"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Ajandanın ‘gizlilik’ kararı kalkarken

Ajandanın ‘gizlilik’ kararı kalkarkenİÇKİ satışını düzenlemek bahanesiyle hazırlanan “Taliban yönetmeliği”, gençleri alkolün zararlı etkilerinden korumayı hedefliyormuş! Öyle diyorlar.“Genç” diye tarif ettikleri kişiler 15 ile 24 yaş arasındakiler.

İlginç bir durum: Protesto gösterisi yaptı diye 18-19 yaşındaki gençleri hapse tıkıyor, okuldan atabiliyorsunuz ama kendi kararları ile içki içmeleri yasak!
Çocuklarını 18 yaşından küçük kızlarla evlendirebiliyorlar, hatta kendilerinin de 18 yaşından küçük kızlarla evlendiklerini biliyoruz.
21 yaşın altındakilere içki satılmayan ABD’de yaşasalar, Special Victim Unit’in takibinde olurlardı ama burada “gençleri” korumak bahanesiyle insanların yaşam biçimlerine müdahale etmek istiyorlar.
18 yaşına gelmiş insanları “ergin” kabul ediyoruz, kanunlarımız böyle diyor. Oy kullanabiliyorlar, bir suç işlerlerse “çocuktur” denilerek hoş görülmüyorlar. Çünkü kendi kararlarını sağlıklı biçimde verebileceklerini düşünüyoruz.
Ama bir rock müzik festivaline gidip bira içmeleri yasak!
Çünkü yapmak istedikleri şey şu: Herkes onların istediği gibi yaşayacak!
Başka yaşam biçimlerine tahammülleri yok.
“İleri demokrasi” istediklerini söylüyorlar ama demokrasiden anladıkları sadece kendilerinin özgürlükleri.
Eskiden hep bir “gizli ajanda”nın varlığından söz edilirdi. Belli ki artık ajandanın gizliliğini kaldırmaya da karar vermişler!

Diplomasiye yeni tanım geldi

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, Sarıkamış Şehitliği’nde konuştuğunda Dubai’deydim, bu nedenle gözümden kaçmış.
Döndükten sonra eski haberleri tararken bu konuşmasına rastladım.
Davutoğlu, şehitleri anma töreninde yaptığı konuşmada şöyle diyor:
“Biz de diz çökmeyeceğiz. Onun için dünyanın her bir köşesinden benimle birlikte Erzurum’a gelen büyükelçilerimizle birlikte bir ant içtik. Mademki onlar bedenlerinde can, dizlerinde derman kalana kadar yürüdüler, bizler de dünyanın her köşesinde, ister sıcak ülkelerde ister soğuk ülkelerde olsun, bedenlerimizde can, dizlerimizde derman kalana kadar bu bayrağı daha yükseklerde dalgalandıracağız. Andımız olsun, ahdimiz olsun bu şehitlere ki; bu bayrak Afrika’da da dalgalanacak, İskandinavya’da da dalgalanacak, Avustralya’da da dalgalanacak, Şili’de de dalgalanacak. Onun için sadece bir yıl içinde 20 büyükelçilik açtık, vatan topraklarının o aziz bayrağını dünyanın her köşesine taşımak için.”
Ben Türkiye’nin yabancı ülkelerde elçilikler açmalarını “diplomatik ilişkiler” nedeniyle yaptığını zannediyordum: Sorunlarımızı konuşarak halledeceğiz, diplomasinin olanaklarından yararlanarak barış içinde yaşayacağız! Meğerse daha emperyal bir amaç varmış!
Demek ki “stratejik derinlikli dış politika”, artık diplomasinin tarifini de değiştiriyor.
Clausevitz, “Savaş, diplomasinin başka araçlarla devamıdır” demişti.
Şimdi şöyle diyeceğiz: “Diplomasi, savaşın başka araçlarla devamıdır!”

Allianoi ve Hasankeyf’in düşman işgalinden kurtuluşu!

KÜLTÜR Bakanı’nın bütün tevil çabaları boşa gitti ve Başbakan, Kars’taki heykel için “ucube” dediğini teyit etti. Artık belli ki heykel yıkılacak, çünkü Başbakan öyle istiyor!
O hangi resme bakabileceğimizi, hangi heykeli sevebileceğimizi bizlerden daha iyi biliyor.
Artık öyle olacak. O söyleyecek, bizler yapacağız. Bu fikre alışın derim.
Bu davranış biçimine siyaset biliminde özel bir isim veriyorlar ama ben o kadar sert olmayayım da “otoriter” diyeyim. İnsanlara neyi sevip neyi sevmeyeceklerini dikte etmek, tedavisi o kadar da kolay olmayan bir durum.
Başbakan, heykeli yıktırmak istemesinin gerekçesi olarak “tarihi eseri gölgeleyecek inşaata izin veremezsiniz” diyor.
Bu sözlerini okurken, bu tarih hassasiyeti beni gerçekten çok etkiledi.
Demek ki artık Allianoi antik şehri kurtulacak! Çevre Bakanı hemen aklını başına toplamalı, yoksa gelecek seçimlerde aday gösterilmeyecek, haberi olsun! Başbakan söylüyor, ben söylemiyorum: Tarihi eseri gölgeleyecek inşaata izin veremezsiniz!
Baraj inşaatı için koca tarihi kenti kilden bir çamur içine gömmüşlerdi, hatırlayacaksınız.
Bu durumda Hasankeyf de kurtulacak demektir.
Çünkü biliyorsunuz “Tarihi eser gölgelenemez”! Bu topraklarda Hasankeyf’ten daha tarihi kaç merkez var ki?
“Tarihi” Haydarpaşa Garı da artık alış veriş merkezi yapılamayacak demek ki!
Memleketimizin bütün tarihi sit alanları artık kurtuldu diye düşünebiliriz.
Çünkü Başbakan bu işte sınırı çizdi: “Tarihi eseri gölgeleyecek inşaata izin verilmeyecek!”

X