Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Aile yanında bile işkence yaptık

    Hürriyet Haber
    13.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 13.02.2000 - 00:01

    Vahşet örgütü Hizbullah'ın yakalanan militanlarının itirafları, Amerikan filmlerindeki en vahşi şiddet ögelerini bile geride bırakıyor. Hizbullah, en sadık adamlarına, ailelerinin yanında işkence yapmaktan çekinmemiş...

    HİZBULLAH'ın Diyarbakır askeri kanat sorumlusu ve sorgucu Sami - Cemalettin kod adlı Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Mehmet Arıca, Hizbullah adına yapılan işkenceleri ve işkence sırasında ölenleri ayrıntısıyla anlattı.

    Örgüt mensuplarının da aralarında yer aldığı kişileri nasıl sorguladıklarını ayrıntılarıyla anlatan tutuklu Mehmet Arıca, işkence yaptıkları kişilerin inlemesine bile izin vermediklerini ve sorguların bir bölümünü ailelerin bulunduğu evlerde, insanlar günlük yaşamlarını sürdürürken de devam ettiklerini söyledi.

    Örgütün isteği üzerine tıp fakültesinde öğrenimine ara verdiğini anlatan Mehmet Arıca, 1996 yılında kendi sorumluluğunda örgüt içinde bir sorgu birimi oluşturulduğunu; bu birimin cezaevinden çıkan örgüt mensuplarını sorguladığını, sorgulanan örgüt üyeleri ile ilgili bilgileri, hazırlanan gözaltı formlarına yazdıklarını söyledi.

    İNLEMEYE İZİN YOK

    İşkenceli sorguların gece yapıldığını belirten Arıca, işkence ettikleri kişilerin inleyip ses çıkarmaması için ölümle tehdit ettiklerini, sorgulananların dayanılmaz acılara rağmen seslerini çıkarmadıklarını anlattı.

    Arıca, Diyarbakır'ın Çınar İlçesi Pembeviran Köyü'nde MİT ajanı oldukları gerekçesiyle Hatip Pirizade ve Yasin Özalp adlı örgüt üyelerini aylarca sorguladıklarını belirtti.

    Arıca, Diyarbakır kent merkezinde örgüte yakın kişilerin evlerinde de birçok işkenceli sorguya katıldıklarını anlattı. Arıca, sorgu yapılan evde oturan ailenin tanınmaması için yüzünü kapıya çevirerek odaya girdiğini, aile fertlerinin kahvaltı yaptıkları sırada dahi, bitişik odalarda sorgu yaptıklarını söyledi.

    Arıca, evde yapılan sorgu sırasında Hasan Bozan adlı kişinin işkence sırasında öldüğünü belirterek, olayı şöyle anlattı:

    ‘‘Hasan Bozan'ın elleri, ayakları, ağzı ve gözleri bağlanıp bir sandalyeye oturtulmuştu. Teybi çalıştırdık. Bozan sorguda, örgüte ihanet etmediğini söyledi. Bu sırada Abdulvahap Ekinci kafasına rast gele yumruklar atmaya başladı. Ben de kaba yerlerine birkaç defa vurdum. Hasan Bozan'ın yumrukların etkisi ile burnunun kırıldığını farkettim. Burnundan sürekli kan geliyordu. Daha sonra darbelerin etkisi ile kafasını birkaç sefer duvara çarptı. Bozan'ı gürültü çıkarması halinde öldüreceğimizi söyleyince ses çıkarmadı. Ertesi günün sabahı sorgu için eve ikinci gelişimizde Hasan Bozan'ın öldüğünü farkettim. Bozan'ın burnu yediği darbelerin etkisi ile şişmiş ve akan kanı da pıhtılaşmıştı. Ağzı da tamamen sıkı bir şekilde bant ve bezle kapatılmıştı. Bu durumda şahsın nefes alması hemen hemen imkansız gibi görünüyordu. Bir süre sonra Bozan'ın cesedinin huzurevlerinde bir yere atıldığını Abdulvahap Ekinci'den duydum.’’

    Kendi militanını öldürüp evini soymuş

    Mehmet Arıca, Pembeviran Köyü'nde Şehmus Kınay adlı kişinin evinde örgütün Saraykapı sorumlusu Yılmaz Gökçe'nin işkence sırasında öldüğünü söyledi. Arıca işkenceli olayı şöyle anlattı:

    ‘‘Yılmaz Gökçe'nin eli, ağzı ve gözü bağlanmıştı. Nöbetçiler çıktıktan sonra kendisinin ağzındaki bant ve bezleri çözdükten sonra teybi çalıştırdık. Ses çıkarmaması gerektiği konusunda ikaz yaptık ve aksi taktirde öldürüleceğini söyledik. Sait, kendisini kaba dayak ile döverek zorlamaya başladı. Rastgele vuruyordu. Vurulan darbeler üzerine Yılmaz Gökçe yere düştü. Dikkatlice muayene ettiğimde öldüğünü anladım. Bunun üzerine Sait, nöbetçileri çağırdı. Nöbetçiler Yılmaz Gökçe'nin cesedini alıp evden götürdüler.’’

    Gökçe'nin ölümünden sonra MİT ajanı olup olmadığı konusunda şüpheye düştüğünü, bu nedenle evine girip arama yaptığını vurgulayan Arıca, evin gizli bölmesinde bulduğu 2 bin dolar, 3 bin 810 mark ve 6 adet pul altını aldığını ve bu paranın bir bölümünü örgüte aktarıp, geri kalanını kendisinin harcadığını itiraf etti.

    Fazilet'in Gençlik Kolları Başkanı Hizbullah militanı

    HİZBULLAH operasyonu çerçevesinde Ankara'da gözaltına alınan ve tutuklanan Hizbullah militanı Dursun Uslu'nun, Etimesgut Fazilet Partisi Gençlik Kolları Başkanı olduğu ortaya çıktı. Uslu'nun eşinin de FP Kadın Kollarında çalışmalar yaptığı belirlendi.

    Dursun Uslu ifadesinde, ‘‘Ben Etimesgut Fazilet Partisi Gençlik Kolları Başkanlığı'nı yürütüyorum. Ben camilerde ve parti içinde ders vererek, Hizbullah örgütüne üye kazandırmak için siyasi faaliyet yürütüyordum’’ dedi.

    Hizbullah avukat bulamıyor

    Tüm ülkeyi dehşete düşüren Hizbullah militanlarını savunacak avukat bulunamıyor. Bazı militanların yakınları aracılığıyla talepte bulundukları avukatlardan bazılarının, ‘‘Davanın niteliği itibarıyla ihtisas alanımıza girmiyor. Hukuki yararım olamaz’’ gerekçesiyle ‘‘vahşet’’ davalarını kabul etmedikleri öğrenildi.

    Mahkeme aşamasında yasa gereği baro tarafından görevlendirilecek olan avukatların da aynı mazereti bildirerek duruşmalara girmeme yetkisinin olduğu anımsatıldı. Bir Emniyet yetkilisi de ‘‘Benzer örgüt soruşturmalarında sanık avukatları müvekkillerinin hukuki haklarını korumak için gelirlerdi. Şimdiye kadar Hizbullahçıları ne arayan ne de başvuruda bulunan oldu’’ dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı