Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Akil adam demokrasisi

Hadi ULUENGİN

‘Sorumululuk kavramını her türlü somut içerikten boşaltmak eğilimi tehlikelidir. Çünkü bu kavram demokrasinin nihai tezahürüne tekabül eder’.

* * *

YUKARIDAKİ iki cümle AB Komisyonu'nun önceki gün istifa etmesine yol açan ve ‘akil adamlar’ tarafından hazırlanan koca raporun esasını oluşturuyordu.

Hukuki statüsü bulunmayan bu ‘akil adamlar’ı da, Brüksel'deki şaiaları araştırsın diye Avrupa Parlamentosu bir nevi bilirkişi olarak tayin etmişti.

İşte söz konusu ‘bilgeler’ Topluluk organizmasındaki ön plan şahsiyetlerin daha alt seviyedeki astların uygulama ve davranışlarından kendilerini sorumlu tutmadıkları; böyle bir yaklaşımın ise demokrasi işleyişiyle bağdaşmadığı sonucuna vardığından Jacques Santer başkanlığındaki yürütme organı Ortak Pazar tarihinde ilk defa ve külliyen görevi bırakmak zorunda kaldı.

Buna karşılık aynı rapor, Fransız Edith Cresson hariç diğer Komisyon yetkililerine şahsi suçlama getirmedi. Tersine, Belçika başkentinde dolaşan rivayetlerin aslı astarı olmadığı anlaşıldı ve ‘avrokratlar’ temize çıktı.

Fakat yine de ve metnin açıklanmasından yalnız beş saat sonra, ak - kara, ‘sorumluluk kavramını somut içerikten boşaltmakla’ eleştirisiyle karşı karşıya kalan AB Komisyonu'nun tüm üyeleri istifayı vermekte tereddüte düşmediler.

Belki biraz geç, ‘demokrasinin tezahürü’ yükümlülüğünü yerine getirdiler.

* * *

ORTAK Pazar yürütme organının işleyiş mekanizmasına ve çalışma sistemine ilişkin haklı - haksız tenkitler bir yana, hem ‘akil adamların’ iki cümlelik kısa ve öz saptaması, hem de bu saptama karşısında aynı Komisyon'un anında istifayı vermek refleksi göstermesi hepimiz için bir demokrasi dersi sunuyor.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin, parti aidiyeti asla önemli değil, ülkemizdeki her hangi bir hükümetin bırakın Avrupa Parlamentosu gibi çokuluslu ve biraz hariçten gazel okuyan bir yasama organının belirleyeceği ‘akil adamlar’a, yüzde bin milli TBMM'nin seçeceği bir ‘bilgeler komitesi’ne kendi encamını teslim etmesi bir an için bile düşünülebilir mi ?

Bunun hayalini kurmak dahi deli damgası yemek için yeterlidir.

Ama hadi teslim ettiğini ve hiç bir anayasal yetkisi bulunmayan bu hakem ‘bilgeler’in tıpkı Brüksel'deki gibi, bir tanesi hariç tüm bakanları aklayan fakat genel sorumluluk kavramının içini boşaltığı için kabinenin demokrasiyi iyi işletmediğini çağrıştıran teorik bir rapor hazırladığını varsayalım...

Söz konusu rapor başbakan ve TBMM başkanına sırf ‘enformatik’ olarak sunulduğunda bizim hükümetin de hemen istifa basacağı tasavvur edilebilir mi ?

* * *

ŞÜPHESİZ ki hayır ! Bin defa ve milyon defa hayır !

Sayısız örnek ve bilhassa da Susurluk vukuatı ortada, Türkiye'de bağımsız ‘akil adamlar’ böyle bir metin yayınlandığı takdirde bırakın yürütme organının görevden ayrılma dirayeti göstermesini, tam tersine, aynı yürütme organının kahir ekseriyeti ‘Bakın bize iftira atılıyordu. İşte, birimiz hariç hepimizin alnı ak ve bu kadar kusur kadı kızında da olur’ diye düğün bayram yapardı.

Ne başbakanı, ne de bakanı, altan üste doğru son tahlilde daima kendisine bağımlı bir görevlinin işlemiş olduğu yolsuzluk, rüşvet, işkence veya katil suçundaki hukuki yükümlülüğü üstlenirdi.

Edith Cresson'un dişçisini ‘uzman’ statüsünde gösterek ona AB bütçesinden maaş verdirtmesi leblebi çekirdek kalır, falcısı ve falancasıyla ahbap ve ahvadını devlet kasasından besleten bir sistemin siyasetçisi ‘bilgeler raporu’ ‘sorumluluk kavramı demokrasinin nihai dışavurumudur’ saptamasını yapıyor diye sorumluluk - demokrasi ilişkisi hakkında düşünmek ihtiyacını hissetmezdi.

Demokrasinin sorumluluk kavramı olmassa ‘akil adam’ kaç yazar, bizimkisi ‘akıl akıl, gel keseme takıl’ diye zeytinyağı gibi yine üste çıkardı.



X