"O' Yazar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "O' Yazar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
O Yazar

Ak Saray'ı ben de gezdim, çok sıradan buldum

05 Ocak 2015

Hain oldukları her türlü hainliklerinden belli olan muhaliflerin diline doladığı Ak Saray’a davet edildiğimde doğrusu heyecanlandım.

Asrın mucizelerinden birine tanık olmanın heyecanıydı bu, tıpkı özel mekiğe binip turist olarak aya gitmek gibiydi.

“Memleket büyüğümüzü” nasıl bunaltmışlarsa artık, Ak Saray’ın kapısını herkese açmış. Herkesin gelip bu sarayı görmesini istiyor. Bunu yaparak vatandaşa “Bu sarayı kendim için yaptırmadım, sana yaptırdım. Buranın asıl sahibi sensin” mesajı vermek istiyor.

***

Ak Saray nihayetinde milletin malıdır. Ancak “Memleket büyüğümüz” yüzünü halka dönüp, bu saray aslında senindir, dedi diye içine dalıp pencerelerine “Bekâra kiralık oda” yazılı kartonları yapıştırmak olmaz.

Şahsen “aşırı halkçı” bir insan olduğumdan halkımızı en iyi ben tanırım.

Fazla yüz vermeye gelmez. Eğer verirsen baş edemezsin. Ak Saray filan dinlemezler, içeri bir dalarlar. Kakalak gibi içinde yuvalanıp, öldüm Allah, bir daha çıkmazlar.

MÜTEVAZI BİR SARAYDI

Ak Saray’ı gezerken, odalarını doğru sayabilmek için yanıma doksan dokuzluk tesbih almıştım. Bin yüz elli odalı saraya, geri zekâlı muhalefet gibi “bin odalı” deyip herkesin önünde hesabını bilmez adam durumuna düşmek istemedim.

Ancak tam sayıyı tutturmak nasip olmadı.

Tesbih ben 837’deyken kopup boncukları dağıldığından hesap yarı kaldı. Onun için “Tamı tamına bin yüz elli odamız var” diyen “Memleket büyüğümüzün” açıklamasına inanmak durumundayız.

Doğrusu sarayı Hülya Avşar gibi ben de şatafatlı bulmadım.

Bizden evvel sarayı gezenlerden Mustafa Cecili, Yavuz Bingöl, Acun Ilıcalı, Arda Turan, Emre Belözoğlu, Fatih Terim, Salih Memecan, Yıldız Tilbe, Nur Yerlitaş da şatafatlı bulmamışlar.

Sarayı gezenlerden Ebru Gündeş ise saray için “Ayol bu gariban işi” deyip çıkmış. Kocası Rıza Bey istese bunun bin beş yüz odalısını yaparmış.

***

Tabii ben Ebru Hanım gibi iddialı konuşamam. Ancak davet üzerine gittiğim ülkelerin devlet büyükleri için yaptırılmış saraylardan çok gördüm.

Söz konusu şatafat ise bizim saray onların sarayının yanında “Bedesten Çarşısı” gibi kalır.

Evet, maliyeti biraz yüksek, bunu ben de kabul ediyorum. Beş milyarı geçmeseydi, ne bileyim dört buçuk milyara bitirselerdi daha iyiydi. Ne var ki ben de “Memleket büyüğümüz” gibi “itibardan tasarruf edilmez” diyenlerdenim.

İTİBAR BANKASI YOK Kİ

Hem “itibardan tasarrufu” nasıl yapacaksın ki. İtibar Bankası’ndan kumbara alıp içine her gün iki itibar mı atacaksın? (Güzel espri oldu. Hemen tweetleyeyim.)

Saddam devrildiğinde sarayına giren reziller onun altın kaplamalı banyosunu, musluklarını filan internete koyup “Paraları böyle yemiş” kulpunu taktılar. Ama işi bilenler “Biz Irak’ın itibarının bu kadar yüksek olduğunu bilmiyorduk. Bilsek Körfez hareketini desteklemezdik” dediler.

Saddam gitti, o güzelim saray virane oldu.

Bir de şimdiki Irak’ın itibarına bakın. IŞİD çeteleri, köle yaptığı kadınları (25 ile 40 yaş arası ise) tanesi 130 liradan satıyor. Üstelik bedavaya temin ettiği köle kadınları karneye bağlamış.

Bir kişi en fazla üç kadın alabiliyor.

Sadece Türk erkekleri için böyle bir kısıtlama yok. Paran varsa istediğin kadar köle kadın alıp, topluma kazandırabilirsin.

İşte itibar budur.

Seni çölün ortasında eşkıyalık yapan IŞİD bile sayıyorsa bu “Memleket büyüğümüzün” masraftan kaçınmayarak diktiği Ak Saray sayesindedir. Bunları bilelim, öyle ağzımıza geleni söyleyip “öküz gibi” muhalefet yapmayalım.

Bu duygusal yazıyı bir beyitle bitirmek isterim:

Yastıklar, minderler.. Bize iktidar derler.

Böyle saray yapanı, ellerinden öperler

X