‘Akan kanları artık durdurun’

Hürriyet Haber
10.03.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 10.03.1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Yıllardan 1993'tü ve mart ayı başları olmalıydı. Bir buçuk ay sonra hayata gözlerini kapayacak Turgut Özal'la Balkan gezisine çıkmıştık.

Uçakta birçok Arnavut işadamı da vardı. O sırada hepimizin ilgisi kanlı bir şekilde süregelen Bosna-Hersek savaşlarıydı ve Özal bu konuda girişimlerde de bulunacaktı. Programda Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman ile yapılacak görüşme de vardı.

Arnavut işadamlarından biri yanıma geldi ve hiç unutamadığım şu sözleri söyledi:

‘‘Yakında Kosova'da belki daha da kanlı bir savaş patlayacak. Sırp baskısı şiddetle sürüyor. Kosova'da hemen hiç kimsenin can güvenliği kalmadı.''

O zaman Kosova meselesini inceledim. Olay, 1989'dan beri sürüyordu ve hakları ellerinden alınarak özerk bölge olmaktan çıkarılan Kosova Arnavutları için için kaynıyorlardı.

Ne var ki Sırplar, Bosna-Hersek konusuna yoğunlaştıklarından meseleyi bilerek erteliyorlardı.

Kosova, o tarihten tam beş yıl sonra patlayacaktı.

* * *

Savaş patladıktan sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Yugoslavya Cumhurbaşkanı Miloseviç'e yolladığı mesajı beğeni ancak hayretle okudum. Demirel: ‘‘Kosova'da akan kanı durdurun’’ diyordu.

Mesaj, Dışişleri Bakanı İsmail Cem aracılığıyla yollanmıştı. Cem Miloseviç'le görüşüyor ve şunları öneriyordu:

‘‘İlk adım olarak çatışmalar ve akan kan dursun. İkinci adım olarak Kosova Arnavutları'yla Yugoslavya arasındaki 1966 tarihli eğitim anlaşması uygulansın. Sonra da tarihi süreç içinde Kosova Arnavutları'nın edindiği haklar onlara geri verilsin.’’

Ne var ki cevap, Yugoslav Tanjug ajansı aracılığıyla geliyordu. Mesajın dış yüzünde, ‘‘Kimse içişlerimize karışmasın’’ deniliyor, iç yüzünde de ‘‘Siz kendi işinize bakın’’ özü yer alıyordu.

Yani adamlar bize, ‘‘Önce kendi sorununuzu çözün; kendi kanlarınızın akıtılmasını önleyin. Sonra da bize karışın’’ mesajını veriyorlardı.

Ve Arnavutlar için, bizim hiç de yabancı olmadığımız şu deyimi kullanıyorlardı:

‘‘Bunlar bölücü teröristlerdir.’’

* * *

Şimdi buyrunuz buradan yakınız.

Ben yıllar yılı, Kürt sorununun çözülmesi için çeşitli barış önerilerinde bulundum. Bu sorunun bütünlük içinde çözülmesinin Türkiye'nin hayati meselesi olduğunu söyledim. Kürt meselesine tarihi süreçten bakarak, onların Kürtçe eğitim ve benzeri haklarına kavuşmalarının sorunu büyük ölçüde çözeceğini iddia ettim.

Akan kanların kardeş kanları olduğunu da ekledim.

Ama biz kendi kanlarımızı hiç yoluna akıtmaya devam ettik.

‘‘Kürt meselesi yok, bölücü teröristler vardır’’ dedik.

Şimdi elaleme talkın veriyoruz.

Ama salkımı yutmaktan vazgeçmeye niyetimiz yok.

Bu durumda bizi kim ciddiye alır ki?













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı