"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Ailenize karşı boynunuz kıldan incedir

“Eğitimli de olsanız, ailenize karşı boynunuz kıldan incedir” diyerek anlatıyor bu genç öğretmen yaşadıklarını...

Mezhep ayrımcılığı yüzünden mutluluğu yakalayamayan iki genç insanın öyküsü bu... Bu saçma kutuplaşmanın günümüzde bile sürdüğüne inanmak istemiyor insan. Ama oluyor işte...
Öğretmen bir anne-baba, kendileri gibi öğretmen olarak yetiştirdikleri kızlarını bu inanılmaz düşünce yüzünden mutsuzluğa mahkûm edebiliyor...
Aradan bunca asır geçmiş, medeniyet ilerlemiş, çağdaş insan din, dil, ırk ayrımı yapmamayı öğrenmiş...
Ama gelin görün ki, bu zihniyet hâlâ kapalı kapılar ardında, yüzlerce, binlerce mutsuzluğa neden olabiliyor...

Sevdiğim adamdan vazgeçmeye zorlandım

Merhaba Güzin Abla, ben 28 yaşında bir öğretmenim. Eğitimli insanların başına bunlar gelmez diyenlere anlatmak istediklerim var. Eğitimli de olsanız, ailenize karşı boynunuz kıldan incedir...
2003 yılında öğretmen olarak atandım ve okuluma gidip öğretmen arkadaşlarımla tanıştım. Daha o ilk gün, gözleri parlayarak gözümün içine bakan matematik öğretmeni arkadaşı fark ettim.
Ben henüz atanmadan, “Okula ıngilizce öğretmeni olarak bir hanım atanırsa o benimdir, bilmiş olun” demiş arkadaşlarına. ıçine doğmuş gibi! O ilk günden itibaren okula zevkle gittim. Ama daha önceden görüştüğüm biri vardı.
Onunla evlenmeyi düşünüyorduk. Benim atanmamı beklemişti evlenmek için. Ona göre artık her şey hazırdı. Ama ben okuldaki matematik öğretmenine gün geçtikçe daha fazla bağlanmaya başlamıştım.
Okuldaki tüm öğretmenler de bizim birbirimize çok uygun olduğumuzu söylüyordu. Zaten hemen hemen her anımız birlikte geçiyordu. Sabahları okula birlikte gidip birlikte dönüyorduk. Arkadaş toplantılarına beraber zaman geçiriyorduk. Çok da eğleniyorduk.
BABAM “YA O YA DA BıZ, SEÇıMıNı YAP” DEDı
Bir yıl böyle geçti. O senenin sonunda ben ısrarlarına dayanamayıp, görüştüğüm kişiyle nişanlandım. Ama nişandan iki ay sonra da okuldaki öğretmen arkadaşıma tüm duygularımı açıkladım.
O da benimle aynı duyguları paylaştığını ama nişanlı olduğum için benden uzak durduğunu söyledi. Ve ben nişanı attım. Özgürce onunla çıkmaya başladım.
ıki ay sonra benimle evlenmek istediğini söyledi. Benim de hayattaki tek isteğim onun eşi olmaktı. O kadar mükemmel biriydi ki... Yalan söylemeyen, dürüst, işini hakkıyla yapan, sevdiğine sahip çıkan, güvenilir, sadık, sevgi dolu... Ondan başkasıyla mutlu olamayacağımı biliyordum...
BEKLEMEKTEN SIKILDI BAşKASIYLA EVLENDı
Önce babamla konuşmayı uygun buldum. Ve işte o gün hayatımın kâbusu başladı. Babam mezhep farklılığı yüzünden ilişkime karşı çıktı. “Eğer onunla evlenirsen, bizi kıyamete kadar bir daha göremezsin, seçim senin” dedi. Ailemin tek çocuğuydum, benim için her şeyi yapmış ailemi yüzüstü bırakıp sevdiğim adama gidemezdim. Ama onu da bırakamazdım...
ıki sene boyunca gizli kapaklı görüştük. Zamanla bir çare bulurum sandım ama olmadı. Sonunda başka bir yere tayinim çıktı. Tayinimin çıktığı yere gittim. Ama sevdiğim adamın yüzünü görmeyeceksem benim için okula gitmenin de bir anlamı kalmamıştı. ıstifa ettim.
Aradan iki yıl geçti. Yapamayıp, yeniden göreve döndüm. Ancak sevdiğim adam beni beklemekten sıkılmış ve iki ay önce bir başkasıyla evlenmişti.
Öğretmen bir ailenin çocuğu olmama rağmen bu anlamsız mezhep ayrımının ortasında kaldım. Tüm hayallerimi üstüne kurduğum sevdiğim adamdan vazgeçmeye zorlandım. Halen ailemle birlikte yaşıyorum ama onlara her baktığımda, sevdiğim adamı onlar yüzünden kaybettiğimi hatırlıyorum.
Ölene kadar evlenmeyi düşünmüyorum. Ve her şeye rağmen bir gün yine bana döner diye bekliyorum...
Rumuz: Umutsuz vaka

X