Akil adamın işaret ettiği üç tehlike

TELEFONDAKİ ses sakin ve huzur verici. Bir akil adamın sesi olduğu hemen anlaşılıyor.

Konuşuyoruz. Uzun uzun. Yaptığı değerlendirmeler gerçekçi ve etkileyici.

Önerileri ise ülkenin ve toplumun büyük bir özlemle beklediği iklimi yaratmaya dönük.

Ertuğrul Yalçınbayır...

AKP’nin kuruluşunda önemli görevler üstelenmiş bir politikacı.

Bursa Milletvekilliği, bakanlık yapmış bir deneyime sahip. Ayrıca da hukukçu.

Sonra Tayyip Bey ve çekirdek kadrosu ile anlaşamamış ve AKP’den kopmuş.

Ertuğrul Yalçınbayır’ın ilk sözü "Ülkenin sükunete ihtiyacı var" oldu.

Onun için bu anahtardı.

Ülkede sükunetin bozulmasının Avrupa Birliği yolculuğunda iki yıl gecikmeye neden olduğunu ısrarla vurguladı.

Sonra da işin özünü şöyle özetledi:

"Basın özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, insan haklarını sınırlarsanız ülkede barışı sağlayamazsınız. Bu mümkün değildir."

* * *

Yalçınbayır bugünlere ışık tutan ilginç bir anısını anlattı:

"AKP’nin kuruluş günleri... Yoğun şekilde çalışıyoruz. Bir gün dostum rahmetli CHP milletvekili Ali Dinçer aradı.

- Nasıl gidiyor? diye sordu.

- Çok demokrat bir ortamda gidiyor, diye kısaca yanıtladım.

Güldü, ’İktidar olun da bunu bir kez daha soracağım’ dedi."

Ertuğrul Bey üzgün bir şekilde şunları söyledi:

"Gerçekten de dostumun ima ettiği gibi o demokrat hava iktidar olduktan sonra giderek bozuldu. İktidardakiler önlerinde sınır tanımıyorlar. Oysa hukuk devleti, gücü sınırlandıran sistemdir."

-
Sayın Bakan, bu her iktidarda görülen bir hastalık değil mi?

"Evet ne yazık ki zaman içinde ortak akıl, tek akla dönüşüyor. Yakın çevre lideri uyaramıyor. Kimi de azarlanmaktan korkuyor. Böylece uyaramama kültürü gelişiyor.
Gül de, Arınç da yapamadı. Şener de o nedenle ayrıldı."

* * *

Yalçınbayır
şu önemli noktaya özellikle parmak basıyor:

"Oysa düşüncelerimizi özgürce söylememiz lazım. Basın özgürlüğü sizden çok bize, okura sağlanan bir özgürlüktür."

Sonra da şöyle devam ediyor:

"Politikacılar, nezaketli, adaplı ve adil olmalıdır. Eleştiri olacaktır. Siyasetçi buna katlanmak zorundadır."

Ertuğrul
Bey, Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvetin kurumsallaştığını vurguluyor, 2008’de bunun daha da arttığına, muhalefetin özellikle yerel yönetimleri takip etmesi gerektiğine işaret ediyor.

- Başbakan’ın son zamanlardaki tutumunu, üslubunu, stratejini nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Şiddetten arınmış bir toplum yaratmak iktidarların amacı olmalı. Çünkü şiddet yukardan aşağı yayılıyor, toplumdaki ayrışmayı körüklüyor."

Yalçınbayır Anayasa Mahkemesi’nin kararının AKP üzerinde çok olumsuz bir etki yarattığını söylüyor.

Başbakan’ın gündem belirlemesinin sakıncalarını belirtiyor.

Deneyimli politikacının şu vurgulaması belki de Türkiye’nin içinde bulunduğu en vahim durumu ortaya koyuyor:

"Haksız oy temini, yolsuzluk ve rüşvet Türkiye’nin en önemli sorunlarıdır. Türkiye bunu önleyecek mekanizmaları geliştirmek zorundadır. Bu devam ederse demokratik bir toplum olmak çok zorlaşır."
Yazarın Tüm Yazıları