marka haricinde hiçbir faaliyet yok.

    Evet, pazarı büyütelim, Türkiye’de daha çok teknoloji kullanılsın, bilgisayar okur-yazarlık oranı artsın, özellikle kırsal kesim bu teknolojilerle yakından tanışsın, çocuklarımız erken yaştan itibaren bu yeni teknolojilere aşina olsun. Olsun, ama biraz da Türkiye’de bir sektör oluşsun. Eğer Türkiye’de bir bilişim ve iletişim teknolojileri sektörünün oluşmasını istiyorsak, Türk markalı ve Türk mühendisli şirketlerin sayısının artması lazım, onların patent sayıları artması lazım, onların satış rakamları artması lazım. Yoksa Türkiye ne bilişimle kalkınır, ne de başka türlü kalkınır.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı