Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AK Parti, yarın yeni bir döneme giriyor...

Yarın toplanacak olan Ak Parti Kurultayı, sadece bu partiyi değil, Türkiye'nin önümüzdeki yıllarını da şekillendirecek. Başbakanlık dönemini kapatıp, Cumhurbaşkanlığına geçecek olan Erdoğan, partiyi de yenileyecek. Çok zor bir işe girişiyor. Başarabilecek mi? Bu değişimin içinden ne çıkacak? İstikrar mı, yoksa karmaşa mı, bilinmiyor.

Yarınki Ak Parti Kongresi’ni ben çok önemsiyorum.
 
Beğenin veya beğenmeyin, bu ülkeyi 10 yıldır yöneten bir ekip gidecek ve yerine yeni bir süreç başlayacak. Hiç alışmadığımız bir döneme gireceğiz. Daha da önemlisi, bu yeni düzenin ne getireceğini de kimseler bilmiyor.
 
En büyük değişiklik, Erdoğan' ı artık Çankaya' da görmeye başlamamız olacak. Başbakan her ne kadar, Star-NTV kanallarındaki söyleşisinde, kesin kararını 2013 yerel seçimlerden sonra vereceğini belirttiyse de, hedefin “Köşk” olduğu açıkça ortada. Başbakanlık yetkileri ne kadar arttırılırsa arttırılsın, Cumhurbaşkanlığı çok farklı makamlardır. Besbelli, “Köşk” ün yetkileri anayasa değişikliği sırasında ele alınacak, ancak ne derece yetki verileceği henüz net değil.
 
Ne olursa olsun, Başbakan “Köşk” e çıktıktan sonra, acaba eskisi gibi, her istediğini yaptırabilecek mi? Partiyi eskisi gibi disiplini altında tutabilecek mi? “Yönetimi” kontrolü altında tutabilecek mi? Başbakanlığa gelecek olan kişi ile nasıl çalışacak?
 
Bunun gibi yüzlerce soru var.
 
Belirsizlik, toplumları rahatsız eder. Daha şimdiden bu rahatsızlığı hissedenlerimiz var. Kenarda köşede "Nasıl olacak bu iş?" diyenler var. Partinin giderek dağılmasından, Erdoğan' ın etkisizleşmesinden, koalisyonlu yılların geri gelmesinden sevinecekler kadar, korkanlar da var.
 
Yarın bu sorulardan bir bölümünün yanıtını belki alabileceğiz. Vitrine gelecek yeni isimleri tanıyacağız. Sonrasının yanıtlarını ise, 2014' deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ertesinde ortaya çıkacak manzara bize gösterecek.
 
Ak Parti Kongresi, Türkiye için yeni bir sayfanın açılışı olacak.

YANDEX, TÜRKÇE ANLIYOR, TÜRKÇE KONUŞUYOR...

Bugüne kadar hayatımızda Google vardı, Yahoo vardı, Bing vardı. Bunlar internetteki arama motorları veya bilgi depoları. Bir isim veriyorsunuz veya bir soru soruyorsunuz, size yanıtını buluveriyor. Haberlerden trafiğe,  haritadan e-postaya her şeyi emrinize getiriveriyorlar.
 
Ancak 1 yıldır Türk piyasasına yeni bir arama motoru girdi: YANDEX,
 
Yakında, burada hepsinin önüne geçecek. Zira YANDEX Türkçe anlıyor... Türkçe yanıt veriyor ve en önemlisi Türkçe yazıyor... Diğerleri İngilizce’ ye göre kendilerini kurumlandırmışlar. YANDEX ise, Rus orijinli ve Türk dünyası düşünülerek planlanmış. Aslında 15 yıldır bu bölgede, Türkiye'ye gelişi yeni.
En büyük özelliği, diğer arama motorlarından daha fazla kaynağa ulaşabilmesi. İsterseniz siz de deneyin. Ben adımı yazıp Google'a girdim ve 1.5 milyon veri aldım. YANDEX' e sordum, tam 9 milyon veri geldi. Müthiş bir fark.
 
Bir de trafik ve harita konusunda üstüne yok. Bir yere gitmek mi istiyorsunuz? Adını yazın, oraya en kolay nasıl gideceğinizin haritası çıkıyor. Hatta, geçeceğiniz yolların trafik durumunu da veriyor. İnanılır gibi değil.
 
Tavsiye ederim, bir indirip deneyin. Emin olun vaz geçemeyeceksiniz. Ben yaptım ve yapışıp kaldım.

BİR İŞİ DE İYİ BAŞLATSAK...
 
Fatih Sultan Mehmet köprüsünde bir türlü bitmeyen kargaşaya bakıyorum ve hep aynı söz aklıma geliyor. "Kardeşim bir işi de doğru dürüst planlayıp yürütsek..."
 
Önce OGS vardı. Elektronik gözle geçiş sağlanıyordu. Sonra, kart geçiş veren KGS kondu. Bir de baktılar ki geçiş çok yavaşlıyor, hadi vazgeçildi ve HGS devreye sokuldu. Aslında OGS ile HGS arasında bir fark yok. İkisi de elektronik gözle geçiş veriyor. Böylece köprüde üç ayrı kapı oluştu. Hangisinin nerede olduğunu bilmeyenler trafiği karıştırıyor, gidişi daha da yavaşlatıyorlar.
 
HGS deseniz, daha ilk gününden ya sistem bozuldu veya doğru dürüst planlanmadığı için ilgi görmedi. İşte bundan dolayı hep aynı soruyu soruyorum: "Devlet neden işi baştan sıkı tutmuyor? Neden doğru dürüst planlama yapamıyor?"
 
Ne ilginçtir, Mehmet Barlas aynı konudaki eleştirileri neden kabul etmediğini sorduğunda, Başbakan bir türlü "Evet, bir hata edildi" diyemedi.
 
Neden, anlayamadım bir türlü...
 
Ulaştırma Bakanlığı’ndan bir defalığına şu iyi başlatıp bizleri  şaşırtmasını istemek kötü birşey mi?!

SUBAY ADAYLARINI APTAL YERİNE KOYMAYIN...

Hürriyet' in geçen pazar sayısında çok ilginç bir haber okudum.
 
İmzasız ve isimsiz bir ihbar mektubu sonucu, İzmir Maltepe Askeri Lisesi öğrencilerine, bütün dünyada büyük ilgi gören Game of Thrones (Tahtların Ouyunu) dizisinin izletilmesi yasaklanmış. Dizinin "Cinsel istismar ve Türklüğe hakaret!" içermesine rağmen, bunu öğrencilerine "İngilizcelerini ilerletmeleri" için izleten 4 öğretmen subay da ordudan atılmış.
 
En güzeli, tahkikat komisyonu başkanının yazdığı rapor:
 
"...Filmde, doğrudan olmasa dahi, izleyenler tarafından rahatlıkla anlaşıldığı şekilde, milletimiz barbar, sapık, dinsel inanç ve gelenekleri olan, medeni olmayan bir şekilde gösterilerek hakaret edilmesi, aşağılanması sahneleri bulunmaktadır. Söz konusu filmin normal kabul edilerek gösterilmesi, öğrencilerimizin milli duygularının zayıflamasına, hatta meslekten soğumasına kadar vahim sonuçlar ortaya çıkabilir..."
 
Vay...Vay...Vay...
 
Ben de bu diziyi izliyorum, bir an için dahi aklıma böylesine kötülükler gelmedi.
 
Bu anlayış, subay adaylarını aptal yerine koymaktan başka bir şey değildir. Hele filmi seyredip, Türklüğe hakaret çıkartmak için dahi olmak gerekiyor. Dizi yüzünden subay adaylarının askerlik mesleğinden soğuyacakları iddiası da, anlaşılması imkansız bir buluş. Bu durumda, öğrencilere evlerinde hangi film veya dizileri seyredebileceklerinin bir listesi verilmeli. Terminatör veya Rambo filmleri de özellikle yasaklanmalı.
 
Vah vah vaaah...

İNANOĞLU SÖZÜNDE DURDU...
 
Piyasada sözünde duran insanımız azdır. Bunların başında da Türker İnanoğlu gelir.
 
Geçtiğimiz hafta, verdiği bir sözü daha yerine getirdi ve 15 yıl önce yaptırdığı bir ilkokula yeni derslikler ekleyip, herşeyini yeniledi. Tek dershane olarak başlayan küçücük okul, şimdi genişledi ve büyüdü.
 
Asıl önemlisi, İnanoğlu şimdi bir de İletişim Meslek Okulu yaptırmak için kolları sıvıyor.
 
Bunları yazmamın nedeni, İnanoğlu kadar güzel işler yapan, iyi paralar kazanan bir iş adamının "Hepsi bana..." dememesidir. Etrafımda öyleleriyle karşılaşıyorum ki, Türker bey gibilerin önemini çok daha iyi anlıyorum.
 
Ellerinize sağlık...

KİTAP KÖŞESİ

TELEVİZYONLARIN EN GÜZEL GÜLEN KIZI...
 
Tuluhan, her defasında tekrarlarım, TV kanallarının en güzel gülen, en renkli kişiliklerinden biridir.  Gazetecilik döneminde başarılıydı, TV'ye geçti ekranları ışıklandırdı. İnsanlarla bu kadar rahat temas kurabilen, konuğunu kolaylıkla konuşturabilen ekran yüzü azdır. Şimdi yeni ve son derece keyifli bir çalışmayla karşımızda. Turkuaz Kitap tarafından piyasaya verilen "50’sinde Erkek " daha ilk baskısında kapışılıp bitiverdi.
 
Nasıl soru sorulması gerektiğini merak edenleriniz varsa, mutlaka Tuluhan'ın ""50’sinde Erkek "adlı kitabını kaçırmayın. İkinci baskısı da kısa sürede biteceği için acele edin.

      *
YER OLURSA KİTAP KAPAĞI İLE BABAM VE BEN

Aydın Menderes’in hatıratının 3. bölümü “Babam ve Ben” Ufuk Yayınları’ndan çıktı.  Geçen yıl hayatını kaybeden Aydın Menderes’in anılarına dayanan kitap idam edilen babası Adnan Menderes ile olan ilişkisini anlatıyor. Bir çocuğun iktidarla ve darbeyle yüzleştiği anları anlatan kitap, Türkiye çok partili hayatının ilk kesintisini bir çocuğun gözlerinden anlatıyor.  Aydın Menderes’ in Muhalefet lideri, Başbakan ve devrik bir Başbakan’ ın oğlu olarak yaşadığı çalkantılı hayat. “Babam ve Ben”’de. (www.ufukyayinlari.com)

 


 

X