Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AK Parti ve Türkiye Arapların ilham kaynağı mı?

ÖNCE Tunus, ardından Mısır. Halk sokaklara döküldü, dikta rejimlerini yıkmaya soyundu. Tunus’ta çabuk yıkıldı, Mısır’ın da eli kulağında.

Bu ‘ihtilal’lerin ne sebeple olduğunu biliyoruz da, buradan sonra ne Tunus’ta ne de Mısır’da ne olacağını bilmiyoruz.
Bilmemek de normal. Bu ülkelerin iç dinamiklerini kestirmek kolay değil.
Tabii ülkemizde önüne mikrofon konan herkes bu konuları konuşmaya bayılıyor; onca gürültü ve çok sayıda konuşmacı arasından sahiden konu hakkında bilgisi olan, söyleyecek doğru düzgün bir şeyi olan insanları seçmek de kolay değil.
Geçen gece, bu konularda söyleyecek şeyi olan insanlardan birini, Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahalli’yi dinledim. Laf arasında, ‘Tunus’ta da, Mısır’da da sokağa çıkan halkın ilham kaynaklarından biri de Türkiye ve buradaki AK Parti iktidarı’ dedi.
Bu cümle ilgimi çekti; çünkü his düzeyinde söylenenin doğru olabileceğini, ciddi bir haklılık payı içerdiğini düşünüyorum.
Peki ama nasıl bir ilham bu? Sokaktaki Araplara Türkiye ve AK Parti iktidarı ne ifade ediyor?
Tarihi perspektiften baktığınızda, 50’li yıllarda Mısır’da Nasır genel Arap kamuoyuna ne ifade ediyorsa, aslında Türkiye’deki Ak Parti iktidarı da benzer bir şey ifade ediyor olmalı.
Bir farkla. Nasır, Arap milliyetçisiydi. Şimdiki algı bir çeşit ‘İslam milliyetçiliği’ olmalı. Veya ‘din kardeşliği.’
Türkiye AB kapısına dayanıp tam üyelik müzakerelerine başladığında da bu hissedildi, Başbakan Tayyip Erdoğan, ‘Van minut’ çıkışını yaptığında da, Mavi Marmara olayının ertesinde de...
Bütün bu olaylardan ‘Arap sokağı’ çok etkilendi, adeta Türkiye ile gurur duydular.
Onun ötesi? Yani, Türkiye’nin bir demokrasi olması, laik olması, iktidarların seçimle gelip gitmesi, rejimin ‘İslamcı’ olmaması ama halkın neredeyse tamamının müslüman olması?
Şüphelerim var.
Peki o zaman neyin ilham kaynağı Türkiye? Neden ilham kaynağı?
Ve eğer biz sahiden ilham kaynağıysak, ilham vermeye devam etmemiz gerekmiyor mu?
Vereceğimiz ilham da, demokrasi ve insan hakları değil mi?

‘İlham kaynağı’nın suskunluğu...

GEÇEN gün minicik yazdım, bugün tekrar edeceğim. Türkiye, gerek Tunus ve gerekse Mısır’da olup bitenler hakkında suskunluğunu koruyor.
Amerika konuşuyor, İngiltere konuşuyor, hatta İsrail konuşuyor ama Türkiye susuyor.
Neden susuyor AK Parti iktidarı? Söyleyecek bir şeyi olmadığından mı, kazanan atı görene kadar beklemek istediğinden mi, Tunus’ta devrilen, Mısır’da günlerini sayan rejimle olan sağlam ilişkisi yüzünden mi?
Hepsi veya hiçbiri.
Gerektiğinde sokaktaki Araba doğrudan hitab eden hükümetimiz, ‘Eski Osmanlı coğrafyasında olup bitenle yakından ilgili’ başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız bu kez söyleyecek şey bulamıyorlar.
Buldukları, dün Cemil Çiçek’in sade suya tirit açıklamaları oluyor ancak. Oysa özgürlükleri, insan haklarını, demokrasiyi savunmaları gerekmez mi? Türkiye, ‘model’ ülke ise bu sebeplerle model, bugün iktidarda Ak Parti var diye değil.
İşte bu ‘model’i genel bir insanlık modeli olarak söyleyemez mi Türkiye? Kendi ‘ileri demokrasi’sini tavsiye edemez mi sokaktaki Araplara?
Arapların yeni bir Selahattin Eyyubi’ye mi ihtiyacı var, bir daha Eyyubi’ler beklemeyi gereksiz kılacak demokratik yönetimlere mi?

El Cezire ve twitter farkı

Haftasonu evden uzak olduğum saatlerde Mısır’da olup bitenleri izlememin tek yolu twitter sosyal paylaşım ağıydı. Sonra eve döndüm, bizim televizyonlarımızda, özellikle de haber televizyonlarımızda Mısır’da o an yaşanmakta olanlardan neredeyse hiç söz edilmediğini gördüm.
Mısır’da olup bitenleri twitter ve Katar merkezli El Cezire üzerinden izledim. Bizim ‘haber’ kanallarımıza (biraz TRT Haber hariç) ne diyeceğimi bilemedim.

X