Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Akdeniz yine geri adım attı

Ferai TINÇ

Son iki yıldan beri görüştüğüm birçok yabancı diplomata aynı soruyu sormuş, herkesten üç aşağı beş yukarı aynı cevabı almıştım.

‘‘Kıbrıs Rum kesimi ile tam üyelik görüşmelerine başlama kararı alındı ama Türk tarafı da görüşme heyetinde olmazsa süreç başlamaz.’’

Süreç bal gibi başlıyor. 31 Mart'ta Avrupa Birliği, Kıbrıs Rum Yönetimi'ni Ada'nın tümünün temsilcisi sıfatıyla karşısına oturtuyor ve tam üyelik görüşmelerine başlıyorlar.

Oysa Fransa geçtiğimiz hafta Edinburgh'da yapılan Dışişleri Bakanları toplantısında masaya bir teklif koymuş ve ‘‘Ben Kıbrıs'ın yarısının temsilcisiyle masaya oturmayı uygun görmüyorum. Komisyon yeniden bir rapor hazırlasın, Konsey de bunun sonuçlarına göre görüşmelere başlama kararını yeniden değerlendirsin’’ önerisinde bulunmuştu.

Yunanistan veto kartını masaya koydu, Dönem Başkanı İngiltere bastırdı, Fransa önerisini geri aldı. Edinburgh toplantısı kararını verdi: Türk tarafı gelmese de süreç başlasın!

***

ŞİMDİ Avrupalılar, ‘‘Merak etmeyin görüşmeleri açacağız. Ama bu devam edeceğimiz anlamını taşımaz’’ diyorlar.

Bu sözler artık pek inandırıcı değil.

Çünkü daha dünden itibaren, İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook, Rum Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides'in Türklere yapacağı öneriyle ilgili peşin hükmünü açıkladı.

Cook, Klerides'in önerilerinin ‘‘gerçekçi ve cömert’’ olduğunu ilan etti. Türk tarafına pazarlık fırsatı bile tanımadan kapıyı kapattı.

Ayrıca, bu önerilerin reddedilmesi halinde doğacak sonuçlardan ‘‘Rumlar sorumlu tutulamazlar’’ dedi. Bunun anlamı şu: ‘‘Eğer Türk tarafı Klerides'in önerilerini olduğu gibi kabul etmezse kendileri bilir. Biz Rumlarla masaya oturuyoruz. Çünkü uzlaşmazlığın sorumlusu Türk tarafıdır.’’

İngiliz Dışişleri Bakanı'nın ‘‘gerçekçi ve cömert’’ bulduğu Rum teklifi Kıbrıs sorununun temel uzlaşmazlık konusunu barındırıyor.

Yani statü meselesini. Klerides'in daha önceden yaptığı açıklamadan ise, önerilerinin Türklerin azınlık statüsünde herhangi bir değişikliği öngörmediği açıkça anlaşılıyordu.

İngiltere işte şimdi bu yaklaşıma destek veriyor.

Artık bu noktadan sonra, Türk tarafı katılmadı diye görüşmelerin kesilmesi ihtimalinden hala söz etmek mümkün olamayacağı gibi, Londra'nın ‘‘tam üyelik müzakereleri ve Kıbrıs sorununa kalıcı çözüm arayışları birbirine paralel olarak gitmelidir’’ tezinin hayata geçirilmesinin zorluğu da iyice ortaya çıkıyor.

Kıbrıs Rum kesimi Avrupa üyeliğine adım adım ilerlerken, çözüm baskılarının esas hedefinin Türk tarafı olacağı anlaşılıyor.

İngiltere Kıbrıs'ta her iki halkın da garantörü. Ama ağırlığını Rumlardan yana koyuyor.

Deneyimli İngiliz diplomasisi, Kıbrıs sorununun çözümünde anahtar rolü oynayan ‘‘simetri’’ ilkesini göz ardı ediyor.

***

FRANSA Cumhurbaşkanı Chirac, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Paris'i ziyareti sırasında ‘‘Kıbrıs'ın bölünmüş bir biçimde Avrupa içinde yer almasına karşı olduğunu’’ söylemişti.

İtalya da, pozisyonu net değildi ama Fransa'yı destekliyordu.

Ne yazık ki yine aynı şey oldu. Avrupa'nın Akdeniz kanadı Edinburgh'da yine geri adım attı.

Tıpkı Lüksemburg'da olduğu gibi.













X