Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Akademik hayatının 70. yılı

    Hürriyet Haber
    12.11.2009 - 18:02 | Son Güncelleme: 12.11.2009 - 18:02

    Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Halil İnalcık, Osmanlı tarihini, yeni metotlara göre yeniden yazdığını belirterek, “Birçok tarihi gerçekleri vesikalarıyla ortaya koydum. Bunları bütün dünya okuyor fakat bizim mektep kitaplarını hazırlayan arkadaşlar nedense tenezzül etmiyorlar” dedi.

    Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Halil İnalcık, Osmanlı tarihini, yeni metotlara göre yeniden yazdığını belirterek, “Birçok tarihi gerçekleri vesikalarıyla ortaya koydum. Bunları bütün dünya okuyor fakat bizim mektep kitaplarını hazırlayan arkadaşlar nedense tenezzül etmiyorlar” dedi.

    30'a yakın kitabı ve 400'e yakın makalesi bulunan Prof. Dr. İnalcık, eline ulaşan ve Papa 2. Puis'in, Fatih Sultan Mehmet'in Hristiyan olması istemini içeren mektubu ile ilgili çalışmayı ileride neşredeceğini bildirdi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş, Osmanlı tarihi konusundaki tespitleriyle ezber bozan Prof. Dr. Halil İnalcık'ın akademik hayatının 70. yılı dolayısıyla 14 Kasımda Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda tören yapacak.

    Prof. Dr. Halil İnalcık, tören öncesinde 70 yıllık akademik yaşamı ve özel hayatına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

    Akademik hayatına 1939 yılında Ankara Üniversitesi (AÜ) Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde başladığını belirten İnalcık, Türkiye'de 1972 yılına kadar Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesinde ders verdiğini, 1972 yılında da davet aldığı Chicago Üniversitesinde çalışmaya başladığını anlattı.

    İnalcık, 15 yıl ders verdiği Chicago Üniversitesinden 1986 yılında emekli olduğunu ifade ederek, “Orada birçok Amerikalı ve Türk öğrenci yetiştirdim. Bunların çoğu profesör oldular” dedi.

    Prof. Dr. İnalcık, 1993 yılında Bilkent Üniversitesine davet edildiğini ve bu üniversitede “Tarih” bölümünü kurduğunu belirterek, Bilkent Üniversitesinde halen yüksek lisans yapan öğrencilere danışmanlık yaptığını söyledi.

    İnalcık “93 yaşındayım. Bilkent üniversitesinde halen Belçikalı, Bulgar, Yunan öğrencilerim var. 8 öğrencinin tezleri üzerinde çalışmaktayım” diye konuştu.

    “ESERLERİM TÜM DÜNYADA OKUNMAKTADIR”

    Prof. Dr. İnalcık, “uluslararası şöhretini” İngilizce kitaplarına borçlu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “30'a yakın kitabım çıktı. Bunların bir kısmı İngilizcedir. İngiliz dilini bilen memleketler bundan istifade etti. Bunlar, benim şöhretimin yayılmasına sebep oldu. Küçük ama derli toplu bir kitabım olan 'The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600', 5. baskısını yaptı, her yerde okunuyor. Bu kitap, Yunanca dahil bütün Balkan dillerine ve Arapçaya tercüme edildi. 'Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi' kitabım İngilizce çıktı. Türkçeye, Arapçaya, Yunancaya ve Lehçeye tercüme edildi.

    UNESCO, İngilizce olarak 'İnsanlık Tarihi' yazmaya karar verdi, 1500-1800 yılları arasını içeren 5. cildi için beni editör tayin etti. Bu kitap, Londra'da basılmıştır. Bütün bu eserler, benim eserlerim olarak, bütün dünyada okunmaktadır. Bu, benim neden uluslararası bir Türk tarihçisi olarak tanındığımı gösteren delillerdir.”

    İngilizce ve Türkçe 30'a yakın kitabı ve 400'e yakın da makalesi bulunduğunu belirten İnalcık, Fransızca, İngilizce ve Farsçayı çok iyi bildiğini, Arapçayı da eşinden dolayı öğrendiğini anlattı.

    “BUNLARI BİLHASSA BİZİM HALKIMIZ BİLMİYOR”

    Prof. Dr. İnalcık, ABD'de bulunduğu sürede Amerikan, İngiliz, Sırp, Türk ve Arnavut akademilerinin de aralarında bulunduğu 23 akademiye üye seçildiğini belirterek, “Onların bilim adamları arasında bana bu ayrıcılığı verdiler” dedi.

    Yerli ve yabancı 17 üniversitenin “fahri doktora” unvanı verdiğini ifade eden İnalcık, “Bütün bunlar benim tarihçiliğimin dünya ölçüsünde tanındığını, en yüksek seviyede bir bilim adamı olduğunu gösteren delillerdir. Bunları bilhassa bizim halkımız bilmiyor” diye konuştu.

    “Devlet-i Aliyye-Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar” adlı son kitabının birinci cildinin İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Türkçe olarak basıldığını anımsatan İnalcık, kitabın, 6 ay içinde 40 bine yakın sattığını ve büyük bir ilgi gördüğünü anlattı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınlarından çıkan 2 ciltlik “Osmanlı Uygarlığı” adlı kitabın editörlüğünü yaptığını, 4 ciltlik “Türk Edebiyatı Tarihi” adlı kitapta “Osmanlı Edebiyatının Menşei” adlı 50 sayfalık bir makalesinin yer aldığını belirten İnalcık, “Ekonomi, kültür hayatı, edebiyat, sosyal hayat alanında çalışan bir tarihçi olarak, Osmanlı tarihini yeni metotlara göre yeniden yazmış bulunuyorum” dedi.

    Prof. Dr. İnalcık, hala yeni kitaplar hazırladığını vurgulayarak, İstanbul tarihi üzerine iki ciltlik bir eser üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü, eserin İngilizce olan birinci cildini yayımlanması için İş Bankası Kültür Yayınlarına gönderdiğini, Türkçe olacak ikinci cilt üzerinde çalıştığını anlattı.

    İnalcık, eserini, İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olacağı 2010 yılına yetiştirmeye çalıştığını söyledi.

    “BUGÜN GENÇLİK OKUYOR, TÜRKİYE'Yİ GENÇLİK İLERİ GÖTÜRÜYOR”

    Prof. Dr. İnalcık, bir başka soru üzerine, Türkiye'deki üniversitelerin sayısının artmasının, ülkeyi son 20-30 sene içinde kalkındıran, dünya ekonomileri, milletleri arasında ileri bir seviyeye getiren başlıca unsur olduğunu söyledi.

    Türkiye'de bugün 100'den fazla üniversite bulunduğunu belirten İnalcık, şöyle devam etti:

    “Bundan 40 yıl önce Ankara ve İstanbul'da birkaç üniversite vardı. Bugün gençlik okuyor ve Türkiye'yi bu gençlik ileriye götürüyor. Ben diyorum ki vakıf üniversitelerinin kurulması, Türkiye'nin modernleşmesinde, ekonomisinin, sosyal hayatının gelişmesinde başlıca unsur olmuştur. Anadolu'yu gezdiğim zaman Eskişehir'de, Antalya'da, Isparta'da, Burdur'da, Kütahya'da, bana fahri doktora veren üniversiteler de gördüm, bu üniversiteler şehrin hayatını değiştirmiştir, modernleştirmiştir. Üniversiteler, binlerce talebesiyle, ileri bir sosyal hayatla, bu şehirlere yeni, ileri bir sosyal hayat, yeni bir istikamet vermiştir.”

    “ARŞİVLER TARİHİN EN ÖNEMLİ KAYNAĞIDIR”

    Prof. Dr. Halil İnalcık, genç Osmanlı tarihçilerine de şu önerilerde bulundu:

    “Kaynak dillerine hakim olmadan Osmanlı tarihi yazılamaz. Arşivlere gitmek lazım. Arşivler, tarihin en önemli kaynağıdır. Bir de modern, Avrupa ve ABD'de yerleşen tarih metodolojisini benimsemek lazım. O metodolojiyi ve bu arşivi kullanınca insan bütün dünyada hürmet gören, kullanılan ilmi eserler verebilir.”

    “KİTAPLARI HAZIRLAYAN GRUP, MAALESEF BENİ OKUMUYOR”

    Prof. Dr. İnalcık, “Osmanlı tarihi konusunda ezber bozan tespitleriniz oldu. Bunlar okul kitaplarına neden girmiyor?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

    “Bir misal vereyim. Bir gün bir lise kitabını bana gösterdiler. Sırpsındığı Savaşı'nı, Macar Kralı Lajos yapmış. Halbuki hiç ilgisi yok. Bunu iki Sırp prensi Çirmen'e kadar geldiler. Tarihi de yanlıştır. Bunun tarihi 1371'tir. Sırpsındığı denilen savaş, Çirmen Savaşı'dır, 1371'de Sırplar'a karşı verilmiştir. Macarlarla hiçbir ilgisi yoktur. Lise kitaplarında tarih yanlış. Buraya gelen Hristiyan ordusunun komutanının Macar kralı olduğu yazılmış. Bütün bunlar çocuklarımıza öğretiliyor.

    Kitapları hazırlayan grup, maalesef beni okumuyor, nedense bilmiyorum. Bir rutin tutturmuşlar, eski hataları tekrar etmekten, onları mutlak bir hakikat gibi savunmaktan kurtulamıyorlar. Halbuki ben birçok tarihi gerçekleri vesikalarıyla ortaya koydum. Bunları bütün dünya okuyor fakat bizim mektep kitaplarını hazırlayan arkadaşlar nedense tenezzül etmiyorlar.

    Bu kitapları, tenkit etmek lazım. Bu eserleri kabul eden en yüksek makam Talim ve Terbiye Kurulunun dikkatini çekmek lazım. Onlar, kitapların yazılmasını bir gruba veriyorlar. Onlar da çok eski, geleneksel, yanlış bilgileri aktarıyorlar. Halbuki pek çok şey değişti. İlmi eserleri okuyup, ona göre en son bilgileri vermek gerekir. En son bilgilere itibar edilerek kitaplar hazırlanmalı.”

    FATİH, MEKTUBU ALMIŞ

    Prof. Dr. İnalcık, en son yaptığı tetkik hakkında da şu bilgileri verdi:

    “Papa 2. Pius, Fatih Sultan Mehmet'e hitaben bir mektup yazmış. Bu mektupta Fatih'e, kendisini Roma İmparatoru olarak tanıyabileceğini söylüyor ve şart olarak da Hristiyan olmasını istiyor. Türk ve yabancı ilim adamları tarafından bunun üzerinde birçok tetkikler yapılmış. Bunları tetkik ettim. 'Mektup gönderilmemiş' deniyor. Ben o mektubun gönderildiği kanaatindeyim. Mektubun gittiğini fakat Fatih'in nazarı itibara almadığını, hiç önem vermediğini göstermeye çalışıyorum. İleride neşredeceğim. En son çalışmam budur. Fatih'in İstanbul Tarihi'nin 2. cildi üzerinde duruyorum. Bu da kitaptaki fasıllardan birisi olacak.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı