"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Akif Beki için bir Meşrutiyet hatırası

AKİF Beki’nin seveceğini düşündüğüm bir II. Meşrutiyet hatırası var elimde.

Akif Beki, geçtiğimiz pazar günü yapılan internet sansürü karşıtı yürüyüşü Radikal’de “‘Tam bağımsız internet’ palavrası” başlıklı bir yazıyla taçlandırdı!
Bir inci kolye şeklinde gelişiyordu yazı: “Taksim’de yürüyen sanal isyankârlar, eylemin adına ‘İnternet baharı’ diyor.
Bana göre ‘İnternetin 31 Mart Vakası’dır. Gerici bir ayaklanma yani.
‘Din elden gidiyor’ diyerek Meşrutiyet rejimine karşı ayaklanan Taksim’deki ‘Avcı Taburu’ndan farklarını göremiyorum...”
Kıvanç Tatlıtuğ vurgusuyla “Vay, vay, vay, çantaya bak!” dedikten sonra hatıraya geçelim.

Hüseyin Cahit bir iftara davet edilir.
Menemenlizade Tahir Bey’in evindeki iftarda Tevfik Fikret, İsmail Safa, Mehmet Rauf da var.
Yemekten sonra Maarif Meclisi’nin ünlü, hoş sohbetli, tutucu, statükocu hocalarından Hayret Mehmet Efendi de katılıyor aralarına.
Hayret Efendi, Hüseyin Cahit’i hiç görmemiş ama Muallim Naci’ye bulaşmasından dolayı çok öfkeli.
Hüseyin Cahit, yazarlığının ilk döneminde “eski kafalı” bulduğu Muallim Naci’ye “çakan” yazılar kaleme almış.
Haliyle Muallim Naci’nin aralarında Hayret Efendi’nin de bulunduğu dostları, hayranları da epeyce öfkelenmiş.
İsmail Safa hemen tezgâhı kurmuş: “Şu Hüseyin Cahit üzerine ne buyurursunuz efendim? Rahmetli Muallim Naci için yazdıklarını okudunuz mu?”

Sonrasını Hüseyin Cahit’in “Edebiyat Anıları”ndan aktarayım...

“Hayret Hoca köpürdü. Beni kişi olarak tanımıyordu. Karşısında oturduğumu da aklına getiremezdi:
Bilgisizlik iki türlü olur derler.
Birisi basit bilgisizlik, öteki katmerli bilmezlik.
Basit bilmezlik, açık. Katmerli bilmezlik, bilmediğini de bilmemektir.
Ama ben bunlara üçüncü bir cahillik daha ekleyeceğim: Üç katlı bilmezlik.
Bu da bilmemek, bilmediğini bilmemek, üstelik hiç kimseyi de hiçbir şey bilmez sanmaktır.
İşte bu sözünü ettiğiniz, bu cinsten...”
Hep beraber kah-koh gülmüşler filan, falan...

“Gerici 31 Mart’ın Avcı Taburu” ile “İnternet sansürüne hayır” yürüyüşünün ortak tek noktaları, “Olayların bir kısmı Taksim civarında gelişir...” olabilir.
Yoksa biri “Ekşi’ci SSG”yi Derviş Vahdeti, Kaan Sezyum’u da onun Volkan Gazetesi’nde yazar ilan etti de benim mi haberim olmadı?
Ama belli ki döneme meraklı Akif Beki.
Bu hatıra da benden ona hatıra kalsın o zaman.

Emre Uslu vatan senden görev bekler

TUTUKLANACAKLARI önceden bilen, sezgisi ve bavulu kuvvetli yazar gördük ama eylemleri bu derece doğru tahmin edene hiç rastlamamıştım.
Taraf yazarı ve eski polis Emre Uslu şaşırtıcı bir kesinlikle bildi Kastamonu’da konvoya düzenlenen saldırıyı.
Tahminlere devam ediyor: “Bolu... Karabük...”
Kaset konusu mu var gündemde, haberi ondan alacaksın.
Yeni saldırı mı var, oku öğren.
PKK strateji mi değiştirdi, şaşmaz analizine kurban.
Bu durumda çağrıda bulunmak gerek: “Emre Uslu, vatan senden görev bekler.”
Yazar olarak katkı veriyor hazret, bu da mühim, ama yükselsin ki yeri bu değildir.
Hepimizin emniyeti için, bu şahin gözlü, analizin dalağını yarabilen ve ne dediyse çıkan yeteneği Başbakan’ın önemli yerlere getirmesi gerekiyor galiba!
İstihbarat yatıyor, İçişleri Bakanlığı yanına kıvrılmış, Emre Uslu biliyor her şeyi.
Yok böyle yetenek, memleket daha fazla faydalansın.
Haydi Emre Uslu, göreve.
X