Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ailesini öldüren adamı yıllarca babası bildi

    Hürriyet Planet
    10 Ekim 2011 - 17:03Son Güncelleme : 10 Ekim 2011 - 17:32

    Arjantin’de 1976-1983 yılları arasında iktidarda kalan askeri cuntanın kaçırdığı ve cunta subaylarının yetiştirdiği 500 kadar bebekten biri olan Victoria Montenegro tüm yaşadıklarını ve gerçeği nasıl zorlukla kabullenebildiğini New York Times’a anlattı.

    Arjantinli Victoria Montenegro’nun çocukluk anıları arasında, ailesinin reisi Albay Hernan Tetzlaff’ın “bölücü”lerin işkenceyle öldürüldüğü askeri operasyonları anlattığı akşam yemekleri geniş yer tutuyor.

     

    Montenegro’nun anlattıklarına göre masadaki tartışmaların çoğu Tetzlaff’ın “silahını masaya vurmasıyla” sona eriyordu. 

     

    Ancak genç kadının baba diye bildiği Tetzlaff, aslında Montenegro’nun öz anne-babasını öldürüp, küçük kız çocuğunu yasadışı yollardan evlat edinmişti.

     

    Tetzlaff, 2000 yılında yaptıklarını Montenegro’ya itiraf etti. Ama Montenegro gerçekleri ancak, Tetzlaff ve eşi Maria Sol hakkında doğum kayıtlarında sahtecilik yapmaktan açılan ve geçtiğimiz yıl ilkbaharda görülen bir davada ifade verdikten sonra kabul edebildi.

     

    “DEVLET DÜŞMANLARI”NIN BEBEKLERİ ALINDI

    Montenegro’nun ifade verdiği bu dava Arjantin açısından çok önemli zira böylece ülke tarihinde ilk defa, en üst düzey subayların, “devlet düşmanı” olarak görülen ailelerin bebeklerini çaldıkları iddiaları kanıtlanmış oluyor.

     

    Arjantin’de cunta döneminde genelkurmay başkanlığı yapan Yargıç Jorge Videla da bebekleri gözaltındaki annelerinden çalıp askeri yetkililere ya da güvenlik görevlilerine hatta üçüncü şahıslara teslim eden bir operasyonun başı olmakla suçlanıyor. Videla’nın yanı sıra 10 subay daha bebeklerin kaçırılması davasında yargılanıyor.

     

    Ayrıca, sivil yargıçların ve Katolik Kilise yetkililerinin de olayda parmağı olduğu öne sürülüyor.

     

    PLAZA DEL MAYO ANNELERİ OLARAK TANINIYORLARDI

    Arjantin’de cuntanın kaçırdığı 500 bebeğin anneleri ve büyükanneleri Plaza del Mayo’da her hafta bir arya gelerek çocuklarının bulunması için eylem yapsa da hiçbir sonuca ulaşamamıştı. 1983’ten sonra seçilen sivil devlet başkanları, cuntacıları “kirli savaş” sırasında işlenen başka suçlardan affetse de, bebek kaçırma olaylarıyla ilgili af çıkmadı.

     

    İnsan Hakları İzleme Örgütü Amerika Kıtası Direktörü José Miguel Vivanco, “Affın kötü ama gerekli olduğunu düşünen birçok Arjantinli bile bebekler konusunda ordunun affedilmesine karşıydı” dedi. Vivanco bebek kaçırma olaylarının sadece Arjantin’de yaşandığına, örneğin komşu Şili’de benzer bir durum olmadığına dikkat çekti.

     

    İki ülke arasında böyle bir fark olmasının en önemli nedenlerinden biri Katolik Kilisesi’nin oynadığı roldü. Arjantin’de askeri hükümeti destekleyen kilisenin, Şili’de Augusto Pinochet hükümetine muhalif olması insan hakları ihlallerinin daha net bir şekilde ortaya çıkmasını sağladı. Arjantin’de din adamları ulusal güvenlik kaygılarını dile getirerek hükümete verdikleri desteği meşrulaştırmıştı.

     

    “HAYATLARIMIZI KURTARDIKLARINI DÜŞÜNÜYORLARDI”

    Montenegro, “Bizi vaftiz ederek Hıristiyanlığa uygun bir şey yaptıklarını ve bize daha iyi bir hayat verdiklerini düşünüyorlardı. Hayatlarımızı kurtardıklarını düşünüyorlardı” dedi

     

    Uzun yıllar boyunca çocukları arama çalışmaları başarısız olsa da son 10 yılda Arjantin hükümetinin girişimleri ve modern teknoloji sayesinde birçok insan gerçek ailelerine kavuştu. Son olarak Ağustos ayında, Laura Reinhold Siver’in gerçek kimliğini öğrenmesiyle bulunan çocukların sayısı 105’e yükseldi.

     

    Ancak yine de birçok kişi için gerçekleri kabul etmek çok zor. Örneğin, bebekliğinden beri Tetzlaff tarafından “güçlü bir ideolojik eğitim” verilen Montenegro’nun gerçekleri kabul etmesi çok uzun sürdü. Montenegro, sokaklardaki solculardan bir el ilanı alsa, “Albay’ın kendisini oturtup saatlerce bölücülerin Arjantin’e yaptıklarını anlattığını” belirtti.

     

    15 YAŞINA KADAR HABERİ OLMADI

    Montenegro, “Ben Arjantin’de bir savaş olduğunu, askerlerimizin demokrasiyi garantiye almak için savaşa gittiklerini ve birilerinin ortadan kaybolduğuyla ilgili söylenenlerin bir yalan olduğunu düşünürdüm” dedi.

     

    Çocukken bu konudaki filmleri izlemesi bile yasak olan Montenegro, 15 yaşındayken, Tetezlaff, bebek çalma olaylarıyla ilgili gözaltına alındı. Beş yıl sonra bir mahkeme Montenegro’ya biyolojik anne-babasının farklı kişiler olduğunu bildirse de Montenegro bunu kabul etmedi.

     

    SONUNDA İTİRAF ETTİ

    2000 yılında baskılara dayanamayarak DNA örneği veren Montenegro kısa bir sür sonra gerçek ailesinin direnişin önemli isimlerinden biri olduğunu ve 13 günlükken ailesinden çalındığını öğrendi. Aynı yıl Tetzlaff, Hilda ve Roque Montenegro’nun 1976’da işkenceyle öldürüldüğü operasyonun liderliğini yaptığını ve Victoria’yı 4 aylıkken evlat edindiğini “kızına” itiraf etti.

     

    Tetezlaff 2001’de Montenegro’yu kaçırmaktan suçlu bulunarak hapishaneye gönderildi. Montenegro ise “babasının” yaptıklarının meşru olduğuna inanmaya devam etti ve 2003 yılındaki ölümüne dek Tetzlaff’ı hapishanede ziyaret etti.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı